Haberler

Bin Erkek Arasında Bir Kadın: Fatma Kılıç ve 29 Yıllık Direniş Tezgahı

Nevşehir’den İstanbul’a uzanan, yoksullukla sınanmış ama onurla örülmüş bir hayat hikayesi… Fatma Kılıç, 20 yaşında geldiği bu koca şehirde çocuklarının eğitimi için merdiven silmekten tezgah açmaya uzanan devasa bir yükü omuzladı. İstanbul’un ilk kadın seyyar satıcısı olarak, belediye toplantılarındaki binlerce erkeğin arasından sıyrılıp kendi sandviç tezgahını kuran Fatma Hanım, tam 29 yıldır aynı noktada dimdik duruyor. Bugün çocuklarını okutmuş, yuvalarını kurmuş bir anne ve torunu için yeniden tezgah başına geçen bir “süper babaanne” olarak, tüm kadınlara “ayağınızın üzerinde durun” mesajı veriyor.

“İlk kadın tezgahı açan benim. Belediyeye gittiğim zaman toplantıda binlerce erkekle karşılaştım. ”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Fatma Kılıç, Nevşehir 1974 doğumluyum. İlkokul 5’e kadar okudum. Annem ve babamın durumları yoktu. 17 yaşında evlendim. Evliliği çocuk evciliği gibi bir şey zannederdim. Evlendiğim zaman Kayseri’ye geldim ve eşim askere gitti. Hiçbir şey bilmiyordum, yemeği bilmiyordum, neyi gördüysem öğrenmeye çalıştım. Bahçemiz vardı, hepsini öğrendim. Eşim çok iyiydi, bana çok destek oldu. Bilmediğim şeyleri bana öğretti. Çok küçük yaşta anne olduğum için, kendi çocuğuma bakamadım. İki kız bir oğlum var. Kayın babam vefat edince kimse kalmadı köyde ve biz de İstanbul’a taşınmak zorunda kaldık. İstanbul’a geldiğimde yaşım 20 falandı. Eşimin aldığı maaş 80 tl’ydi, ev kirası ise 40 tl. Çocuklar zaten okula gittiği için yetiştiremiyorduk. Kızım Sultanahmet’te turistleri tartıyordu, evin geçimini çocuklarım sağlıyordu. Ben merdiven siliyordum, cam temizliyordum. Çocuklarım çok küçük olduğu için okumalarını istedim. 

Sabah 4’te çocuklarımla yürüye yürüye tezgaha gelirdik. Bir işi severek yaptığın zaman her şeyi aşabiliyorsun. 


Bu işe nasıl başladınız?

Çocuklarımın okula gitmesini istediğim için, tezgah açmaya başladım. İlk etapta ‘’Sen akşama kadar duramazsın, çocuklar perişan olur.’’ dediler. Simit veya sandviç üzerine bir şeyler yap dediler. İlk kadın tezgahı açan benim. Belediyeye gittiğim zaman, toplantıda binlerce erkekle karşılaştım. Beni gören bütün bayanlar, tezgahta çalışmaya başladı.

Eşiniz bu işi nasıl karşıladı?

Eşim ilkte biraz tepki gösterdi. ‘’Çocuklar küçük yapamazsın.’’ falan dedi. Ama ben ‘’Kafaya koydum.’’ dedim. İlk gün iki ekmek sattım, üçüncü gün ise beş sandviç sattım. Sonra 10 tane, 20 tane derken yükselmeye başladım. İlk gün çok tedirgin oldum. Çünkü beni gören insanlar rahatsız edici şekilde bakıyordu. Sonradan alıştım, kimseden korkmadım ve cesaretimi topladım. Kendime güvenip ‘’Bu işi başaracağım.’’ dedim. Benim ekmek param bu ve çocuklarımın geleceği için çalışmak zorundayım. Çok şükür bugüne geldim, 29 yıl oldu ama hiç kötü bir şeyle karşılaşmadım. 

İşe ilk başladığınızda zorluk yaşadınız mı?

İlk başladığımda aramayı eve götürüyordum. Sabah 4’te tekrar çocuklarla yürüye yürüye buraya geliyordum. Öğlen 10:30’da toplayarak geri götürüp içini temizliyordum. 1-2 sene bu şekilde devam ettim ve sonrasında buraya park etmeye karar verdik. Bir işi severek yaptığın zaman, her şeyi aşabiliyorsun. Bütün kadınlara tavsiye ediyorum, hiçbir şeyden pes etmesinler, herkes ayağının üzerinde durmayı bilsin. Bir kadının başaramayacağı şey yoktur. Çok şükür durumumuz düzeldi. Ev aldım, arabamı aldım, çocuklarımı evlendirip yuva kurdum. Kayseri’de evimi yaptırdım. 

Hiç bırakmayı düşündünüz mü?

8 ay önce bel fıtığından rahatsızlandım ve ameliyat oldum. 6-7 ay tezgahımı kapattım. Sonrasında Yiğit diye bir torunum var, damadım kalp krizi geçirdi. Onun okuması için tekrar tezgah başına geçmek zorunda kaldım. Yiğidim benim her şeyim, onun için her şeyi yaparım. 

”Ben bu tezgahta 29 senemi geçirdim, gençliğimi verdim ve ayakta dimdik durmayı öğrendim. ”


Çocuklarınız işiniz hakkında ne düşünüyor?

Benim çocuklarım gariban büyüdüler. Hiçbir zaman utanmadılar, benden gurur duydular. Bana yardım ediyorlardı. Sabah okula gidiyorlardı, hem bu arabayı iyip, hem de malzemeyi taşıyorlardı. Okuldan sonra gelip benimle topluyorlardı. Cumartesi günleri kızım benimle birlikte gelirdi işlere. Çocuklarım arkamda, ben bu tezgahı açtıktan sonra hiçbir zaman yalnız bırakmadım onları. Dükkan açmayı da düşündüm ama kiralar çok yüksek, altından kalkamayacağım diye vazgeçtim. 

Ben burada 29 senemi geçirdim, gençliğimi verdim ve ayakta dimdik durmayı öğrendim. Kimseye eyvallahım yok.


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir