Haberler

27 Ülke, Bir Tezgah: Özhan Özyiğit’in Tropikal Döner Yolculuğu

Adana’nın mahalle kültüründen çıkıp 27 ülkeyi arşınlayan Özhan Özyiğit’in hikayesi, azim ve merakla harmanlanmış gerçek bir hayat tecrübesi. Mobilyacılıktan iç mimarlığa, çelik kalıp işçiliğinden Hindistan’daki döner tezgahlarına uzanan bu çok yönlü yolculuk, sonunda memleketinde meyvelerini veriyor. Venezuela’nın bakir doğasından ve Hindistan’ın kaotik renklerinden ilham alan Özyiğit, bugün kendi tezgahında döneri “tropikal meyve soslarıyla” yeniden yorumluyor. Umudunu kaybetmek üzereyken sosyal medyanın gücüyle emeği karşılık bulan bu “gezgin usta”nın, disiplin ve sevgiyle kurduğu dünyasına davetlisiniz.

“Benim dönerimi farklı kılan sadece teknik değil, içine kattığım hikaye.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Adım Özhan Özyiğit. Adana doğumluyum ve bulunduğum mahalle içinde iş yapmaktayım. 6 yaşından beri çalışıyorum, kardeşlerimin sorumluluğu ve ev sorumluluğu derken bu şekilde başladık. Bir fırsat yakalayabilir miyiz diye yurtdışını seçtim ve bazı şeyler görmek istediğim için 27 ülkeye gidip geldim. Orada dövizle çalıştığımız için, aldığın parayı buraya gönderip ev geçindirebiliyorsyn. Bu da seni mutlu ediyor, iş öğreniyorsun, dil öğreniyorsun. Bu şekilde heyecanlarla ilerledik. 

Venezuela’da doğaya duyulan o derin saygıyı, Hindistan’da ise hayatın içindeki o trajikomik karmaşayı gördüm.


Ben aslında mobilyacıydım, iç mimarlık alanında yetiştim. Parke döşeme, duvar döşeme, mobilya, çocuk odaları gibi şeylerde yetiştim. Kıbrıs’ta bir otel deneyimim oldu. Ondan sonra Irak ve Suriye’ye gittim mobilyacı olarak. Geri döndükten sonra çelik kalıp işine yöneldim. Sonrasında Fransız firmasıyla yurtdışına gittik ve birkaç yıl kaldım. 

En çok hangi ülkeleri sevdiniz?

Venezuela’ya gittiğimde şaşkınlık içindeydim, çünkü Karayip Korsanları’nın çekildiği bir bölgeye gittik. Avlanmanın yasak olduğu bir bölge ve tamamen doğaya saygı duyan insanlar var. Keşke herkes birbirine o kadar saygılı olabilse. İnsanların çoğu barakada yaşıyor ama iki kişi bir arada konuşurken başkası gelip seni rahatsız etmiyor. Hindistan çok komik bir yerdi, televizyonda izleyip güldüğüm komik sahneleri canlı canlı gördüm. Pazardan 3 kilo patates aldım, adamın dilini bilmediğim için zor anlaştık, akşam eve döndüğümde patatesleri soymaya başladım ve bir baktım hurma çıktı. Dillerinizi bilmediğim için orada biraz zorlandım. 

Burayı açmaya nasıl karar verdiniz?

Ben Hindistan’da bulunduğum zamanlarda dönercide çalıştım. Türkiye’ye döndükten sonra kendi işimi yapmam gerektiğini düşündüm ve tezgah açtım. Birkaç ay işlettim, tam bu işi yapamayacağımı düşünürken yanıma bir araç yaklaştı. ‘’Dönerini tadabilir miyim?’’ dedi. Ben de ‘’Siz kimsiniz?’’ dedim. ‘’Ben Murat, milli yiyici, hiç görmedin mi beni?’’ falan dedi. Ben işin verdiği stresten dolayı samimi davranamadım. Murat abi dönerini yedikten sonra kalkarken ‘’Benim arkadaşlarım tavsiye etti burayı, çok farklı bir döner yapıyorsun.’’ dedi ve çekim yapmak istediğini söyledi. Ertesi gün video çekimi yaptıktan sonra insanlar beni görmeye ve tanımaya başladı. Dönerimi yiyenler tekrar tekrar gelmeye başladı ve umudumu kaybetmişken, yeniden böyle şeylerin yaşanması beni çok mutlu etti. Çünkü işimi severek yapıyorum. 

”Tam ‘bu işi yapamayacağım’ diyerek umudumu kaybetmek üzereyken bir video ile her şey değişti.”


Sizi farklı kılan nedir?

Tavuğun lezzetli olan bölgeleri kanat ve butlarıdır. Ben yalnızca bunları kullanıyorum. Hazırladığımız sos ise tropikal meyvelerden yapılıyor. O meyveleri kaynatıp yağını alıyorum ve tavuğa enjekte ediyorum. Bu döneri yediğiniz zaman tropikal meyvelerin tadını ve aromasını hissedebiliyorsunuz. 

Ben saat 8’de işe başlıyorum ve 11’de tezgahım hazır oluyor. Bazen öğlen 2’de, bazen 6’da, bazen de gece 12’de bitiyor. Bazı günler bitmediği de oluyor. Ama ben işimi severek yaptığım için, her gün çalışmaya geliyorum ve insanlara hürmeten çalışıyorum. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir