Haberler

Endüstriye Karşı Bir Direniş: Aysun Sökmen’in Şifa Çiftliği

Aysun Sökmen’in hikayesi, sadece bir hayvancılık işletmesi kurma öyküsü değil; esnemeyi, kabullenmeyi ve doğaya minnet duymayı öğrenme yolculuğudur. Tekstil sektöründeki belirsizliklerden kaçıp “insanlığa faydalı olma” gayesiyle 2000 yılında eşiyle birlikte yola çıkan Sökmen, bugün Türkiye’nin en uzun süreli sertifikalı çiğ süt üreticilerinden biri. İlk sürüsünü hastalık sebebiyle kaybetmesine rağmen pes etmeyen; “yorulmanın bir problem olmadığını” savunarak modern dünyanın konfor algısına meydan okuyan bir üretici. İneklerini birer sayı değil, sevgiyle bağlanılan canlılar olarak gören Sökmen, endüstriyel tarımın aksine buzağıları annelerinden ayırmayan ve toprağı zehirlemeyen felsefesiyle, sürdürülebilir bir ekosistemin mümkün olduğunu kanıtlıyor.

“Bu çiftliği açtıktan sonra kontrol dışı çok fazla şey yaşadım ve bunlar sayesinde esnemeyi, kabulü ve minneti öğrendim.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Aysun Sökmen. 26 yıldır hayvancılık yapıyoruz, işletmeyi yönetiyoruz ve çiğ süt üretiyoruz. Ben İstanbul Üniversitesi İktisat mezunuyum. en büyük tutkum. 3. jenerasyon olarak tekstil ihracatını geliştirmek ve aile mesleğini ilerletmekti. Fabrikaya gider gelirdim ancak Çin ve Uzak Doğu ülkeleri önde geliyordu. Şimdi anlıyorum ki, pamuk üreticisinin tekstil sanayisi üzerinde bir ahı vardı. Aile mesleğimizin daraldığını ve benden beklenen başarıyı gösteremeyeceğimi düşündüm. 

İnsan refahı olmadan hayvan refahı olmaz.


Bu işe nasıl başladınız?

Ben tekstil işinde istikrar olamayacağını düşününce tarımla ilgili bir iş yapmak istedim. Çok şanslıydım ki, hayat arkadaşımda benimle bu yolda yürümeyi kabul etti. Biz araştırma yapmaya başladık ve tamamen para kazanma amaçlı değildi. Ülkemize faydalı olalım ve gelecek vadeden bir iş yapalım diye düşündük. Köpeklerle mi, atlarla mı yoksa ineklerle mi çalışalım derken inekleri kendimize çok yakın gördük ve kazançlı olacağını düşündük. 2000 yılında başladık bu işe. 

İşe başlarken hangi zorlukları yaşadınız?

Biz ilk sürümüzü 2003 yılında tüberküloz ve verem yüzünden imha etmek zorunda kaldık. Hastalıklar ülkemizde çok yaygın. Verem, bu hayvanlarda %70 oranında görülüyor ve çok yaygınlaşmış durumda. Ülkemizde 1 milyonun üzerinde inek sahibi var ama bu insanların 80-90 bini ticari olarak sütten para kazanıyorlar. 

Ben Türkiye’de 18 yıldır sertifikaya sahip olan ve bununla onur duyan bir üreticiyim. Çiğ süt bir vücut sıvısıdır. Dolayısıyla hayvanın ne yediği, ne içtiği, soluduğu hava direkt olarak sütünü etkiler. Endüstriyel çiftliklere oranlara daha az tahıl yediriyoruz. %100 ortala beslemeye çalışıyoruz. Bu çiftliği açtıktan sonra kontrol dışı çok fazla şey yaşadım ve bunlar sayesinde esnemeyi, kabulü ve minneti öğrendim. 

Hayvancılık yorucu bir iş mi?

Bizim yorulma ile ilgili problemimiz var. Konser bize çok pazarlanan bir şey. en rahat pabucu almak, en rahat evde oturmak için pazarlanıyor. Annem bana ‘’Kızım çok yoruluyorsun, otur biraz.’’ diyor. Ben ise ‘’Anne problem değil, yorulabilirim, yorulmakta hiçbir problem yok, yatarsın dinlenirsin.’’ diyorum. Yorulmamalıymışız gibi bir algı var. Hayatta hiçbir şeyi kontrol edemeyiz, geçmişi değiştiremeyiz, geleceği ise varsayımsal olarak yaşayabiliriz. 

Bu çiftlikte ne üretiyorsunuz?

Bu çiftlikte hayvansal ve bitkisel üretim yapılıyor. 250 inek var ve 100 tanesi süt veren inek. Ben bu inekleri bu kadar seveceğimi ve bağlanacağımı bilmiyordum. Gezerken görebilirsiniz benim ineklerim kaçmıyor, kendini sevdiriyorlar. Sevgi dolu bir ekip çalışması yapıyoruz. Hayvan refahına göre düzenlemeler yapıyoruz. Hayvancılık sektöründe bir buzağı 4 saat annesiyle kalır ama biz 1 haftaya kadar buzağı ve anneyi birbirinden ayırmıyoruz. 

Biz ineklerin 24 saat dışarıda, betonsuz ortamda mevsimlere alışmasını bekliyoruz. Alışılan hayvancılık günde 5 litre süt verir, 2 ay kulübede bakar ve sonra sütten keser. Biz 6 ay boyunca günde 16 litreye yakın süt içiriyoruz buzağılarımıza. Doğaya, çayıra otlamaya çıkarıyoruz. 

İnsan refahı ve hayvan refahı hakkında ne düşünüyorsunuz?

İnsan refahı olmadan hayvan refahı olmaz. Eğer çalışan ekibin ayağında su geçirmeyen kaliteli bir çizme yoksa, -20 derecede çalışan insanlar kar pantolonu giymiyorsa, sigortaları ödenmiyorsa, yıllık izinlerine çıkamıyorlarsa hayvana iyi hizmet edemezler. O yüzden insan refahı, sonra ise hayvan refahı gelir. Sağımhanede sentetik kimyasallar kullanmıyorsanız, sağım makinelerini soda ve sirke ile temizliyorsanız sütün kalitesi ona göre değişir. 

”Dünya kaynaklarını yenileyebilen bir organizmadır; biz ona hizmet ettiğimiz ölçüde o bize bolluğunu sunmaya hazır.”


Gençlere ne tavsiye ediyorsunuz?

Gelecek nesillere yaşayan bir ekosistem bırakmanın tek yolu, toprağın helalini almaktan geçiyor. Endüstriyel ziraat sonucunda çölleşen bir toprak var. Tüketici bir tarafı seçmek zorunda. Kıtlık tehlikesi diye bir şey yok. İnsan ihtiyaçları sınırlıdır, sınırsız bir ihtiyacımız yok. Dünya, kaynaklarını yenileyebilen bir organizmadır. Toprak, ona hizmet ettiğimiz ölçüde bize bolluğunu ve bereketini sunmaya hazır. Toprağın helalini almak ise çok kolay, toprağa zehirli ilaçları sıkmayacaksınız, evinizde kompost yapacaksınız, toprağı besleyeceksiniz. 

Bu üretimin arkasındaki şefkat dolu üretici kadınları tanıyın, bilin ve onlarla pazarlık yapmayı bırakın. Bu kadınlar çalışan emektar kadınlar. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir