Haberler

Anadolu Lezzetlerinin Gülen Yüzü: Sahrap Soysal Anlatıyor

Türk mutfak kültürünü tencere ve tavalarıyla ekranlara taşıyan, samimiyetiyle evlerimize konuk olan Sahrap Soysal, mutfak yolculuğunun perde arkasını anlatıyor. Çocukluğu Anadolu’nun yollarında, babasının izinde bir lezzet keşfiyle geçen Soysal, mühendislikten televizyon dünyasına uzanan tesadüflerle dolu kariyerini tüm çıplaklığıyla paylaşıyor. Sadece yemek tarifleri veren bir isim değil, aynı zamanda mutfak araştırmacısı ve yazar kimliğiyle sektöre 25 yılını veren usta isim; “gurmelik” kavramındaki toplumsal eşitsizlikten dijitalleşen yemek dünyasına kadar pek çok konuda ezber bozan açıklamalarda bulunuyor.

“Ben bu işe 25 senemi verdim, neden beni gurme olarak adlandırmıyorlar?”

Yemek programlarına nasıl başladınız?

Ben Sahrap Soysal. 1958 yılında Gümüşhane Kelkit’te doğdum. Babam yüksek inşaat mühendisiydi. İstanbul Teknik Üniversitesi’ni bitirmiş. Annem ev hanımıydı, onun görevi nedeniyle Anadolu’da çok dolaştık. Babam yemeğe çok meraklıydı. ‘’Nerede ne yenir, ne içilir?’’ diye dolaşırdı. Ben babamın peşinde koşardım. Yemek kültürüne merakım çocukluktan başladı yani. Üniversiteden sonra böyle ilginç kurumlar vardı. Ben de ODTÜ’lü abilerimin yanında işe başladım. Kalkınmaktaki olan yörelerdeki fabrikalardaki üretimlerle ilgileniyordum. Sonra benim eşim estetik plastik cerrah. İstanbul’da böyle bir imkan doğdu ve 90’lı yıllarda İstanbul’a taşındık. Sonra 40 yaşımda tesadüfen bir televizyon yemek programı fırsatı doğdu. 1999 yılında Koç grubu Kanal D’ye geliyor ve ‘’Ben model, büyük sanatçı veya tiyatrocu istemiyorum. Bana böyle Anadolu kültürünü, gelenek göreneklerimizi bilen, güzel konuşan bir kadın bulun.’’ diyor. Benim de tabi Ankara’dan daha televizyoncularla ahbaplığım vardı. Sonra Faruk Bey bana bir teklif yaptı, ben de hiç ikiletmedim. Elimde tencere ve tavalarla stüdyoya gittim. Bana diyorlar ki, ‘’Kırmızı ışık var, ona bakarak anlatacaksın.’’ Ben de başladım anlatmaya ve güzel de yemek yaparım yani, güzel anlatmışım demek ki. Sonra Cengiz Solakoğlu, ‘’Tam aradığım kadın, bununla başlayalım.’’ demiş. Böyle bir tesadüfle başladı. 

Türkiye’de hala kadının adı yok. 


Aydın Doğan bu işe başlamanız hakkında ne düşünüyor?

Aydın Doğan benim öz dayım, annemin bir küçüğü. Bizim çok gurur duyduğumuz ve ‘’Ailemizin kahramanı’’ dediğimiz şahane bir insan. Biz çok severiz onu ve çok övünürüz. Benim bu kariyerimden ve biraz da tanınmış olmamdan dolayı o kadar memnun ki, herkese ‘’Biliyor musunuz Sahrap benden daha çok tanınıyor ve biliniyor.’’ diyor. Aydın Doğan’dan dolayı tabi ki eleştiriler aldığım zamanlar oldu. Ama hiç umursamadım ben böyle şeyleri. Çünkü ben yemek kültürü kariyeri yapıyorum. Bir de bence ben iyi ki varım. Çünkü yemek kültürünü bu kadar araştıran, onlarca kitap yazan, bunu anlatan, yayan başka birini tanımıyorum kendim gibi. Çünkü bu işe ben hayatımı verdim ve tutkuyla yapıyorum. 

Mutfakta kadın ve erkeğin eşit olduğuna inanıyor musunuz?

Bence Türkiye’de hala kadının adı yok. Mesela bu gurmelikte ben çok kızıyorum. Ben 25 senemi verdim, ben niye gurme değilim? Beni gurme olarak adlandırmıyorlar. Gurmelik ne demektir? İyi yemeği gören, tadına bakabilen ve bunu anlatan kişidir. Bu konuda kadınları gurme ilan etmiyorlar. Çünkü insanımızda şöyle bir özellik var. Ben mesela yemeğin tadına bakıyorum. ‘’Tuzu az oldu’’ dediğim zaman hemen linçliyorlar. Ama bir erkek neler söyleyebiliyor. Bence bu hala kadın-erkek eşitsizliğinin bir sonucu. Bu gurmelik olayı bir tek Türkiye’de var. Dünyada hiç kimse ‘’Ben gurmeyim.’’ diye geçinmiyor yani. 

Yemek yapmak televizyonlarda hala ilgi görüyor mu?

Artık bence televizyonda yemek olayı bitti. Bir Masterchef var, o da yemek etrafında dönen bir şov programı aslında. Çünkü televizyonlardaki her şey bir sovdur. Orada yönetmek sizi yönlendirin. ‘’Biraz daha bağırın veya biraz daha kavga edin.’’ der. Yemek işi artık sosyal medyada, Youtube’da, Instagram’da ve Tiktok’ta dönüyor yani. Türkiye’de herkes yemek yapıyor. Kuaför de, sanatçı da, anneler de, anne-oğul da yemek yapıyor. Herkes yemek yapma peşinde, çünkü en kolay şey onlara göre yemek yapmak. Bir yemek de yapsa, ‘’Yapabiliyorum işte.’’ der. Zaman içinde bence kimin gerçekten yemek kültürünü bilerek yaptığı anlaşılır bence. 

”Herkes yemek yapar, yapmayanlar bence üşengeçtir. Akıllı insan yemek yapar.”


Kendi imzanızı taşıyan kaç tarifiniz var?

Valla sahrapsoysal.com’u açalı 20 sene olmuştur herhalde. Açıköğretim sistemi gibi oldu orası. Yemekçiliğe ilk başlayanlar, mutlaka oradan 3-5 tarif almıştır. Bugün piyasada gördüğüm bütün tariflerin çoğunun oradan ilham aldığını biliyorum ben. Çok da memnunum. Onun tabi modası geçti artık, bıraktık. Benim 6 bin tane kendi tarifim olduğuna göre, 25 senedir bu sektörde olduğuma göre, düşünsenize baya bir yemek oluyor yani. Öyle kek, pasta değil, ben binlerce yemek pişirdim. 

Herkes yemek yapabilir mi?

Herkes yemek yapar, yapmayanlar bence üşengeç. Akıllı insan yemek yapar. Sağlıklı beslenmek lazım, bu benim vücudum. Dışarıdan gelen yemeklerde ne var, ne yok bilemeyiz yani. Bir hijyen problemi bile olabilir yani. Benim evimde hazırladığım yemek, her zaman sağlıklıdır. Sağlıklı beslenmek isteyen bir insan, sandviç veya omlet bile olsa kendi yemek yapmalı. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir