Haberler

Sokak Lezzetinden Dünya Markasına: Kadıköy’ün “Asker Abi”si

Mardin’in dar sokaklarından İstanbul’un kalbi Kadıköy’e uzanan, yoklukla başlayıp 14 şubelik bir başarı hikayesine dönüşen ilham dolu bir serüven. 90’lı yıllarda bir seyyar arabada termosla çay ve limonata satarak işe başlayan Seyfettin Adıgüzel, nam-ı diğer “Asker Abi”, bugün sadece sandviçleriyle değil; esnaflık ahlakı ve cömertliğiyle de tanınıyor. Geceleri Kadıköy sokaklarında adeta bir nöbetçi gibi beklemesiyle bu lakabı kazanan Adıgüzel, seyyar arabasından asla vazgeçmeden, sosyal medyanın gücünü de arkasına alarak yerelden globale uzanan bir gastronomi yolculuğunu paylaşıyor.

“Çalışanlarımdan yalnızca iki şey istiyorum: Birincisi iş yerinde huzur, ikincisi buraya gelen kimse aç gitmeyecek.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Seyfettin Adıgüzel. 1969 Mardin doğumluyum. 17 yaşına kadar Mardin’de kaldım, sonrasında İstanbul’a geldim. Küçüklüğümden beri çok saygılı bir insandım, kimsenin kalbini kırmadım. Babamı görmeyi çok isterdim ama erken yaşta vefat etti. Maddi durumumuz çok kötüydü, annem tek başına çalışarak bizleri büyüttü. 

Seyyar arabayla başladım, bugün 14 şubem var.


İstanbul’a geldiğimizde kendimize ufak bir depo bulduk. Ben, abim ve üç kuzenim bir yatakta yatıyorduk. Ustaların yanında çalıştım ve para kazanmaya başladık. Termoslarda çay satıyorduk, limonata satıyorduk. Küçük bir araba ile ayran, çay, limonata işi yapmaya başladık. Geceleri, gündüze göre daha fazla satmaya başladık. 

Bu işe nasıl başladınız?

Eskiden sepetler oluyordu, insanlar içini yumurta, yeşil soğan, domates koyup taşıyordu. 90’lı yıllarda Amerikan salatasını kimse bilmiyordu. Sonrasında biz farklı bir şey yapmak istedik ve arabayı sandviç üzerine çevirdik. Kahvaltılıkların yanı sıra Amerikan salatası, rus salatası, patates püresi gibi ekstra ürünler koyduk. 

Ben çalışma arkadaşlarımın hepsine destek veririm. Burada bir ev tuttum, onlarla birlikte çalışıp birlikte kazanıyoruz. Ama onlardan yalnızca 2 şey istiyorum. Birincisi işyerinde huzur isterim, ikincisi de buraya gelen kimse aç gitmeyecek derim. Vermekten kimse zarar etmez. 

İşinizi nasıl büyüttünüz?

Ben 26 senedir hep bu sokaktayım. Uzun süre yalnızca arabayla seyyar olarak çalıştık. Akşam 9’da işe çıkıyordum, sabah 6’ya kadar sürüyordu. Seyyarın sonu yok, eninde sonunda bir yerde bitiyor. O zamanlar bir dükkan elime geçti, ben de kiraladım. Bugün 14 şubem var. Seyyar arabamı hala çok seviyorum, aktif olarak kullanıyorum. Araba sayesinde bu dükkanları kurduk. 

Sosyal medyanın büyümenize etkisi oldu mu?

Ben sosyal medyayı 4 yıldır falan kullanıyorum. Ondan önce oğlum beni aradı, ‘’Suat Durmuş diye biri var, yemek programı yapıyor, senin videonu çekmek istiyor.’’ dedi. Ben de kabul ettim. Ardından Suat Bey geldi buraya, çekime başlamadan önce ‘’Lütfen abartı olmayın, benim sevenlerim çok.’’ dedi, ben ise ‘’Benim torpile veya abartı olmaya ihtiyacım yok, sandviçlerimle öne çıkıyorum.’’ dedim. Sonra kendisi bana ‘’Ben öğrenci dostuyum, 3-5 öğrenciyle gelelim buraya, hem onların karnı doymuş olur, hem de senin reklamın olur.’’ dedi. Ben ‘’Kabul etmiyorum, geleceksen 50-60 kişiyle gel, hepsinin karnı doysun.’’ dedim. Ertesi gün 60-70 kişi geldi buraya. Sonrasında ben de sosyal medyayı aktif kullanmaya başladım. Sosyal medya sayesinde, hem Türkiye, hem de dünya markası olduk. 

”Sokakta adeta bir asker gibi nöbet tuttuğum için lakabım ‘Asker Abi’ kaldı.”


Kadıköy’de gece çalışmakta zorlanıyor musunuz?

Zorlamaz olur mu? Gerçekten çok büyük olaylar yaşadık. Kavga gürültüler fazlasıyla oldu. Gece çalışmak çok zor, çünkü en son açık olan yerlerden biri bizdik. Barda veya sokakta kavga olduğu zaman, bu sefer biz de olayların içine karıştırıldık. Buranın esnafları bizimle dalga geçiyor, ‘’Bizim nöbetçimiz geldi, dükkanımız emin ellerde.’’ diye. Asker gibi nöbet tuttuğum için, Asker Abi lakabı takıldı. 

En büyük destekçiniz kim?

Dünyaya birdaha gelsem, yine eşimle evlenmeyi tercih ederdim. Bana üç tane pırlanta gibi evlat verdi, ailemi çok seviyorum. Eşimin bana çok büyük emekleri var, hiçbir gün zorluk çıkarmadı. İş konusunda en büyük destekçim o oldu. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir