Türkiye’nin hayvancılık haritası, Çanakkale Evreşe’de kurulan devasa bir tesisle yeniden şekilleniyor. Dost Ziraat İşletmeleri bünyesinde gerçekleştirilen ve Türkiye’nin en büyük hayvan mezatına ev sahipliği yapan bu merkez, sadece bir ticaret noktası değil, aynı zamanda bir verimlilik okulu. Veteriner Hekim Ali Oğuz’un liderliğinde; aracıları aradan çıkaran, yüksek genetikli hayvanlarla üreticiyi buluşturan ve “az hayvanla çok verim” felsefesini savunan bu yeni model, Türkiye’nin et ve süt açığını kapatmaya aday. Eski kurumsal çalışanlardan kooperatif başkanlarına kadar geniş bir yelpazede üreticinin buluştuğu Evreşe’den, hayvancılığın “sanat” yönüne ve ekonomik gerçeklerine dair çarpıcı bir bakış.
“Bizim amacımız süt miktarını değil, hayvan kalitesini artırmak. Daha az su tüketerek, daha az alanda daha fazla et ve süt üretmek zorundayız.”
Dost Ziraat İşletmelerinden biraz bahseder misiniz?
Ben Ali Oğuz, veteriner hekimim. Dost Ziraat İşletmelerinin satış direktörüyüm. Şu an Türkiye’nin en büyük hayvan mezatının yapıldığı Çanakkale Evreşe tesisindeyiz. Dost ziraat işletmelerinin Türkiye’de dört tane farklı tesisi var. Lüleburgaz’da Türkiye’nin en büyük robotik işletmesi var. Edirne’de 7.000 başlık bir düve üretim merkezi var ve Adana’da yaklaşık 40.000 başlık Angus işletmesi var. Dost Mezat tamamıyla alıcının almak istediği hayvanı, herhangi bir aracı olmadan kendi belirlemiş olduğu fiyatla gelip görüp beğenip aldığı, aldıktan sonra ücretsiz teknik hizmetlerin sağlandığı bir yapı. Bizim amacımız üreticilerin düzgün genetikteki bir hayvanla, daha az masrafla, daha iyi bir gelir elde etmesini sağlayan alternatif ürünleri sattığımız, insanlara imkan sağladığımız bir alan yaratmaya çalışmak. 2024 Ağustos ayında ilk mezatımız Adana’da gerçekleşti. Adana mezatımız etçi hayvanların yoğunlukta satıldığı bir mezat. Şu an dokuzuncusunu düzenlediğimiz mezat Çanakkale işletmemizde. Burada ağırlıklı olarak sütçü kombine ırkı hayvanların satıldığı bir mezat. Bu mezata Türkiye’nin her yerinden üreticiler geliyor ve almak istedikleri hayvanları gelip kendi verdikleri paylarla alıp götürüyorlar. Burası 2500 başlık bir düve üretim merkezi. 15 personelle buradaki faaliyetimiz devam ediyor. Buraya gelen hayvanlarımız boş olarak geliyor.
Bu işi doğru yaparsan daha kazançlı bir iş yok.
Bu tesisin amacı nedir?
Burada hayvanlar tohumlanarak gebeleşiyor ve gebe olduktan sonra, 3 aylık gebeliği geçtikten sonra satışa sunuluyor. Avrupa’da mavi dil hastalığı çıktıktan sonra ve şu an güncelde de şap hastalığı yayıldıktan sonra Avrupa’dan Türkiye’ye bir hayvan ithalatı kapatıldı. Biz bunun akabinde kendi ürettiğimiz yavrularla beraber Güney Amerika ve Avustralya ülkelerinden getireceğimiz boş düvelerin gebeleştirildiği, gebeleştikten sonra satıldığı bir alan olarak tekrar planlıyoruz burayı. Türkiye’de toplamda 16 milyon civarında bir hayvan varlığı var ve bu 16 milyonun 10 milyon tanesi sağılıyor. Yılda da 20 milyon ton süt üretiyoruz. Fakat sorun şurada, biz 10 milyon hayvanı besleyerek 20 milyon ton süt alıyoruz. Avrupalı 5 milyon hayvanı sağarak bu miktarda bir süt alıyor.
