İstanbul’un kalbinde, Ali Sami Yen Sokak’ta 28 yıldır değişmeyen bir lezzet durağı var. Eski bir müzisyen ve taksi şoförü olan Rizeli Adem Yazıcı, bir gece gördüğü rüyanın ardından direksiyonu ve notaları bırakıp köfte tezgahının başına geçmiş. Hijyen takıntısı yüzünden her gün manikür yapan, köftesini kimseye el değdirtmeden kendi yoğuran Adem Usta için bu iş sadece karın doyurmak değil; bir dünya markası olma hayali. Müziğin ritmini köftesinin lezzetine katan, “hayallerimin henüz %60’ındayım” diyen Orjin Köfte’nin yaratıcısı ile sokak lezzetlerinin disiplin ve tutkuyla nasıl sanata dönüştüğünü konuştuk.
“Eti kendim seçerim, kendim yoğururum; ikinci bir el değemez.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Adem Yazıcı. Rizeliyim. 40 yıldır Ali Sami Yen Sokak’ta yaşıyorum. Galatasaraylıyım. Ben bu işi kurmadan önce, müzisyenlik yapıyordum. Hem müzisyendim, hem de taksi şoförüydüm. Sonra müzik işinden soğudum ve başka bir işi yapmak gerektiğini düşündüm. ‘’Ne yapayım?’’ derken, köfteci olmaya karar verdim. Ama çok kolay olmadı, çok diyetler ödedim.
Dünyaca ünlü markaların el arabasıyla başlayıp dünyaya hükmetmesi beni çok etkilemişti.
Bu işi nasıl kurdunuz?
Ben bu arabayı Maslak’ta buldum. ‘’Arabaya talibim.’’ dedim. Ben arabayı köfte arabası yapmaya karar verdim. O günden beri de bu arabayla beraber köftecilik işi yapıyoruz. Emin olun ilk 3-4 ayım değişik yöntemler deneyerek geçti. En son yaptığım köfteyi 1 hafta boyunca denedim ve ‘’Tamam bu oldu.’’ dedim. 28 yıldır değişmeyen bir sistemim var benim.



Eti kendim gidip seçip alıyorum. İmalathaneye getirip kendim yoğuruyorum, buna ikinci bir el değmiyor, değerse rahatsız olurum. Görsellik ve hijyen rahatsızlığım var. Her gün manikür yapmak zorundayım, elim temiz olmak zorunda. Çünkü gıda işi yapıyorsunuz ve sokakta yapıyorsunuz. Hijyen çok önemli.
Kaç saat çalışıyorsunuz?
Burası sabah 6’da açılır, akşam 12’ye kadar. Ama genelde 12’ye kadar kalmıyoruz. 1 saat içinde de bitebilir, 5 saat içinde de. Bazen bize kızıyorlar, 10’da geliyorlar ve köfte kalmamış oluyor, onlara da saygı duyuyorum. Sonuçta aç geliyorlar ve köfte bitmiş oluyor.
Hayalleriniz nelerdir?
Büyük keyif alıyorum işimden. Çünkü insanlara damak tadı sunuyorum burada. Ama başlarken, hayallerim çok sıra dışı olmaktı. Hayallerim bir marka yaratabilmekti. Başlarken markaların hayat hikayelerini okudum, dünyaca ünlü markalar el arabasıyla başlayıp dünyaya hükmediyor. O beni çok etkilemişti. Zor oldu ama ben de başardığıma inanıyorum. Ben hepsinin en iyisi olabilmek amacıyla başladım. Bütün yatırımımı insanlara yaptım, hayallerimin daha %60’ındayım. Benim hayalim dünya markası olmak, ülkemi en iyi şekilde temsil etmek.
”Hayalim Orjin Köfte’yi müziğimle taçlandırmak.”
Karadeniz insanı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Karadenizli olmak çok farklı bir şey tabi. Bizim ülkedeki herkese saygımız sonsuz. Tez canlıyız biraz ama zerre kadar kin tutamayız. Saman alevi gibi düşünün, bir anda parlar. İşlerinde çok doğru olurlar, işinin en iyisini yapmaya çalışırlar. Vatanımızı severiz, milletimizi severiz.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
