Biri mutfağın mutlak hakimi bir şef, diğeri yiyecek-içecek dünyasının stratejik beyni… 15 yıl önce bir otel stajında kesişen yolları, yıllar sonra “Neden bir yemeğe çıkmıyoruz?” sorusuyla kalıcı bir ortaklığa dönüştü. Klasik düğün kalıplarını yıkarak “Burning Man” temalı bir partiyle evlenen İpek ve Bora Korkmaz, şimdi bu uçarı ve enerjik ruhu “Umami” adını verdikleri danışmanlık şirketlerine taşıyor. Kişniş miktarı üzerine tatlı atışmaların yaşandığı, evde yemeklerin %99’unun İpek tarafından yapıldığı bu evrende; hem iyi birer eş hem de sıkı birer iş ortağı olmanın sırrı, her şeyden önce “çok iyi arkadaş” olmalarında gizli.
“Bu işi kurmadan önce de beraber çok eğleniyorduk, o yüzden iş ortağı olmak bizi zorlamadı.”
Tanışma hikayenizden bahseder misiniz?
İpek Akman Korkmaz. 1988 doğumluyum. İzmir’de doğdum ama İstanbul’da büyüdüm.
Bora Korkmaz. 12 Ocak 1987’de Ankara’da doğdum. Eskiden beri tanışıyoruz, 15 sene olmuştur. İlk iş deneyimim olan Mövenpick Hotel İstanbul’da çalışmaya başlamıştım. Okuldan mezun olup stajyer olarak çalışmaya başlamıştım, orada tanıştık ama uzun seneler görüşmedik. Yurt dışında çalıştıktan sonra ben İstanbul’a geri dönmüştüm ve eğitmen şef olarak çalışıyordum Mutfak Sanatları Akademisi’nde. İpek ise İstanbul’da annesini görmeye gelmiş. Sosyal medyada gördükten sonra ‘’Neden bir yemeğe çıkmayalım?’’ diye düşünüp mesaj attım. Ondan sonra akşam bir şeyler içmeye gittik ve o gün bu gündür hep bir şeyler içiyoruz.
Aslında ben Kanada’ya gidecektim ama gidemedim, kaldım burada. Pişman da değilim. Aslında biz çok uçarı kaçarı tipler olduğumuz için ailelerimiz hiç beklemiyordu bizden evlilik haberini. Kurumsal hayatta beraber çalışırken yurt dışına çıkılan diye bir isteğimiz oldu ve böyle evlendik. Evlilik sürecinde unutamadığımız bir düğün yaptık. Nikah Şubat ayındaydı, düğünü ise Haziran ayında yaptım. Düğünümüz Burning Man temalı bir partiydi ve tüm davetli arkadaşlarımıza takım elbise ve ciddi bir şeyler giymelerini şart koştuk. Biz çok eğlendik.
Mutfakta en büyük anlaşmazlığımız kişniş miktarı!
Ne zamandan beri birlikte çalışıyorsunuz?
İki senedir ortak olarak bu şirketi kurduk ve işletiyoruz. Ama ondan önceki bir iki sene de birlikte aynı otelin içinde çalıştık. Bora, bir restoranda şeflik yaparken, ben otelin yiyecek içecek direktörlüğünü yapıyordum. Burada hem mutfak şefliği, hem de danışmanlık şirketi olarak hizmet veriyoruz. Dolayısıyla birbirini tamamlayan işler yapmış oluyoruz. Şirketimizin adı ‘’Umami.’’ Japon mutfağını çok seviyoruz ve umami de çok güzel bir isim. Hem eş olmak, hem iş ortağı olmak eğer ilişkiniz iyiyse ve iyi birer eşseniz bence çok kolay. Biz iyi bir eşiz, çünkü iyi birer arkadaşız. Bu iş kurulmadan önce de çok eğleniyorduk, o yüzden bir iş koluna geçmek çok zor olmadı. Ben onu çok seviyorum, o beni çok seviyor, dolayısıyla güzel bir destek sistemi kurmuş oluyoruz.



Mutfakta anlaşamadığınız bir konu var mı?
En büyük konu, yemeğin içine giren kişniş miktarı. Ben kişnişi çok seviyorum ama İpek hiç sevmiyor. Ben yemeklerimde baharat kullanmayı çok severim, kişniş gibi dik tatları kullanmayı severim. İpek ise hiç sevmiyormuş, biraz zor yoldan öğrendim bunları. Ben bir şef olarak evde yemek yapmıyorum. Her şef gibi evde yemekleri %99 İpek yapar ama çok özel bir yemek olunca ben yapıyorum.
İpek’in yaptığı, sevmediğiniz ama seviyormuş gibi yaptığınız bir yemek var mı?
Çok net söyleyeyim, yok. Çünkü rol yapabilen bir adam değilim. Ne düşünüyorsam aklımdadır. O da zaten fazla zeki olduğu için hemen anlar benim sevip sevmediğimi.
Bora’nın yaptığı, sevmediğiniz ama seviyormuş gibi yaptığınız bir yemek var mı?
Gerçekten yok artık o da biliyor benim neyi neyi sevmediğimi, bir şeyi sevmediğim zaman özellikle yemekle ilgili hayal kırıklığım çok acı oluyor. Restoranlarda da çok acı oluyor, evde de yani. Direkt bu çok kötü olmuş filan gibi kendimi kontrol edemiyorum, çünkü gerçekten yemek için yaşıyorum ve o yemek beni hayal kırıklığına uğratınca inanılmaz mutsuz bir insan oluyorum. Hemen yüzümden belli oluyor.
”Birçok badireden beraber geçmiş olmak bu yolculuğu kolaylaştırıyor.”
İpek’i hangi yemeğe benzetirsiniz?
İlk aklıma gelen şey şöbiyet oldu. İpek şöbiyeti çok sever ve şöbiyet çok önemli güzel bir tatlı olduğu için, ona benzetiyorum.
Birlikte çalışmak isteyen çiftlere ne tavsiye edersiniz?
Gerçekten iyi arkadaş olsunlar. Birbirini çok iyi tanıyan çiftler, birçok badireden beraber geçmiş oluyorlar, kolay bir yolculuk değil. Benim öneri biri yüksek iken, diğerinin daha alttan alıyor olması lazım. Egoları bir kenara bırakıp birlikte amaçları neyse onun için savaşmaları lazım.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
