İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda, hastane koridorlarından kokoreç tezgahına uzanan sıra dışı bir dönüşüm hikayesi bu. Oğuzhan Sayı, başlangıçta baba mesleğine dirense de, babasının vefatının ardından gördüğü bir rüyanın izinden giderek Ozzie’s Kokoreç’i hayata geçirdi. Yıllarca kapalı kalan aile dükkanını, içine uykuluk ve sakatatlar eklediği kendine has tarifiyle yeniden canlandıran Sayı; Ayhan Sicimoğlu, Vedat Milor ve Fatih Altaylı gibi duayenlerin de uğrak noktası olmayı başardı. Bugün 4 aylık rezervasyon listeleriyle tanınan Ozzie’s, sadece bir yemek mekanı değil; babaya olan borcun ödendiği, kokorecin bir “kültür” olarak yaşatıldığı ve kimyonun örtücü kokusuna ihtiyaç duymayan tertemiz bir lezzet durağı.
“Babam bu işi yapmamı hiç istemedi, okumam için çok uğraştı.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Oğuzhan Sayı. 1986 yılında Taksim’de doğdum. Çocukluğum Beyoğlu’nda geçti ve İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi’nde uzun süre çalıştım. Babamla anlaşamıyorduk, benim okumamı istediler ve çok uğraştılar. Ben bu işi yapmak istemedim, çok kavgalar yaşadım. Babamı kaybettikten sonra ise rüyamda kokoreç yaptığımı gördüm.
Aylarca tek başıma dükkan açtım, siftah etmediğim günler oldu.
Babam hastayken dükkan 4-5 yıl kapalı kaldı. Ben zaten kendi mesleğimle uğraşıyordum. Sonrasında buraya gelerek kokoreç yapmaya başladım. İki tür kokoreç yaptık, biri geleneksel kokoreç, diğeri ise ben kokoreç yaparken içine uykuluk ve sakatatlar ekleyerek yeni bir şey oluşturdum. Biz etkinliğe gittiğimizde, millet kokoreç yemek için kuyrukta bekliyordu.



Bu işi açmaya nasıl karar verdiniz?
Ben önceden tecrübesizdim ama o etkinlikte ilgiyi gördükten sonra burayı açma kararı aldık. İlk aylarda siftah atamadım. Tek başıma her gün sabah 9’da dükkanı açtım, hem temizliği yaptım, hem kokoreç pişirdim. Dükkanı açtığımda babamdan yarım kalmış suyu gördüm ve en büyük cezayı orada aldım.
Buraya hangi gurmeler geldi?
Ben bir gün televizyonda Ayhan Sicimoğlu’nu gördüm. Twitter üzerinden ona yazdım ve dükkanıma gelip kokoreçimin tadına bakmasını önerdim. Aylarca o dükkana gelecek umuduyla çok güzel kokoreç yaptım. Sonra bir gün telefonum çaldı ve ‘’Senin dükkana geliyoruz, yolu tarif et.’’ dedi. Buradan bir fotoğraf paylaştıktan sonra telefonlarım susmamaya başladı. Onun sayesinde rezervasyonlar doldu, 4 ay sonrasına gün veriyorum artık. Onun dışında Vedat Milor geldi, Fatih Altaylı geldi.
Neden babanızın işine geçme kararı aldınız?
Benim babama borcum var, o bana bunu öğretti. Babamın çalışmasına, bize bakmasına hayrandım. Kredi kartı kullanmamıza bile kızardı, ‘’Cebinde paran yoksa harcamayacaksın.’’ derdi. Çok değerlerine sahip çıkardı. Ben de onun hikayesine sahip çıkmak istedim.
”Kokoreç karın doyurmak için değil, damak zevki için yenir.”
Lezzetli kokoreç nasıl yapılır?
Kokoreç damak zevki olan bir yemektir, karın doyurmak için yenmez. Tarihsel olarak yüzyıllar öncesine dayanıyor. Önceden fakir halkın ulaşabildiği bir yemek iken, son yüzyılda kokoreç bir kültür haline geldi. En iyi kokoreç için, etin temizliğini düzgün yapmak gerekir. Kokoreçin içine kimyon konulmaz, kimyon örtüdür, koku gidericidir.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