Bizim buradaki gayemiz şu. Üreticilere yüksek TPI’lı, yüksek kaliteli, dişi spermalı hayvanları vererek üreticinin daha az sayıda hayvanla daha fazla miktarda süt almasını sağlayalım. Bizim amacımız Türkiye’de üretilen süt miktarı ve et miktarının daha az sayıda hayvanla, daha kaliteli hayvanla üretilebildiğini anlatmaya çalışmak. Şimdi Almanya ile Türkiye’yi kıyaslayalım. Almanya’da 83 milyon vatandaş var. Bizde de 85 milyon vatandaş var. Türkiye’deki sağmal hayvan sayısı yaklaşık 10 milyon. Almanya’daki sağmal hayvan sayısı 3,5 milyon. Türkiye’nin ürettiği süt yaklaşık olarak 20 milyon ton. Almanya’nın ise 32 milyon ton. Yani şu anlama geliyor. Türkiye’de hayvan başı 8-10 litre süt alıyoruz. Almanya 25 litre süt alıyor. Biz daha az hayvanla daha fazla süt üretebiliriz. Yanlış taraftan bakıyoruz çiftçiliğe. Bizim amacımız şu an süt üretimi değil. Bizim amacımız şu an su, kuraklık. Bizim amacımız şu an daha az sayıda hayvanla daha fazla et üretimi, süt üretimi. Bizim amacımız daha az alanda daha fazla üretim. Bizim şu anki derdimiz et açığını daha doğru bir yöntemle kapatmaya çalışmak. Sürekli yurtdışından besi danası ithal ederek, besleyerek, belli bir süre sonra keserek tekrar besi danası almaya çalışmak doğru bir yöntem değil. Etçi damızlık hayvan varlığımızı arttırarak kendi etçi damızlığımızı üretecek materyallerle ülkemizi koruyacağız. Şu an bizim bu operasyondaki sonucumuzda hayvancılığın kompozisyonu değişecek. Daha az sağmal hayvan, daha çok süt, daha fazla etçi ırk hayvan, daha az ithalat.



Kataloğumuzda hayvanlar kendi ırklarına gebelik durumuna göre sıralanmış vaziyette. Biz küçük aile işletmelerini düşünerek her beşli grupta gebelik tarihine göre hayvanları dağıttık. Örnek veriyorum 5 tane hayvanımız var bipadokta. Bu beş tane hayvan, her ay doğum yapacak şekliyle dizayn edildi. Ocak ayında doğuracak, Şubat ayında doğuracak, Mart ve Nisan ayında doğuracak şekliyle sıralandı. Amacımız şu: Küçük aile işletmesi 5 tane hayvan aldığında aynı anda doğum gerçekleşmesin, buzağına bakabilsin, buzağıyı yaşatsın düşüncesiyle gebeliğe göre hayvanları sıraladık.
Hayvancılığa başlayanların yorumları;
Dereköy’den geliyoruz. Hayvancılıkla uğraşıyoruz. 5 tane büyükbaş hayvanımız var. Şu an katılımcı olarak geldik. Doğma büyüme İstanbul’luyum. Kendi köyümüzde hayvancılık yapıyoruz. Hayvanlarla uğraşmak gerçekten güzel. Tabii ki zorlukları var mı? Var. Baştan hani sıkıntılı oluyor hiç bilmediğim bir şey olduğu için. Ama sonra zamanla alışıyorsunuz. Farklı iş yerlerinde de çalıştım. O tür yerlerden daha iyi hayvancılık yapmak.
Süreyya Çalışır. Ben Manisa Şehzadeler’den katılıyorum. 1992 doğumluyum. Makine mühendisliğini yarıda bırakıp 10 yıllık kariyerimi bıraktıktan sonra hayvancılığa başladım. Kurumsal hayatta haftanın sadece 4 günü çalışan bir insandım. Pazartesiden perşembeye 3 günü tatilde. Bu süreçteyken bunu bıraktığımda bana şu cümle söylenmişti: ”Süreyya bayramın bile olmayacak. Biri öldüğünde cenazesine gidemeyeceksin.” Evet doğru. Bugün bile buraya gelirken sabah 5.30’da kızları emanet ettik ama aklımızda hala orası sürekli kontrol ediyoruz. En basit örneği, sağım izleri. Ciddi anlamda sağımda bir zorluk yaşıyoruz. Hayatın belli bir süresinde eziyet çekmeyenler kalan sürelerindeyken eziyet çekmeye mahkumlardır. İyi ki mühendisliği bıraktım. İyi ki hayvancılıkla uğraşıyorum. 60 tane gebe düveyle başladım. Şu anda da 158 tane var.
”Köylerde sadece hayat değil, doğru yapılırsa büyük bir mutluluk ve kazanç var.”
Hayvancılık yapmak zor bir iş mi?
Ben Ali Kurnaz, Tarımsal Kalkınma Kooperatifi başkanıyım. Doğduk büyüdük hep hayvanların içindeyiz. Hayvancılık yapmak bir sanattır yani. Öyle gel burada hayvancılık yap, olmaz. Hayvancılık konusunda bilgili olması lazım. Eğitilmesi lazım insanın. Güzel yanları da var, kendi işini yapıp kendine çalışıyorsun. Hayvancılık güzel ama yaparsan güzel tabii. Birinin emrinde değilsin. Müstakil kendine çalışıyorsun. Güzel yaparsan para kazanırsın. Yapamazsan hiç bulaşma.
Bu işten para kazanılıyor mu?
Bu işi doğru yaparsan bu işten daha kıymetli bir iş yok. Daha kazançlı bir iş de yok. Bugün ortalama 150.000’ye satın almış olduğunuz bir düvenin yavrusu bugün 40.000. 110.000 sermaye ile bu hayvanı 300 gün sağdığınızda annesinin parasının tamamını süt karı olarak elde edebiliyorsunuz. Türk çiftçiliği eğer doğru yapılırsa bu istikamette çok başarılı noktalara ulaşabilir. Köylerde hayat var, mutluluk var.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
