Çorum’un bir köyünde çocuk yaşta omuzlarına yüklenen ağır sorumluluklarla başlayan, dağılan bir aileyi toplama gayretiyle şekillenen sarsıcı bir yaşam öyküsü. Nesibe Aydın, 13 yaşında çocukluğunu geride bırakıp evlendirilmiş, 14 yaşında anne olmuş bir kadın. Ancak o, kendisine biçilen “kaderi” kabul etmek yerine; açıköğretimle eğitimini tamamlayarak, bilgisayar kurslarına giderek ve mutfaktaki yeteneğini bir iş modeline dönüştürerek kendi yolunu çizmeyi başarmış. Bugün KOSGEB desteğiyle kurduğu dükkanında, evindeki tencereleriyle başladığı gastronomi yolculuğunu kurumsal bir işletmeye dönüştüren Aydın, “yapamazsın” diyenlere inat, emeğin ve vazgeçmemenin en somut örneğini sunuyor.
“Öğretmenim beni aldı ağlaya ağlaya yıkadı. İlk defa o zaman gördüm; bir anne çocuğunu sevebilirmiş.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Nesibe Aydın. 1981 doğumluyum, Çorum’un bir köyünde dünyaya gelmişim. Çok durumu olan bir aile değildik. Babam ve annem tarladaydı, ben de kardeşlerime bakıyordum. O zaman bile büyük insan telaşı vardı bende. 13 yaşında babam felç geçirdi, durumu ağır olunca beni evlendirdiler. Kız kardeşimi bir amcaya, bir kardeşimi yurda, öbür kardeşimi ise İstanbul’da bir amcanın yanına verdiler ve bizi dağıttılar. Sonrasında tekrar bir araya geldik, ben topladım onları.
Kendi kazandığım para çok tatlı geldi.
Ben 14 yaşında anne oldum, daha küçücük yaştaydım. Bir gün okula gittim, öğretmen dedi ki ‘’Benim oğlumun kuru boyaları var, git sen onları al kullanırsın sonra yerine koyarsın.’’ dedi. Sonra arkamı döndüğümde sırtımdaki kan izlerini görmüş, bir gün önce annem beni dövmüştü. Öğretmenim beni aldı ağlaya ağlaya yıkadı. İlk defa o zaman gördüm, bir anne çocuğunu sevebilirmiş, şefkat ve sevgi neymiş öğretmenimde gördüm.



Annenizin hikayesini anlatır mısınız?
Benim annem de küçük yaşta evlendirilmiş. Hamileyken eşinden ayrılmış, sonrasında kendi babaları kabul etmemiş. Babam ise doğuştan rahatsız bir adam, köyde hiç kimsesi yok ona vermişler. Onun yaşadıkları da hiç kolay değil. Çok aç kalmış ve ezilmiş, hep korkuyla büyümüş ama mücadelesi zayıftı. Daha güçlü olabilirdi, biz dağılmayabilirdik. Her zorluğa rağmen anne dediğin evlatlarının peşini bırakmamalı bence.
Kırılma noktanız ne zaman oldu?
1994 yılında kar yağıyordu köyde, bana düğünün oluyor dediler. Gelin oldum, evlendim. Ben kedilerle buzağılarla oynarken bir anda gelin olmak zorunda kaldım. Bunu da eşim annesi ve babasıyla birlikte kalabalık bir ailede yaşıyordu o zaman anladım. Her işi bana yaptırırlardı, evde gelin değil hizmetçi olarak görülüyordum. Benim kırılma noktam kızımın doğumu oldu. 14 yaşında Cansuyu, 16 yaşında Can’ı doğurdum.
Ne zaman çalışmaya başladınız?
Eşime ‘’Bizim ayrı evimiz olsun.’’ dedim ve ilk defa o zaman bir şey istedim. Kötü de olsa gecekonduya çıktık. Eşim inşaatta çalışıyordu, topladığı fayansları getirirdi kendimize mutfak ve tuvalet yaptık. Yazın çalışıyordu, kışın iş olmadığı için yatıyordu. Ben kendime tuhafiye işi buldum, el işi yapmaya başladım. Sonrasında açıköğretimle liseyi bitirdim. Bilgisayar kursuna gidip muhasebeyi öğrendim.
Okulda çalışırken bir tane öğretmen ‘’Nesibe benim misafirim gelecek, zamanım yok bana mantı büker misin?’’ dedi. Daha önce hiç mantı yapmamıştım ama kabul ettim ve yaptım. Ertesi gün öğretmen bana ‘’Çok güzel olmuş, bir daha yap.’’ dedi. Böyle boş zamanlarımda sarma sardım, erişte kestim, tarhana yaptım ve kendi kazandığım para o kadar tatlı geldi ki.
”Kadınlara ‘vazgeçmeyin’ diyorum. Kendilerini ezdirmesinler; iyi düşünsünler, iyi olsun.”
Dükkanı ne zaman kurdunuz?
Bu şekilde çalışmak yetersiz gelince KOSGEB’e başvurdum. Dükkan aradım. Herkes bana ‘’Yapamazsın, edemezsin.’’ dedi. Sonrasında dükkan bulup açtım, evdeki tencerelerimi oraya götürdüm ve çalışmaya başladım. Sonrasında kurumsal bir firmadan iş alınca ikinci dükkanı açtım. Ama araya pandemi girdi ve işimiz durdu. Sonrasında tekrar çalışarak işyerlerine, ofislere ve evlere kiloyla satış yapmaya başladık.
Kadınlara ne tavsiye edersiniz?
Benim kızıma tek söylediğim şey beni örnek alın oldu. Üniversiteye gitmek istemedi, ağlaya ağlaya gittik, orada tek başına bırakıp döndüm, okumak istemedi. Ama okuyacaksın dedim. Kadınlara vazgeçmeyin diyorum. Yapabilirsin, iyi düşünün iyi olsun diyorum. Kendilerini ezdirmesinler, kimseye muhtaç olmadan ekmeklerini kazanabilirler.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
