Haberler

Sovyet Lezzetlerini İstanbul’a Taşıyan Bir Tatar Kadını: Zhanna Utyasheva

Rusya’nın Ufa kentinden İstanbul’un kalbine uzanan, 22 yıllık azim dolu bir başarı hikayesi… Hukuk eğitimi almış bir avukatken, özgürlüğün ve yeni bir hayatın peşinden İstanbul’a gelen Zhanna Utyasheva, bugün Mama’s Bakery ile Sovyet mutfağının sıcaklığını sofralarımıza taşıyor. Bir fabrikatörün tek kızı olarak başladığı hayat yolculuğuna; İstanbul’da sekreterlikten işletmeciliğe, tek başına büyüttüğü oğlundan “Cennet Mahallesi” ve “Kurtlar Vadisi” ile öğrendiği renkli Türkçesine kadar pek çok anı sığdırmış.

“Türkçeyi televizyondan; biraz Cennet Mahallesi biraz da Kurtlar Vadisi izleyerek öğrendim.”

Kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Zhanna, soy ismim Utyasheva. Türk soyadım da var Can, eski eşimden kalan. Rusya’dan geldim, Rusya’da doğdum ama Tatarım Rus değilim. 45 yaşındayım, Ufa’dan geldim, Rusya’nın içinde Rusya’ya bağlı bir Cumhuriyet. Ben tek çocuğum. Babam o zamanlarda bir fabrikada müdürdü. O zaman da her şey devlete aitti. Böyle özel şeyler yoktu. Her şey devlete ait olduğu için en yüksek pozisyon iş hayatında işte müdür olmak, bir fabrikanın müdürü olmak. İyi güzel yaşadık. Devlet okulunda tabii ki okudum. O zamanlar için çok kötü bir zaman diyemem. Her şey vardı bizim evimizde. İyi yaşıyorduk. Hukuk bitirdim. Bir de master yaptım. Rusya’da çalışamadım, fırsat olmadı. Çünkü üniversiteden sonra buraya geldim. Annemin turizm şirketi vardı, buraya turistleri getiriyordu. İstanbul’a, İtalya’ya gidiyordu ama daha çok İstanbul’a geliyordu. Ayda bir buraya gelirdi ve üniversitedeyken birkaç kere onunla gelmiştim. Çok hoşumuza gitti. Çok güzel bir memleket. Deniz var, güneş, gezdik, dolaştık. İstanbul’u çok sevdim, çok beğendim. Ve üniversiteden sonra dedim ki bir deneyeyim, bir gideyim, bir çalışma hayatıma başlayayım. Biraz bir ailemden de biraz bir özgür olayım. Buraya geldim. Master yaptıktan sonra 22 yıldır buradayım. Geldim baktım güzel. Sonra bir işe başladım. Kuyumcu makineleri Çemberlitaş tarafında. Orada sekreter olarak işe başladım. Eski patronum Bulgar göçmeniydi. Rusça biliyordu. O yüzden işim kolaydı. Patronla Rusça konuşuyorduk, müşterilerimizle de öyle, işim güzeldi. 

Türklerin çok güzel bir huyu var: Yemek yemeyi, paylaşmayı ve dışarı çıkmayı çok seviyorlar. 


Bu işi kurmaya nasıl karar verdiniz?

Bir Türk’le evlendim ve çocuğumuz oldu. Ancak çocuğum 4 aylıkken boşandık ve ben çocuğumu tek büyüttüm. Tabii ki, eşim yardım ediyordu okul masraflarına falan ama şimdi oğlum 15 yaşında ve liseye gidiyor. O sırada bende kendi işimi kurmaya karar verdim. Yemek sektörü güzel, bana da iyi geldi. Çünkü Türklerin güzel bir huyu var, Türkler yemek yemeyi seviyor, kahvaltıyı dışarıda yaparlar, arkadaşlarıyla görüşmek için yemeğe çıkar, ailece dışarı çıkarlar. Bizim memleketimizde böyle bir şey yok. Sadece özel günlerde dışarıda yemek yerler. Bir de Türklere bizim yemeklerimizi ve kültürümüzü göstermek istedim. 

Neden Mama’s Bakery?

