Edirne’nin tarih kokan sokaklarında, sadece bir ailenin taşıdığı “Kavuranlar” soyadı, aslında şehrin gastronomi haritasının ilk çizgilerini temsil ediyor. Edirne ciğerini başlatan ve tencere köftesinin orijinal reçetesini literatüre kazandıran dedelerin mirasını bugün Feriha Kavuranlar yaşatıyor. Eşinin emekliliğiyle kapanan dükkanın ardından, müdavimlerin ısrarıyla seyyar tezgahın başına geçen Feriha Usta; sabahın ilk ışıklarında başladığı mesaisini, sabırla ve titizlikle yoğurduğu köfteleriyle taçlandırıyor. Rahmetli kayınpederinden devraldığı esnaflık ahlakını ve Edirne’nin kadına kıymet veren huzurlu atmosferini arkasına alan Feriha Kavuranlar; “topraktan değil dünyadan geçtiğimize” inanan yaşam felsefesiyle, hem damaklarda hem de gönüllerde iz bırakıyor.
“Kavuranlar soyadı Türkiye’de yalnızca bizde var.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Feriha Kavuranlar. 1971 Edirne doğumluyum. Çocukluğum orada geçti. Okul yıllarından sonra 1988 yılında eşimle evlendim. Kavuranlar soyadı Türkiye’de yalnızca bizde var. Bunun sebebi ise dedelerimizin aşçı olması ve tamamen mesleklerinden kaynaklanıyor. Kendisi aslında Edirne’de ciğeri başlayan kişidir. Edirne ciğerinin özelliği bol yağda yapılmasıdır. Babadan oğula geçmiş bu şekilde.
Tencere köftesi, bol yağın içinde yavaş yavaş, yağı kaynatmadan pişer.
Edirne’de birkaç yıl önce araştırma yapıldı ve bir kitapçık yayınlandı. O kitapçıkta Edirne’de ev ciğerini bizim dedemizin başlattığı ispatlandı. Sabah kahvaltıda köfte 12’den sonra yapılıyor, uzun yıllar o şekilde gitti. Edirne’de tencere köftesi ilk ve orijinali bizim dedemiz başlattı.



Tencere köftesi nedir?
Edirne’de tencere köftesi denmesinin sebebi, tencere içinde bol yağda olmasından kaynaklanıyor. O yağın içinde sıcak servis edilmesi gereken bir ürün. Köfte yapımında iyi bir et kullanılması lazım. Baharatlarımdan ödün vermem. Köftenin içinde kullanılan tuzdan soğana kadar her şey seçilir ve itinalı olmalıdır. Garnitür asla kullanmayız. Yanında yalnızca acı biber servis edilir.
Bu işe nasıl başladınız?
Köftenin belirli aşamaları var. Hafif bir haşlama aşamasından geçiyor. Ondan sonra bol yağ ile kavuşturuyoruz. Esas lezzetini, tencere içinde yavaş yavaş pişmesi. Yağı kaynatmadan, çok ağır ateşte pişiriyoruz. Eşim 1997 yılında emekli olduktan sonra bu işi yapmama kararı aldı ve dükkanı kapattı. Ondan sonra zilimize basıldı ‘’Neden işe çıkmıyorsunuz, bir hastalık mı var?’’ dediler. Yapmıyoruz dediğimiz halde, ‘’O zaman evde yağın, öyle gelelim.’’ dediler.
Kaç gün çalışıyorsunuz?
Kayınpederimle konuştuktan sonra bu işe seyyar olarak ben başladım. Bu köftenin müptelası çok var, sabah kahvaltı olarak alıp yiyenler bile oluyor. Sabah 5 buçukla 2 arasında yapıyoruz, yetişen alabiliyor, yetişemeyen yarına kalıyor. Ramazan ve Kurban Bayramı dışında her gün hizmet veriyoruz. Müşterilerimiz de bunu biliyor.
Bu işi yapmak zor mu?
Ben bu yaşıma kadar hayatımda yapamayacağım hiçbir şeyle karşılaşmadım bugüne kadar. Biraz o yönüm var. Her şeyi yapabilirim bu hayatta. 35 yılda bunu yapabildiğimi ispatladım. Esnaflığımı ve korkusuzluğumu rahmetli kayınpederimden aldığıma inanıyorum.
Edirne nasıl bir yer?
Edirne insanı iyidir, hoştur, hatta mükemmeldir. Türkiye genelinde bir kadının istediği saatte yalnız başına Edirne’nin herhangi bir caddesinde yürüyebileceği tek şehirdir. Bir erkek asla yanlış bir harekette bulunmaz.
”Ben hayatta yapamayacağım hiçbir şeyle karşılaşmadım.”
Kadınlara ne tavsiye edersiniz?
Önce kendisini sevmesini ve herkesten önce kendisine saygı duymasını tavsiye ederim. Hayatta kendinden başka bir tane daha olmadığı öğrenmesini isterim. Ben hayata pozitif bakan bir insanım, yaşamayı seviyorum. Dertleriyle seviyorum. Her şeyin bize dair olduğuna inanıyorum. Ağlarken gülebilecek bir şey bulabiliyorum. Dünyada yaşadığımıza değil, dünyadan geçtiğimize inanıyorum ve bu geçişi elimden geldiği kadar mutlu ve eğlenceli göstererek geçip gitmek istiyorum.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
