İstanbul’un bostanlarında geçen bir çocukluk, Üsküdar Balıkçılar Çarşısı’nda atılan ilk ticari adımlar ve 13 yaşında mutfağa giren bir çırak… Bülent Dilbağı, bugün Türkiye’nin dört bir yanında adı duyulan Çengelköy Börekçisi’nin arkasındaki o “gece uyurken bile börek düşünen” tutkulu usta. Bingöl’ün hamur işi geleneğini, Arnavut damarının maharetiyle birleştiren Dilbağı; markasını bir “çocuk” gibi büyütürken ticari hırsların değil, sanatın ve müşteri memnuniyetinin peşinden gidiyor. Pandemi zorluklarını “donuk börek” inovasyonuyla aşan, bayilik tekliflerini ise “hikayemiz burada kalmalı” diyerek geri çeviren Bülent Usta ile; borçla alınan küçük bir dükkandan, Boğaz’ın en çıtır lezzet durağına uzanan başarı hikayesini konuştuk.
“Ben bu işe ‘iyi bir börek ustası olayım’ diye başlamadım ama başladıktan sonra mesleğimi çok sevdim.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Adım Bülent Dilbağı, 1976 İstanbul doğumluyum. Bostanda geçen bir çocukluğum oldu. İş hayatım ise erken başladı. 7-8 yaşlarında Üsküdar’daki balıkçılar çarşısında poşet ve limon satarak para kazanıyordum. 13 yaşında çırak olarak başladım. İlkokul ve ortaokulu okudum, sonrasında ustalık derken iş hayatına devam ettim. Akşam lisesinden mezun oldum. annem çok maharetli bir kadındı. Ben esas olarak annemden el aldığımı düşünüyorum. Börekler bizim evde sürekli yapılırdı.
Çengelköy’de başlayan bu hikayenin burada devam etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu işe nasıl başladınız?
Ben Bingöllüyüm. Bingöl’de hamur işleri çok meşhurdur. Çünkü tarımla hayvancılıkla uğraşan bir bölge. Et ve hamur işleri burada yoğun bir şekilde yapılır ve tüketilir. Anne tarafında Arnavutluk da var. Ben bu işe iyi bir börek ustası olayım diye başlamadım. ama başladıktan sonra mesleğimi çok sevdim, iyi bir börek ustası olmak için hep çalıştım. Gece uyurken bile ‘’Bu böreği nasıl yapabilirim?’’ diye düşünüyordum.



Markanızı nasıl büyüttünüz?
Lezzetli çıtır bir börek çıkarabilmek için, mutlaka dinlenmiş hamur kullanmanız gerekiyor. Kol böreği genelde kıymalı, su böreği ise peynirli tercih edilir. Ben yaptığım işi güzel yapmaya çok inanıyorum. İnsanlar buraya gelip böreklerimizi tadıp beğendikleri zaman çevresine de anlatıyorlar. Bu sayede Türkiye’de bilinen bir marka haline geldik. Bu süreçte annem çok destekçim oldu. Çok girişimci ruhlu, lider ruhlu bir kadın. Hep iş sahibi olmamızı isterdi.
Biz babamla küçük çaplı bir börek dükkanı satın aldık ve paramız olmadığı için borç alarak satın aldık aslında. Sonra çalışmaya başladık. Zamanla markamız sevilince daha büyük bir yere geçtim. Başarı tesadüf değildir, çok çalışmak ve iyi bir ürün yapmak gerekir. Tabi ki, ev geçindiriyoruz, bunun için para kazanmak gerekiyor ama yalnızca para kazanma odaklı olunca başarılı olamayacağını düşünüyorum. Çok para kazanmak için, yine müşterileri memnun etmek gerekiyor. Esas büyümeyi caddeye geçtikten sonra yaşadık.
En zorlandığınız dönem neydi?
Hayatımda en zorlandığım dönem, pandemi dönemi oldu. Oturduk, insanlar gelmiyor diye düşünürken aklıma donuk börek geldi. Böreklerimizi evlere ulaştırabilir miyiz diye düşündüm. Tamamen el yapımı katkısız, dondurulmuş börekler yapmaya başladım ve bunları evlere ilettik.
”Annem çok maharetli, girişimci ve lider ruhlu bir kadındı. Ben esas olarak annemden el aldığımı düşünüyorum.”
Franchising vermeyi düşünüyor musunuz?
Bu marka benim çocuğum gibi oldu ve ben bunu çok seviyorum. Burada bir hikayemiz var ve bayilik vermeyi düşünmüyorum. O şekilde büyümek istemiyorum. Çengelköy’de başlayan bu hikayenin burada devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Ustalık sanatkarlık gerektiriyor, emek gerektiriyor. Bu kadar emeğin ticari bir karşılığı yok. Ben burada çiçeğimi sularken, masamı silerken, müşterinin tabağı boş geliyorsa bunlar beni mutlu ediyor.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
