Diyarbakır’ın köylerinde defteri kitabı olmadan çobanlık yapan bir çocuğun, bugün İzmir çarşısında nam salan bir ustaya dönüşme hikayesi bu. Diyadin Baran, 35 yıl önce cebinde umutları, heybesinde ise yalnızca azmiyle geldiği İzmir’de; komilikten gevrekçiliğe, yokluktan kendi mangalının başına geçene dek tırnaklarıyla kazıyarak bir hayat kurdu. Bir akşam Alaçatı’da gördüğü bir dükkanla vizyonunu değiştiren, dondurma çubuğunu çay kaşığı yaparak başladığı yolculuğunda bugün günde yüzlerce kumru satan Diyadin Usta ile; gurbeti, aileyi ve “İzmir’de hayat var” dedirten o meşhur mangal başı sohbetlerini konuştuk.
“Ben çok çektim, çay kaşığım bile dondurma tahtasıydı.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Diyadin Baran. 1974 Diyarbakır doğumluyum. Evliyim, 3 tane çocuğum var. Ben 5. sınıfa kadar okudum, defterim kitabım yoktu. Hayvanların başında çobanlık yaptım. Sigortamız yoktu, doğru düzgün para kazanamıyorduk. Bu yüzden büyük abimin yanına İzmir’e geldim.
Benim kumrumda sadece Antep biber salçası, keçi peyniri ve sucuk olur.
İzmir’de 3-4 ay çalışıyorduk. Askere gidip geldikten sonra gevrek satmaya başladım. Sonrasında gazinoda işe başladım ve 3-4 yıl orada komi olarak çalıştım. Sonrasında evlendik ve eşimle birlikte taşındık. İzmir’e geldiğimizde evimizde hiçbir şey yoktu. İzmir’e geleli 35 sene oldu, ben bu çarşıda 21 senedir kumru gevrek satıyorum.



Mangalda kumru yapma fikri nasıl ortaya çıktı?
Soğuk kumru yapıyorduk sadece, Alaçatı’ya gittik akşam 10’da, karnımız da açtı. Sonra orada Kumrucu Şevki diye birinin dükkanını gördüm ve ‘’Ben de bunu yapmaya başlayacağım.’’ dedim. Müşterilerimi de alıştırdım. Artık soğuk gitmiyor, mangalda kumru gidiyor.
Mangalda kumru sevilen bir lezzet mi?
Ben çok çektim, çay kaşığım bile dondurma tahtasıydı. Ne tüp vardı, hiçbir şey yoktu. Kumru gevrek sata sata herşeyimi aldım. Kumrudan sonra işlerim çok açıldı. Benim kumrumda sadece Antep biber salçası, keçi peyniri ve sucuk oluyor. Saat 2 olmadan bütün kumrularım bitiyor. Sabah 6 buçukta gelip temizliğimi yapıp işe başlıyorum. Gevrek satıyorum, boyoz poğaça satıyorum, soğuk kumru satıyorum ve 130 tane mangalda kumru satıyorum. 21 senedir bu işi yapıyorum, yiyen insan bir daha gelip yiyor.
Aileniz uzakta mı yaşıyor?
Benim ailem Diyarbakır’da yaşıyor 3-4 yıldır. Oğlum, Buca’da futbol oynuyordu, Diyarbakır’dan bir hoca futbol takımına girmesi için onu oraya çağırdı. Oğlum da ‘’Ben oraya gideceğim.’’ diye tutturdu. Eşim ise ‘’Ben oğlumu yalnız bırakamam, onunla gideceğim.’’ dedi. Futbol oynamak için oraya gittiler ama oğlumun bacağında sorun çıkınca futbol hayatını bırakmak zorunda kaldı. Yakında buraya gelecekler.
”Modern olmayabiliriz, zengin olmayabiliriz ama insanlar bizim sohbetimizi seviyor.”
Diyarbakır’a dönmeyi düşünüyor musunuz?
Diyarbakır’da eskiden çamurdan evler vardı. İzmir’e ilk geldiğimde apartmanları görünce çok şaşırmıştım. Şimdi ise Diyarbakır’daki apartmanların, dairelerin çoğu burada yok. Ama şu anda Diyarbakır’a gitmeyi düşünmüyorum, çünkü orada çalışabilmek için iş yok. Yaşım 60’a geldiğinde o tarafa gitmeyi düşünüyorum.
Herkes bizi seviyor, modern olmayabiliriz, zengin olmayabiliriz ama insanlar bizim sohbetimizi seviyor. Ben dünya malını hiç takmıyorum, nerede eğlence varsa oraya gidiyorum. En iyisi neşeli olup kimsenin kalbini kırmamak. İzmir’de hayat var.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
