Haberler

Arpaçay’dan Marmara’ya Bir Deniz Sevdası: Balıkçı Kenan

Kars’ın Arpaçay ilçesinde, 1956 yılında başlayan bir yolculuk bu. Henüz küçük bir çocukken köyünün deresindeki balıkların pırıltısına kapılan, annesinin yorgan iğnesinden olta yapacak kadar tutkulu bir ruhun hikayesi. Kaz çobanlığından Türkiye’nin en tanınmış balıkçılarından biri olmaya uzanan bu serüven, sadece bir meslek seçimi değil; imkansızlıklara, “yapamazsın” diyenlere ve zorluklara karşı alınmış bir galibiyetin resmi. 1969 yılında İstanbul’a gelişle birlikte denizle kucaklaşan Kenan Bey, bugün Beylikdüzü’nden Bakırköy’e uzanan lezzet duraklarının mimarı olarak “denizden babam çıksa yerim” diyen o sarsılmaz tutkusunu yaşatmaya devam ediyor.

“Annemin yorgan iğnesini annemden habersiz aldım, onu ateşte ısıtarak olta şekli verdim.”

Kendi hikayenizi anlatır mısınız?

Ben Balıkçı Kenan. Kars, Arpaçay Büyükçatma Köyü’nde 1956 yılında doğdum. Kars’ta bizim köyümüzde aklı eren her çocuğun bir görevi oluyordu. Bana da küçük yavru kaz çobanlığını verdiler. Kazların önünde duruyorduk ki, havadaki martılar ve kuzgunlar onları kapmasın diye. Kazlar suyu çok sever. Köyümüzün önünden bir akarsu akıyordu, onları çaya götürüyordum. Hem onlara bakıyordum, hem de suya. Bir bakıyordum ki balık zıplıyordu oradan, hep hoşuma gidiyordu. Annemin yorgan iğnesini annemden habersiz aldım, onu ateşte ısıtarak olta şekli verdim. Çaya atıyorum balık tutmak için. Bir çocuk ne kadar balık tutar ki, bir tane, iki tane. Ama zamanla ustalaştık. Küçük yaşta yüzmeyi öğrendim, balık tutmayı öğrendim. Ailem diyordu ki, ‘’Yeter balık istemiyoruz, balık getirme bıktık artık.’’ 

Beni 10 tane farklı işe verdiler, hepsinde yarım gün çalışıp kaçtım.


Deniz tutkusu bende küçük yaşta oluştu. 69 senesinde İstanbul’a geldik. Kadıköy’e geldik şans eseri, ben suya, balıklara kavuştum. Öğrenciler okuldan çıkıp evine giderken, ben balıkçıların yanına gidip balık tutmaya çalışıyordum. Eve gittiğimde annemden her gün dayak yiyordum, üstüm başım balık kokuyor diye. İlkokulu bitirdikten sonra, ‘’Ben okumayacağım, ben balıkçı olacağım.’’ dedim. Yok dediler, deniz tehlikeli sen araba boyacısı ol. Beni 10 tane farklı işe verdiler, hepsinde yarım gün çalışıp kaçtım. Amcama söyledim, ‘’Amca ben balıkçı olmak istiyorum, annemle babamı ikna et.’’ diye. En sonunda ikna etti onları. 

Ustamın yeri zamanla Kadıköy’de en çok balık satan yer oldu. Ustam yaşlandığında işi bıraktı. Ben diğer balıkçılardan öyle bir beğeni kazandım ki, oradan birisi bana ‘’Oğlum gel bizde çalış, sen kardan hisse alacaksın.’’ dedi. 12-13 yaşındayken babam bir arsa almış ama içine ev yapacak paramız yoktu. Allah razı olsun ikinci ustamdan, beni hissedar yaptı ve para gelmeye başladı. Evimizin birinci katını yaptık. Babam diyor ki, ‘’Para olsa da evin ikinci katını da yaptırsak.’’ Ondan sonra biriktirdiğim tüm parayı aileme verdim, onlar da neşelendi, sevindi. Biz beş kardeşiz, ben en küçükleriydim, bana bebek gibi bakıyorlardı. 

Dükkan açmaya nasıl karar verdiniz?

Bizim toptan balık aldığımız kabzımal vardı. Bakırköy’de bir dükkan almış, sonrasında o dükkan iflas etmiş. ‘’Kenan Bey, gel şu tezgahları sana vereyim, dükkanı belediyeyi geri bırakacağız.’’ dedi. Benim hayalimdeki dükkandı, ‘’Abi bunun maliyeti nedir?’’ dedim. Sonrasında anlaşma sağladık ve Bakırköy’de dükkan açtım, orası Türkiye’nin en çok balık satan yeri oldu. Sonrasında balık sevdalısı bir müşterim vardı, o beni Beylikdüzü’ne götürüp burada da bir dükkan aç dedi. İlk zamanlar aklıma yatmasa da, çok yardımcı olduğu için Gürpınar’da bir şube açtık. En başlarda bedavadan verdim balık ekmekleri. Bakırköy burada devam ederken, Gürpınar, Kavaklı gibi yerlerde de şube açtık. 

En çok hangi balık türlerini seviyorsunuz?

Ben bütün balıkları çok severim, hiç ayırt etmem. Çünkü her balığın ayrı aroması güzel. Denizden babam çıksa yerim. Ocak Şubat ayı, her balığın mevsimidir. Eylül, Ağustos, Temmuz ve Haziran ayları hariç her ayda bir balık yemek mümkündür. O zaman yavrulama dönemlerinde olduğu için, lezzetinde azalma olur. 

”Balıkla yoğurt yenmez demek bir şehir efsanesidir. ”


Balıkla yoğurt yenir mi?

Yoğurtla balık yiyebilirsiniz veya ayran içebilirsiniz. İçemezsiniz demek şehir efsanesidir. Neden, çünkü önceden elektrikli buzdolabı yoktu, balığın koruyuculuğu yoktu. Elektrik olmadığı için etler ve balıklar kısa sürede bozulurdu. Bozuk balık seni zehirler, sonrasında adamlar diyor ki ayran zehirledi. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir