Haberler

Uzaya Kebap Gönderen Adam: Kaburgacı Yaşar Usta

Bingöl’ün sokaklarında yoklukla başlayan, 4 metrelik bir branda altında filizlenen ve nihayetinde boru kebabını gökyüzünün sınırlarına taşıyan ilham verici bir başarı hikayesi… Yaşar Usta, sadece bir kebap ustası değil; emeğin, vefanın ve dijital dünyaya ayak uyduran geleneksel esnaflığın vücut bulmuş hali. “Tek başıma oturup çok ağladım” dediği günlerden, dünyanın dört bir yanından teklifler aldığı bugüne uzanan yolculuğunda onu ayakta tutan tek bir şey var: İşe duyduğu bitmek bilmeyen enerji ve oğluna olan bağlılığı.

“Adana’ya geldim, 4 metrelik brandayla kendime bir yer yaptım.”

Sizi ne motive ediyor?

Beni iş motive ediyor, hizmet motive ediyor. Sabah 5’te kalkıp hale gidiyorum, etimi sebzemi alıyorum getiriyorum. Ondan sonra ustalarla birlikte tezgahın başına geçiyoruz. Spor arası veriyorum, saat 9’dan sonra salonda tek tek müşterileri gezip resim çekiliyorum. Onlarla sohbet ettiğim zaman çok mutlu oluyorum. Çok enerjiğim, kabıma sığamıyorum. Beni İzmir’den, Anadolu’dan festivallere çağırıyorlar, gidiyorum. Gurbetçileri görünce o kadar motive oluyorum ki, bu beni mutlu ediyor.

Nimete saygı göstermemiz kaçınılmaz.


Video çekmeye nasıl başladınız?

Ben yaptığım yemekleri ve gittiğim yerlerin videosunu çekiyorum. Yapmadığım şeyi videoda göstermem. Burada sunumum neyse, videoda da onu gösteririm. Nimete saygı göstermemiz kaçınılmaz. Normal bir esnaf benden daha fazla kazanıyordur, benim kazandığımın %70’i başka yerlere gidiyor, tek başına yiyenlerden değilim. 

Çocukluğunuz nasıl geçti?

Ben çok yokluk çektim. Biz 8 kardeşiz, sokaklarda büyüdüm. 1. sınıftan, 8. sınıfa kadar yatılı okudum, Bingöl’de yaşıyorduk o dönem. Kışın okul okuyordum, yazları su ve simit satıyordum. Lokantalarda bulaşıkçılık yapardım, boyacılık yapardım. Çevremde hiç zengin arkadaşım olmadı. Benim bir oğlum var, o benim dünyam. Onunla abi kardeş, arkadaş ve baba-oğul olduk. 

Bu mesleğe nasıl başladınız?

Ben Osmaniye’de lokantada çalışıyordum. Kaburga ve sulu yemekler yapıyorduk. Oradan ayrıldıktan sonra Alanya’ya gittim ve bir otelce 2 yıl aşçılık yaptım. Adana’ya geldim, 4 metrelik brandayla kendime bir yer yaptım. Orada sulu yemekler yapıyordum, duvara sprey boyayla ‘’Kaburgacı’’ yazdım. Kebapçılar kaburga etini almıyordu o zaman, bilmedikleri için çok ucuzdu. 

Dönüm noktanız nasıl oldu?

Bu işi tutturana kadar tek başıma oturup çok ağladım. Çok sevdiğim bir abim arkadaşını getirdi ve adam benim kaburgamdan yedi. ‘’Bu nasıl bir lezzetmiş’’ dedi, kendisi Akdeniz TV’nin sahibini aradı ve kameraları alıp buraya geldiler. İlk televizyona çıkışım o şekilde oldu. Ondan sonra işlerim yavaş yavaş olmaya başladı. Sonra müşterilerimden biri ‘’Sana Instagram sayfası açalım abi.’’ dediler, ben daha kullanmasını bilmiyordum. Oğlum bana bilgisayar kullanmayı öğretti, sabahlara kadar uyumayıp uğraşıyordum. O arkadaşlar tekrar gelip sayfanın ismini ‘’Kaburgacı Yaşar’’ yaptıktan sonra hem takipçim arttı, hem de bütün millet merak edip gelmeye başladı. 

Sosyal medyanın hayatınıza etkisi nasıl oldu?

Benim sosyal medyacım yok, yeğenim var 3 seneden beri videoların montajını o yapıyor. Ben montaj falan bilmezdim, öyle çekip paylaşırdım. Oğlumun düğününde 60 metre boru kebabı yaptım. Ulusal kanalları bırakın, dünyadan kanallar gelmeye başladı. 

Uzaya kebap yollama fikri nasıl ortaya çıktı?

İlk olarak nasıl olur diye düşündük. Bizim hedefimiz 40 kilometreydi. 40 km’den sonra gitmesi imkansız. Boru kebabını uzaya yollarken straforla yolladık, içine takip cihazı koyduk, batarya koydum, paraşüt bağladık. Bunun ormana, dağa veya denize düşmesi olasılıktı. O yüzden dağcı ve denizci görevliler getirdik. Kebabı yolladıktan sonra 40 km gitti, sonrasında şişip balon gibi patladı. Uzaya gidip görevini yapıp düştü. 

”Dünyanın her yerinden franchising teklifleri geliyor ama kabul etmiyorum.”


Franchising vermeyi düşünüyor musunuz?

Benim eski yerim var hala duruyor, bir de burası var başka yok. Dünyanın her tarafından bana teklif geldi, franchising isteyen var ama ben vermiyorum. Çünkü benim bir oğlum var ve ben ondan bir gün ayrılamam. Başka yerde açarsam onlardan uzak kalamam. Burası yetiyor bize, ekmeğimiz çıkıyor, rızkımızı veriyor sonuçta. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir