İşletme dünyasından gastronomiye uzanan bir vizyonun, geleneksel Türk dışarıda yeme alışkanlıklarını dönüştürme hikayesi. Yiğit Mısırlı tarafından Moda’nın kalbinde hayata geçirilen Say Cheese, “makarnayı evde yemek” tabusunu yıkarak, taze İtalyan makarnasını ulaşılabilir ve dinamik bir formatta sunuyor. İtalyan şeflerin “bu hızda olmaz” dediği süreci, kaliteyi bozmadan pratikleştiren marka; dev tekerlek parmesanlarda harmanlanan özel reçeteli sosları ve taze açılan hamurlarıyla gastronomi dünyasında ezber bozuyor. Günde 7 makarna satarak başlanan butik serüven, bugün sosyal medyanın gücü ve doğru konseptin birleşimiyle yüzlerce insanın kuyruğa girdiği bir fenomen haline gelmiş durumda.
“İtalyan şefler ‘tutmaz’ diyerek gözümü korkuttu.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Yiğit Mısırlı. Koç Üniversitesi, İşletme mezunuyum. İtalyan mutfağını oldum olası çok seviyorum. Özellikle makarnayı çok seviyorum. Eşimin de bir İtalya geçmişi var. Bununla ilgili birkaç video izledikten sonra ‘’Neden olmasın, Türkiye’de bu alışkanlık yok.’’ dedim. Daha çok fastfood denilen şey burger ve pizza üzerine yapılmış. Sonrasında bunu makarna üzerine yapabilir miyiz dedim ve araştırmaya başladım.
Türk kültüründe dışarıda makarna yemek hiç alışılagelmiş bir durum değildi.
Bu işi kurmaya nasıl karar verdiniz?
Arkadaşımın restoranında İtalyan şefle birlikte çalışıp nasıl yapabileceğimizi öğrendim. Reçeteyi düzenledik, pratik hale nasıl getirebiliriz diye çalışmalar yürüttük. Gençlerin yoğunluklu olduğu bir bölgede daha iyi gidebileceğini düşündüm ve Moda sokaklarında yürürken, bu dükkanı gördüm. Butik şekilde başlayıp büyümesine tanık olduk. İtalyan şefler bunun tutmayacağını söylediler ve gözümü korkuttular. Çünkü parmesan peynirinin ve makarnanın bu kadar pratik servis edileceğini düşünmüyorlardı.



Misafirlerimiz bu konsepti o kadar çok beğendiler ki, Instagram ve Tiktok gibi farklı mecralarda kendimi görmeye başladım. Tamamen hayallerimin ötesinde bir büyüme gerçekleşti. Ben misafirlerimize yetişebilmek için kapasiteyi arttırdım ve elimden geleni yapıyorum. Özellikle yaptığım bir şey olmadı. Taze makarna kullandım ve soslarımı hazırladım. Bir nevi ezber bozdum diyebilirim. Makarnayı kendimiz açıyoruz ve sosları yapıp sunuyoruz. Kolay gibi gözüküyor ama çok özenle yapılması gereken bir iş.
Şubeleşmeyi düşünüyor musunuz?
Biz aslında butik bir şekilde başladık ve şu an yan yana üç dükkan açtık. Tek bir dükkandan üç ayrı dükkana çıktık ve süreci kontrol etmeye çalışıyoruz. Bazen sosyal medyadan makarnanın kalın olması ve pişmemiş olması üzerine yorumlar alıyoruz ama İtalyan makarnası al dante denilen az pişmiş şeklinde pişirilir. Kalın olması ise parmesan peynirinde sunduğum için, lezzetin harmanlanması için kullanılıyor.
Sizi farklı kılan nedir?
Hamurlar her gün taze olarak açılıyor. Siparişten 5 dakika önce açılıyor ve piştikten sonra servis ediliyor. Makarnaların tazeliği ve kalitesi ise başarıyı getiriyor. Ardından kendi reçetemiz olan soslarla süsleyip sunuyoruz.
Sosyal medyanın etkisi oldu mu?
Ben burayı açarken sosyal medya gücünün farkındaydım. O yüzden tamamen misafirlerin önünde açık mutfak şeklinde yapmak istedim. Görsel bir şekilde misafirlerimize makarnayı anlatabiliyoruz. Onlar resim ve video çekerken, tamamen onların seçimlerine göre makarnayı hazırlıyoruz.
”Hamurlarımız her siparişten sadece 5 dakika önce taze olarak açılıyor.”
Dışarıda makarna yemek Türk kültürüne uygun mu?
Türk kültüründe dışarıda makarna yemek hiç alışılagelmiş bir durum değil. Bu noktada ilk olabildik ve bu tabuyu kırdığımıza inanıyorum. Evde yenen makarnadan çok farklı olduğunu söyleyebilirim. İnsanların bu lezzet için sıraya girmeleri beni mutlu ediyor. Günde 7 makarna sattığım günlerden, hafta sonları 600-700 makarnaya ulaşıyoruz.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
