Haberler

Eskiciden Aldığı Waffle Makinesiyle Dükkan Açtı: Nuray Türkmen’in Hikayesi

Nuray Türkmen’in hayat hikayesi, çocuk yaşta omuzlarına yüklenen ağır yükleri, azmi ve bir waffle makinesiyle nasıl bir özgürlük anıtına dönüştürdüğünün çarpıcı bir kanıtı. Şanlıurfa’dan İstanbul’a, çocuk gelinlikten iş kadınlığına uzanan bu yolculuk; sadece bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda küllerinden doğan bir kadının direniş destanıdır.

“Lise çağında geldiğimde, daha 15 yaşındaydım, başlık parası için Güneydoğu’ya gelin olarak verildim.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Nuray Türkmen. Şanlıurfa’da 1979 yılında doğdum. Seyyar köfteci bir babanın kızıydım. Babamla olan mücadelemiz ve geçim çabamız daha 7 yaşında başladı. Bisiklete binenlere çok özeniyordum. Babama ‘’Çalıştığımda bana para ver, bisiklet alacağım kendime.’’ derdim. Bebek’te gecekonduda yaşıyorduk. Aslında bakarsanız çok lüks, deniz manzaralı bir yerde yaşıyorduk. Boğaz karşımızda ama ayağımdaki terlikler yırtıktı. Hayallerim arasında okuyup kendimi kurtarmak vardı. Turizm işletme okumak için can veriyordum. Derken lise çağında geldiğimde, daha 15 yaşındaydım, başlık parası için Güneydoğu’ya gelin olarak verildim.

8 yaşındaki avukat kız, 22 sene sonra ruhsatını alır almaz annesinin işkencesini bitirdi. 


Evlendiğim kişiye abi diyordum. Ailesi gelip istediğinde, kendi ailemin vereceğinden emin değildim, ‘’Vermezler.’’ diyordum. Verdiler, o an bana ‘’Rahat edersin, çalışma hayatın biter.’’ dediler. Ailem okumama da izin vermeyince, bana biraz evlenmek kaçış gibi geldi. Artık köfte taşımayacağım, sabahtan akşama kadar çalışmayacağım diye düşündüm. Kendimden 11 yaş büyük bir adama verildim. En kötü senaryo orada başladı. Sürekli ağlıyorsun, ağladıkça dayak yiyorsun. Kalabalık bir aileydiler, işte ona da akıl veriliyor. Seni gecenin 3’ünde uyandırıp ‘’Kalk bana yemek hazırla.’’ diyebiliyor ve sen paşa paşa kalkıp hazırlıyorsun. 

Kaçmayı düşündünüz mü?

Çok düşündüm. Hatta 7-8. ayda ailemin yanına gelmek istedim. ‘’Sakın gelme, işler çok kötü gidiyor.’’ dediler. Bir gün çok hasta oldum, beni hastaneye götürdüler gece yarısı. Filmin ikinci yarısı orada başlıyor. ‘’Gözünüz aydın bir bebeğiniz olacak.’’ dediler ve ben 15 yaşındaydım daha. Kızım dünyaya geldi, 2 yıl sonra ikinci kızıma hamile kaldım. Tabi o sırada bizde de geçim sıkıntısı vardı ve evlendiğim adam çalışmıyordu. Derken 3. kızıma hamile kaldım. Kucağımda 3 çocuk vardı ve açlık had safhaya çıkınca, ben İstanbul’a gelmeye karar verdim. 

Hayatınız ne zaman değişti?

İstanbul’a geldikten sonra kasapçı dükkanında ‘’Temizlikçi aranıyor’’ yazısı gördüm. Girdim içeri ‘’Beni alın abi, açız çoluk çocuk.’’ dedim. Beni işe aldılar ama temizlikten kasıt kalan kemikleri temizlemekmiş. Kemik sıyırma, çöp atma, ustaların önlüğünü yıkama gibi işler yaptım. 7-8 sene geçti, ben evimi geçindiriyorum, kiramı ödeyebiliyorum falan, bu arada çocukların babası hiç çalışmıyordu. Seneler sonra benden kasap çırağı yetişti, 10 sene geçti yolları ayırdık, sonra duydum ki bunlar dükkanı devrediyor. 5-6 ay bekleyip para biriktirdikten sonra ben orayı aldım. O sırada şiddet had safhadaydı. Bir kızım avukat, diğer kızım ise dış ticaret okuyordu. Şiddet çocuklara da sıçramaya başladı, ‘’Anne ne yapacağız?’’ diyorlardı. O 8 yaşındaki avukat kız, 22 sene sonra ruhsatını alır almaz annesinin işkencesini bitirdi. Kızımın ilk müvekkili ben oldum ve hakim bizi tek celsede boşadı. Oradan sonra hayatım tamamen değişmeye başladı. 

İş sahibi olmaya nasıl karar verdiniz?

Benim çalıştığım dükkanda, dükkanın sahibi sürekli zam yapıyordu. 2-3 ayda bir zam yapıyordu ve dayanamadım. Kötü mal sahibi, bizi iş sahibi yaptı. Bir gün kapının önünde dururken, bir eskicinin tezgahında waffle makinesi vardı. Benim cebimde de 20 lira falan var. Eskiciye dedim ki, ‘’O waffle makinesi çalışıyor mu?’’ Ondan sonra makineyi aldım. Kızların genç arkadaşları geliyor evde yaparız diye makineyi aldım dükkana koydum unuttum bile. Aradan 1-2 hafta zaman geçti, kızım dedi ki ‘’Biz arkadaşlarımla senin dükkanına geliyoruz.’’ Ondan sonra waffle makinesinin fişini çalıştırıp denedim ve ilk serüven orada başladı. 

Dükkan sahibi benden dükkanı boşaltmamı istedi. O sırada karşıdaki kıraathane boşalıyordu ama tutacak param yoktu. Kızlarımdam destek istedim, ‘’Waffle dükkanı açacağım.’’ dedim ve ondan sonra kredi çekerek dükkanı açtık. 6 ayda kredinin yarısını çıkardım ben. Benim hayatımı değiştiren eskiciden aldığım waffle makinesi oldu. Waffle çok tatlı bir şey, benim hayatıma da tat getirdi. 

”Benim hayatımı değiştiren eskiciden aldığım o makine oldu. Waffle çok tatlı bir şey, benim hayatıma da tat getirdi.”


Kadınlara ne tavsiye edersiniz?

Kimse hayatını zindan eden bir adamla birlikte olmasın. Bana zarar verir mi, çocuklarıma zarar verir mi diye düşünmesin. Hak var, adalet var. Mutlaka çalışsınlar. Hayatlar bir anda değişebiliyor, kimsenin kimseye desteğine gerek yok. Bende en az 10 tane kadın çalışan var ve hepsi benim için çok değerli. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir