Türkiye’de bir ilke imza atarak köy kadınlarına özel ilk dayanışma derneğini kuran Sermin Cakalıoğlu, sadece bir dernek başkanı değil, aynı zamanda bir yerel kalkınma mimarı. Kendi deyimiyle “evlere hapsolup körelmeyi” reddeden Cakalıoğlu, 9 cesur kadınla yola çıkarak Saitabat Köyü’nün çehresini değiştirdi. Kültürel mirası korumak ve kadınların ekonomik özgürlüğünü sağlamak amacıyla yola çıkan bu ekip, bugün 21 çeşit doğal kahvaltılık ürünüyle bir marka haline gelmiş durumda.
“Farkında olmadan Türkiye’de ilk defa köy kadınlarına ait bir dernek kurmuşuz.”
Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği. Farkında olmadan biz Türkiye’de ilk defa köy kadınlarına ait bir dernek kurmuşuz. Aile bütçesine katkıda bulunacak, kadınlarımız sosyalleşecek, özgüvenlerini kazanacaklar. Burası benim evimden değerli. Ben evimde bu kadar çalışmadım. Kimseye muhtaç olmadan kendi açlığımızı kendimize aldık. İnsan isterse her şeyi yapar, hele de kadın isterse başaramayacağı iş yoktur.
21 çeşit kahvaltılık ürün yapıyoruz ve bunların hepsini kendimiz doğal bir şekilde hazırlıyoruz.
Kendinizden bahseder misiniz?
İsmim Sermin Cakalıoğlu. Bursa doğumluyum. Ben ilkokula kadar okudum ve okumak istedim. Ama kız çocuğu olduğumuz için, babam okutmadı. Öyle olunca dikiş nakış öğrenmek için bir yere yazıldım. 2 senede diploma aldım. 25 yıl dikiş diktim ama paralı iş olmadı. 19 yaşında evlendim ve bel fıtığı gibi rahatsızlıklardan dolayı dikiş dikmeyi bıraktım.



Derneği kurmaya nasıl karar verdiniz?
Eşim turizmciydi. Bir gün Cumalıkızık Köyü’ne misafir götürdük birlikte. Ortamdan çok etkilendim ama tarzı hoşuma gitmedi, çünkü bireysel ticaret yapılıyordu. Keşke bizim köyde de olsa dedim, kendi köylerine sahip çıkıyorlar diye düşündüm. Sonrasında dernek kurma fikri aklıma geldi. Eskiden insanlar birbirine yardım ederek paylaşırlarmış, biz de bunu dernek çatısı altında yaparsak daha ciddi bir kuruluş olur dedim. Arkadaşlarımı aradım, bazıları ‘’Ablacım teşekkür ederim teklifin için ama ben ilkokul mezunuyum yapabilir miyim?’’ dedi. ‘’Benim senden hiçbir farkım yok, bende ilkokul mezunuyum, kendimizi evlere hapsedip körelmenin kabuğuna çekilmenin anlamı yok’’ dedim.
Biz 9 kişiyle dernek kurmaya karar verdik. Kendim oturdum tüzük yazdım, derneği kurmak için gerekli kişileri ikna ettim. Amacımız köyümüze sahip çıkmak, kültürümüze sahip çıkmak, kültürümüz yok oluyor dedim. Ben pes etmedim. Herkes ‘’3-4 aya kapanır bunlar.’’ diyordu ama şimdi ‘’En güzelini kadınlara kaptırdık.’’ diyorlar. Toplantılarda dernekçiliğin gönül işi olduğunu anlattım.
Dernek faaliyeti olarak ne yapıyorsunuz?
Baş tarafa gözleme yeri yaptık. Yaz sezonunda piknikçilere satmaya başladık. Bütün kadınlarımız yaptığı ürünleri getirsin dedik. İlk başta utandılar, ‘’Siz yapın, biz satalım.’’ dedik. Ellerine peşin para verdim ve para kazanmaya başlayınca herkes heveslendi. Haftanın 2 günü üretim günüdür, kaçta gelip kaç saat çalışıyorlarsa parasını alıyorlar. 21 çeşit kahvaltılık ürün yapıyoruz ve bunların hepsini kendimiz doğal bir şekilde yapıyoruz.
Buranın inşaatına çok para harcadık. Bankadan kredi almak için evimi ve dükkanımı ipotek ettirdim. Her gelen ‘’Burası kimin konağıydı?’’ diye soruyor. Ben de onlara ‘’Burası yeni yapıldı.’’ diyorum. Kültürümüzü yaşatmak için böyle bir mekan oluşturmaya çalıştık. Bu iş bir ekip işi, herkes bana inandı, ben de onlara inandım ve güvendim. Yola çıkıp başarıyı öyle elde ettik.
”Eskiden kadınlarımız dondurma yemeye bile inemezlerdi, biz köyün imajını değiştirdik.”
Derneğin kadınlar üzerindeki etkisi ne oldu?
Derneğe herkes gönüllü geliyor ve gelenlerin ismi yazılıyor. Sonrasında onları geziye götürüyoruz. Karadeniz gezisi kaldı, Türkiye’nin birçok iline gittik. Daha ilk zamanlar Konya’ya gezi düzenledim. Mevlana’yı ziyaret ederken bana ‘’Yavrum sen bizi nerelere getirdin, biz paramız olsa da buraya giremezdik, ne kadar teşekkür etsek azdır.’’ dediler. Dernekle birlikte böyle yerleri görünce onların da ufku açıldı. Eskiden kadınlarımız dondurma yemeye bile inemezlerdi, biz köyün imajını değiştirdik. Geriye dönüşü başlattık ve göçü engelledik. Burası tatil köyü gibi oldu.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
