Haberler

Kurumsal Hayattan Lezzet Yolculuğuna: Milli Yiyici Murat Çelik

Bankacılık ve sigortacılık gibi kurumsal bir kariyeri geride bırakıp tutkusunun peşinden giden Murat Çelik, namıdiğer “Milli Yiyici”, bugün Türkiye’nin en sevilen lezzet duraklarını milyonlarla buluşturuyor. Adana’nın 24 saat yaşayan yemek kültüründe büyüyen ve aşçılık eğitimiyle bu ilgisini profesyonel bir zemine taşıyan Çelik, “yemediği yemeğin stresini yaşayan” gerçek bir gastronomi tutkunu. Pandemi sonrası hayatında yeni bir sayfa açarak tam zamanlı içerik üreticiliğine geçiş yapan Milli Yiyici ile dijital dünyanın zorluklarını, unutamadığı lezzet duraklarını ve şırdandan yağ somununa uzanan favori rotalarını konuştuk.

“Müdürüme ‘Ya bankada kalacağım ya da sevdiğim işte yükseklere çıkacağım’ dedim.”

Kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Murat Çelik ama insanlar beni Milli Yiyici olarak biliyor. 1988 İzmir doğumluyum. Adanalıyım. Çocukluğumdan beri yemek yemeyi de, yapmayı da çok seven biriyim. Biz zaten ailece yemek yemeyi seviyoruz, yapma işi de girdiği zaman daha keyifli olmaya başladı. Babam memur olduğu için, ben her sınıfı farklı bir şehirde okudum. Anadolu Üniversitesi İşletme mezunuyum. Aşçılığı da yeni bitirdim. Beni bırakırsanız 24 saat mutfakta geçiririm günümü. 

Benim bir mottom var: Yemediğim yemek bende stres yapıyor.


Bu işe nasıl başladınız?

Askerden döndükten sonra bankada çalışmaya başladım. Ardından bir sigorta şirketine girdim ve kurumsal hayatım başladı. O sırada evlendim. İşimi çok seviyordum, insan ilişkilerini geliştirmeme yardımcı oldu. 2014 yılında Instagram yeni yeni popüler olmaya başlamıştı. Portakal Çiçeği Festivali’nin ikincisi düzenleniyordu. İnsanların paylaşım yaptığını görünce, ben de böyle bir sayfa açmaya karar verdim. Yediğimi içtiğimi insanlarla paylaşırım dedim. Ben 1 buçuk yıl uğraştım 10 bin takipçiye ulaşabilmek için. Cumartesi, Pazar olunca ilçe ilçe gezerdim içerik üretebilmek için. 

Sosyal medya için işinizi bıraktınız mı?

Pandeminin ilk yılı bittiğinde bana televizyondan bir program teklifi geldi. Bayağı yorucu bir süreç olduğu için gitmedim. Sonrasında işim önümde engel olmaya başlayınca, işi bırakmaya karar verdim. Müdürüme ‘’Ya bankada kalıp kurumsal hayata devame deceğim ya da sevdiğim işte kariyer yapacağım, yükseklere çıkacağım.’’ dedim. O gün çıkışımı verdiler ve tam zamanlı Milli Yiyici oldum. 

Gideceğiniz yerlere kendiniz mi karar veriyorsunuz?

Birisi bana ‘’Abi şurada bir kebapçı var, dönerci var mutlaka gitmelisin.’’ diyor. Benim mottom var, yemediğim yemek bana stres yapıyor, onu yemezsem strese girerim. O yüzden ilk müsaitliğimde oraya gidiyorum. Genelde önerilerle veya birinden duyduysam o şekilde ilerletiyorum çekimlerimi. 

Bu işten para kazanıyor musunuz?

Ben bu işe kesinlikle para kazanma amaçlı girmedim. Sevdiğim şeyin üzerine gittim ve olay buralara geldi. Hiçbir zaman parayı önceliğime koymadım. Para kazanma hırsı yapsaydım bugünlere gelemezdim. Tabi ki Youtube’dan gelir elde ediyoruz, kurumsal markalarla anlaşma yapıyoruz ama işimi sevdiğim için yapıyorum. 

Youtube videoları çekmeye ne zaman başladınız?

Youtube emek işi, kolay bir iş değil. Benim kitlem Instagram’daydı ve onlar Youtube’a gitmiyordu. Para kazanmaya başlamak için youtube’da belli kriterler var, yolda takipçilerimi görünce ‘’Telefonu çıkarın bana abone olun.’’ diyordum. Benim montajlarımı eşim yapıyordu. 

”Adana gibi 24 saat yemeğe ulaşabildiğiniz bir şehirde büyümenin avantajı tarif edilemez.”


En çok hangi yemekleri seviyorsunuz?

Ben sakatat yemeklerinin hastasıyım. Acılı yemekleri çok seviyorum. Biz şehir olarak yemek yemeyi çok seviyoruz ve 24 saat yemeğin olduğu bir şehirdeyiz. Geçen yıllarda Kars’a gittim ve gece 3’te çorba içmeye çıktık ama çorbacı kapalıydı. Adana’da 24 saat yemek var, kebabı da bulursun, böreği de, çorbayı da bulursun. Lezzetli yemeklere gelecek olursak, bence şırdan dünyanın 8. harikası, ben çok seviyorum. Konya’nın yağ somununu ikinci sıraya, çiğ köfteyi de üçüncü sıraya koyarım. Samsun’un çakallı menemeni çok iyidir.


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir