Haberler

Reklamcılıktan Çikolata Ustalığına: Asuman Tatlısının Hikayesi

Marmara Üniversitesi İşletme mezunu bir reklamcıyken, plazaların “dokuz-altı” döngüsünü reddedip sokağın gerçekçiliğine adım atan Yılmaz Cihan, bugün Moda’nın en ikonik lezzet duraklarından birinin mimarı. Çocukluğunu geçirdiği Almanya’dan gelen çikolata aşinalığını, Belçika’da aldığı profesyonel eğitimle birleştiren Cihan, “Asuman” adını verdiği dükkanında geleneksel isimleri modern lezzetlerle buluşturuyor. Elde kalan kavanozları değerlendirirken tesadüfen doğan Asuman tatlısı, bugün Dubai’den Kuveyt’e uzanan uluslararası bir başarı hikayesine dönüşmüş durumda.

“Asuman tatlısı aslında elimde kalan boş kavanozları değerlendirme fikriyle doğdu.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Yılmaz Cihan. 1985 doğumluyum, Çorumluyum. Üniversite için geldim İstanbul’a. Çocukluğumun bir kısmı Almanya’da geçti. Marmara Üniversitesi’nde İşletme bölümünü okudum. Pazarlama ve iletişim bölümünde çalıştım, reklamcılık yaptım, en sonunda ise çikolatacı oldum. Sabah 9’dan akşam 6’ya kadar çalışma fikri benim çok başarabileceğim bir fikir değildi. Biraz daha gerçekçilik istedim, sokakta bir hayat istedim. 

Tatlılarımıza annelerimizin, teyzelerimizin isimlerini veriyoruz.


Neden çikolata?

Ben önce esnaf olmaya karar verdim, çikolata ondan sonra bir yöntem olarak geldi. Çocukluğum Almanya’da geçtiği için, ben çikolatayla büyüdüm. Aşinalığım çok fazlaydı. Kaliteli çikolata ile ilgili hassasiyetim var, yaptığım işlerden dolayı çikolata pazarına hakim oldum. Çikolata firmalarıyla çalışırken ben de pazarı öğrenmiş oldum. Çok olmasa da bir birikimim vardı ve ben onu sermaye olarak kullandım. Aslında dükkan açmaya yeterli bir birikim değildi. 

Moda sokaklarında gezerken alt katında üretim yapabileceğim, üst katında ise çikolataları müşteriye sunabileceğim ufacık bir dükkan buldum. Öncesinde Belçika’da Çikolata Akademizi diye bir kurum var, oraya gitmem gerekti ve gerçek bir eğitim aldım. Ondan sonra ise hem imalatı kurdum, hem de satış yapacağım alanı düzenledim. 

Bu işi tek başınıza mı yapıyorsunuz?

Başlangıç aşamasında 2 yıl boyunca sadece ben vardım, bir ekibim yoktu. Sabahları imalat yapıyordum, üst katta ise satmaya çalışıyordum. 2 yıl boyunca günde 5-6 müşteriyle dönen bir dükkanım olmuştu. 2 yıl sonunda işi öğrendim. Müşteriler dükkanı öğrenmeye başlayınca hareketlenmeye başladı. işin yürümüyor olması beni bir eşiğe getirdi. 

Dükkanın eksilerini kendimce listeledim, dükkanı insanların vakit geçirebileceği bir hale dönüştürdüm. En önemli dönüşümlerden biri de tatlılar çıkarmak oldu. Ufak tefek değişiklikler sayesinde dükkanın bütün borçlarını ödedim. İlk çıkan tatlımız Asuman, kavanoz içinde çilekli ve çikolatalı bir tatlı ve müşteri tarafından çok sevildi. O yüzden dükkanımıza Asuman adını verdik 

Asuman tatlısı nasıl ortaya çıktı?

Temel fikir aslında çilek ve çikolatayı bir araya getirmekti. Elimde kavanozlar vardı, sipariş iptal olunca elimde kavanozlar kaldı. Sonra bir çilek toptancısı dükkana geldi ve ‘’Ben sana her gün çilek getiririm.’’ dedi. Sonra kavanozları değerlendirdik. Tatlıyı yaptıktan sonra, 1 ay dolmadan tüm Türkiye’ye yayılmış durumdaydı. Bu kadar sevileceğini tahmin etmiyorduk. 

Tatlıların isimleri nereden geliyor?

Biz tatlılara isim koymak için sosyal medyadan öneriler geldi. İlk etapta hiç biri aklımıza sinmedi. Sonrasında bir kişi, ‘’Niye annelerimizin, teyzelerimizin isimlerini koymuyoruz?’’ dedi ve bu fikir aklımıza yattı. Asuman da ilk belirlenen isimdi. Şu an tüm tatlılarımız, annelerimizin ve teyzelerimizin isimleriyle anılıyor. Bu sayede o isimlerin yaşamasına katkı sağlamak istiyoruz. Asuman’ın yanı sıra Feraye var, Mualla var, Nermin var, Neriman var. Bunlar gerçek isimler, anne ve teyzemin ismi, kızımın adı Leyla’yı da tatlımıza koyduk. 

Yurtdışına satış yapıyor musunuz?

Biz 3 yıl eski dükkanda satış yaptıktan sonra oraya sığamadık ve bu dükkanı açmaya karar verdik. Körfez ülkelerinden bize yoğun talepler gelmeye başladı. Kuveytliler, ‘’Biz bu dükkanı Kuveyt’e götürmek istiyoruz.’’ dediler ve orada şimdi 3 tane Asuman dükkanı var. Bir tane Dubai’de dükkanımız var. Türkiye’de de 3 dükkan açtık. 

”İyi çikolata ağza girdiği andan itibaren erimeye başlamalı ve en son kadifemsi bir his bırakmalıdır.”


En sevdiğiniz çikolata hangisi?

Zevk aldığım çikolata, iyi çikolata derim. ama ben tüketici olarak önce bir çikolatayı kırarım, o ses çıkıyor mu, aradaki yüzey cam gibi mi, parlak mı diye bakarım. Ağza girdiği andan itibaren erimeye başlaması lazım, en son çikolata eridikten sonra ağızda kadifemsi bir his bırakır. Bu çok önemli. Eğer pütür pütür biz iz bırakıyorsa, gerekli süreçlerden geçmemiş bir çikolatadır. Ama kadife gibi bir his bırakıyorsa, hem malzeme kalitelidir, hem de iyi bir yolculuk yapmış demektir. 

Hangi ülkeler çikolata konusunda öne çıkıyor?

Avrupa’da yapılan çikolataların çoğu başarılı. Çünkü stabil bir kalite vaat ediyor, standartları var. Belçika, bu işin öncülerinden bir tanesi. Kakao, Hollanda’nın limanına geliyor. 

Çikolatanın yanına ne gider?

Kahve ile çok yakıştırılıyor ama ben kahveyle yakıştığını düşünmüyorum. Sütle daha çok yakışıyor bence. Çikolata bence en çok kadınlar tarafından tercih ediliyor. Müşterilerimizin %70’i kadınlar. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir