Adana’nın sokak lezzetleri mirasında kendine has bir yer edinen, hem eliyle hem de gönlüyle tanınan bir isim Abdullah Sultan. Namıdiğer Avdo Dayı, Siverek’in yokluğundan Adana’nın meşhur tantuni tezgahına uzanan 32 yıllık hikayesini tüm samimiyetiyle anlatıyor. Sadece bir tantuni ustası değil, aynı zamanda şehrin “Gariban Babası” olarak bilinen Avdo Dayı ile meslek sırlarından hayatın zorluklarına, Adana sevdasından gelecek hayallerine uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
“Biz yokluğu ve geçimsizliği iyi biliriz.”
Tantuni yaparken bir müşterim, ‘’Sana Abdullah yerine Avdo Dayı diyebilir miyim?’’ dedi. Ben de ‘’Sen bilirsin.’’ dedim, sonrasında herkes avdo demeye başladı. Benim tezgahıma gelen müşteri geri gidemez. Biz hepimiz yokluk görmüş insanlarız. Herkes beni Gariban babası olarak tanır.
Benim tezgahıma gelen müşteri bir daha geri gidemez.
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Abdullah Sultan. 1976 Siverek doğumluyum. Babamız bizi böyle güzel yetiştirdi. Babamız ticaret yapıyordu, iflas etti, evimiz satıldı, bağlarımız satıldı. yokluğu ve geçimsizliği biliriz. Ayakkabı alamazdık, pantolon alamazdık dikerdik. Adana’ya 1985 yılında geldik. Yoksulluktan mecburen gurbete geldik. O zamanlar salça ekmek yesek, sanki bal kavurma yiyormuş gibi lezzetli gelirdi. Buraya geldiğimizde apandisit ameliyatı olmam gerekiyordu ama paramız olmadığı için hastane kabul etmiyordu. Komşumuz yardım etti onun sayesinde ameliyat olabildim.



Bu işe nasıl başladınız?
Maddi durumumuz olmadığı için okuyamadık, ikinci sınıfta okulu bırakıp boyacılık yapmaya başladım. Hamallık yaparak para kazanırdık, annemize götürürdük. Çocukluğumdan beri çalışıyorum, hiç sosyal hayatım olmadı. Ben kebapçıda bulaşıkçılık yapıyordum, bir tantunici dayımız vardı onun yanına giderdim ve işi öğrenmeye çalışırdım. Hevesim vardı o zamanlar. Sonra tantunicide çalışmaya başladım. 1990 yılında ben kendime bir tezgah yaptırdım ve yavaş yavaş başladım. 32 yıldan beri bu işi yapıyorum. Benim lezzeti 90 yılından beri böyle, hiç değişmez. Adana gerçekten tantuniye bayılıyor. Tabi ustası ve tantuni nerede güzelse, insanlar orta gider. Ben sabah 7’de açıyorum tezgahı.
Adana’da yaşamak nasıl bir duygu?
Ben Adana’yı seviyorum, çünkü ekmeğim burada. Güzel bir memleket, Adana bambaşka bir şehir ama kıymetini bilen yok. Garibanlar geçinebilir, pazarı, her şeyi ucuz bir yer. Burada insanlar ‘’Ben ciğer yemeden işe gidemem.’’ diyor.
”Adana bambaşka bir şehir ama kıymetini bilen yok.”
Ben yoruldum artık. En kısa zamanda elemanlarım devam edecek, ben biraz çekileceğim. Böyle hayaller kuruyorum ama işimden de vazgeçemiyorum.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