Çünkü biz ilk başta tatlı yapmaya başladık annemle. İlk zamanlar ufak tefek kurabiye yapmaya başladık. Benim çevrem çok büyüktü, onlar gelmeye başladı. Sadece dört masası vardı ve mutfak da içindeydi. Sonradan insanlar ‘’Biz burada doğum günü kutlayabilir miyiz?’’ demeye başladılar. Küçük bir alan olmasına rağmen ilkte salata yaptık, çorba yaptık, yavaş yavaş yemeğe geçtik. Sonra burayı gördüm ve işimi biraz daha büyütmem gerektiğine karar verdim. Buraya taşındıktan sonra yemeklere geçtik. Artık çorbalarımız, salatamız, değişik içeceklerimiz, çaylarımız ve yemeklerimiz var. 

Neden Türkiye’de kalmayı seçtiniz?

Ben Türkiye’yi çok seviyorum. Çünkü insanlar çok sıcak ve çok misafirperver var. Ruslar biraz soğuk. Soğuk bir memleket. Soğuk insanlar. Rus milleti çok güzel, ben severim benim milletim. Ama biraz daha sert olurlar. Sıcak olmak için insanı tanımak lazım. Ruslar ilk önce biraz böyle bir agresif gibi görünebilirler. Türkler tam tersi yani. Evet. Gerçekten çok sıcak insanlar. 

Buraya ilk geldiğinde sana çok farklı gelen bir şeyler olmuş muydu?

Erkekler. Havalimanında indiğimde dedim ne kadar çok yakışıklı erkek var esmer olduğu için. Çünkü bizimkilerin hepsi sarışın. Türk milleti esmer ve böyle bir kaşlı gözlü olduğu için çok iyi geliyorlar. Türk milleti daha dikkat çekici geliyor bana. Türk kadınları çok güzel, Türk erkekleri yakışıklı. Rus kadınları Türk erkekleri sever, güzel konuşurlar. Aşkım, cicim gibi konuşmayı biliyorlar. Kadınlara çok dikkat gösteriyorlar, iyi davranıyorlar. Ruslar soğuk olduğu için duygularını pek göstermiyor ve soğuk görünüyorlar. Türkleri ifadelerini gösteriyor, ağlayabilirler, daha canlılar, duygularını paylaşırlar. Ama Türk milletinde çok kötü bir huy var, o da kıskanç olmaları. Hem kadın, hem de erkekleri çok kıskanç. Telefonları kontrol etmek, nereye gittin, nasıl böyle giyindin gibi tepkileri çok var. Biz tabi rahata alışkınız, severiz böyle süslenmeyi ve bakımlı olmayı. Ama Türk erkekleri ve kadınları bunu kıskanıyorlar. 

”Rusya’ya dönmeyi hiç düşünmedim. İstanbul gibi devasa ve güzel bir şehirden, denizin ve güneşin olduğu bu yerden sonra kışı uzun ve soğuk memleketler artık bana göre değil.”


Türkiye’ye geldiğinizde en çok zorlandığınız şey ne oldu?

İlk başta tabii ki Türkçe bilmediğim için biraz zorlanıyordum. Şimdi de ben o kadar çok iyi Türkçe belki bilmiyorum. Çünkü işyerinde hep Rusça konuşuyorum, Türkçe fazla kullanmıyorum. EŞimle tanıştığımızda yarı İngilizce, yarı Türkçe konuşuyorduk ama işyerinde televizyon vardı ve orada Cennet Mahallesi diye bir dizi vardı. Onu izliyordum, Türkçe’yi oradan öğreniyordum. Sonra akşam eve geldiğimde ev arkadaşlarım Kurtlar Vadisi izliyorlardı, böyle öğrendim. Eşimle konuşmaya başladığımda bana kursa git dedi, senin Türkçen yarı çingene gibi, yarı mafya gibi konuşuyorsun dedi. Beni kursa gönderdi, ben de çok iddialıydım. Ben Türkçe biliyorum diye düşünüyordum, sonrasında beni birinci Türkçe kursuna gönderdi. 

Rusya’ya dönmeyi düşünüyor musunuz?

Rusya geri dönmeyi hiç düşünmedim. Çünkü artık benim için soğuk bir memleket iklim olarak. Ben kış sevmem. Orası da bayağı uzun bir kış, onun için istemiyorum. Bir de İstanbul’dan büyük güzel bir şehirden sonra küçük şehire dönmek de biraz farklı geliyor. Sonra arkadaşlarım burada, annem de burada. Babam öldü. O yüzden annem buraya geldi. İş yerim burada. Güzel bir şehir. Denizler var. Hayallerim var, hedeflerim var.


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir