Haberler

Mühendislikten Gastronomiye Bir Hafıza Yolculuğu: Celal Arpat

Gündüzleri üniversitede elektrik mühendisi olarak teknik projeleri yöneten, mesai bitiminde ise Türkiye’nin kadim lezzet duraklarını kayıt altına alan bir kültür elçisi… Celaleddin Arpat ya da dijital dünyadaki adıyla Celal Arpat, lise yıllarında gazete kupürleriyle başlayan yemek merakını, bugün geniş kitlelere ulaşan bir gastronomi serüvenine dönüştürdü. 1860’lardan günümüze ulaşan esnaf lokantalarından, sabahın ilk ışıklarında serpme börek açan ustalara kadar “eskinin ve emeğin” peşinden giden Arpat; sosyal medyanın parıltılı dünyasında hesabı ödeyip kalkmanın nezaketini, televizyonculuğun zorluklarını ve Anadolu’nun köylerinde saklı kalmış gerçek lezzetleri keşfetme tutkusunu anlatıyor.

“Benim için bir yemeği değerli kılan, arkasındaki tarihsel şahsiyet ve o mekanın ruhudur.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Benim ismim Celaleddin Arpat. İsmim biraz uzun olduğu için sosyal medyaya girdiğim ilk yıllarda bir arkadaşımın uyarısıyla Celal Arpat olarak kısalttık. İlk başta bana normalmiş gibi gelmedi ama uzun yıllar kullanınca ben de çok kabullendim. Konyalıyım. 9 Eylül Üniversitesinde müdürlük yapıyorum. 16 yıldır oradayım. Teknik kısımda müdürlük yapan bir elektrik mühendisiyim. 

Sosyal medyada her şey göründüğü kadar kolay değil.


Sosyal medyaya başlama hikayeniz nasıl oldu?

Ben mesaim bittiğinde ve hafta sonları sosyal medya için çalışıyorum. Mesai saatlerinde ise elektrik mühendisiyim. Biraz klasik olacak ama lise yıllarından beri yemeye ve içmeye çok meraklıyım. Lise yıllarında gazetelerin yemek köşelerini keser saklardım, nerede ne yenir köşelerini sürekli takip ederdim. Üniversite yıllarında ilk kişisel bilgisayarım olunca tablo hazırlamaya başladım ‘’Hangi ilde ne yenir?’’ üzerine. Bunu sadece yemek düşkünlüğü ile yapıyordum. Bunu kayıt altına almak çok hoşuma gidiyordu. Televizyondaki ilk yemek programı Mehmet Yaşin’in programıydı. O programı hiç atlamadan izlemeye gayret ederdim. Mehmet Yaşin bir yere gittiğinde ne yeni, hangi mekanda yedi onları kayda alırdım. 

Instagram’da yemek videoları 2014 yılında paylaşılmaya başladı. Ben de 2015 yılında ilk Instagram paylaşımımı yaptım. Kuzenim bana Instagram’dan bahsetti ve ‘’Sana bir hesap açalım.’’ dedi. O zamanlar ‘’Benim takipçi sayım ne zaman bin olacak?’’ diyordum. Adana Lezzet Festivali’ne giderken arkadaşlarımızla paylaşım yaptık. Sanayiye gidip börek yiyerek başladık bu işe. Onu çekip paylaştıktan sonra hepimize takipçi yağmaya başladı. O börek hepimiz için önemli bir aşama oldu. Levent Usta ile bir araya geldiğimizde hala konuşuruz bunu. 

Ne tür mekanlara gidiyorsunuz?

Ben eski mekanlara ve eski ustalara çok saygı duyuyorum. Afyon’da mesela bir kebapçı var, 1860 yılında kurulmuş ve Aşçı Bacaksız diye bir mekan. 5 kuşaktır aynı ürünü aynı şekilde sunuyorlar. İzmir’de Börekçi Ali Ustamız var. Kendisi 12 yaşından beri serpme börek yapıyor ve her sabah 6 buçukta oğluyla beraber geliyor. Bence tarihsel mekanlar ve tarihsel şahsiyetlerin kayıt altına alınması ve saygı duyulması lazım. Biz eskiyi korumayı çok bilmiyoruz. Bir yere gittiğim zaman arıyorum o bölgede eski mekan var mı diye. 60-80 yaşında ustalar kaç yıllık tecrübesini size sunuyor, bu insanlarla sohbet etmek bence paha biçilemez. 

Sosyal medya için ekstra vakit harcıyor musunuz?

Benim 8 buçuk ile 5 arası normal mesaim var. Onun dışında Cumartesi ve Pazarları değerlendirmeye çalışıyorum. Tabi biraz aile içi ilişkiler aksıyor ama onlar da alıştılar ve destekliyorlar. Yıllık izinlerimi değerlendiriyorum. Bir festivale gideceksek iznimden kullanıyorum. Kolay bir şey değil, hem mesai, hem bu işlerle uğraşmak biraz zor oluyor. Takipçi sayısı artıkça daha fazla özen göstermek gerekiyor. 

Sosyal medya içeriklerine ilgi azalıyor mu?

2014-2015 yıllarında ızgarada bir köfte çekip paylaşmak çok ilgi çekerken, şimdi artık ilgi çekmiyor. Çünkü insanlar artık kanıksadılar ve değişik içerik arıyorlar. Hep aynı şeyleri görmek istemiyorlar, bu da bize ekstra yük getiriyor aslında. Bizim daha fazla çabalamamız gerekiyor. Önümüzdeki günlerde emekli olup sosyal medyada daha fazla zaman ayırmayı düşünüyorum. 

Takipçilerinizden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Takipçilerim ‘’Sizin yerinizde olmak isterdik. Hem geziyorsunuz, hem yemek yiyorsunuz, muhtemelen para da vermiyorsunuz.’’ diyor. Ben kendi adıma söyliyim, bir mekana gittiğimizde önce kendimizi tanıtıyoruz. Eğer mekan sahibi izin verirse paylaşım yapıyoruz. Yemeğimizi yiyor, çekim yapıp hesabımızı ödeyip gidiyoruz. Bazı mekanlarda hesap isteyince ‘’Olur mu öyle şey, gelip çekim yaptınız bu ikramımız olsun, bir dahaki sefere verirsiniz.’’ diyorlar. Ama gittiğimiz her yerde mutlaka hesabı istiyoruz. Başka bir şehire giderken ulaşım masrafları oluyor ve takipçilerden sitem alıyoruz ‘’Hep aynı yerleri paylaşıyorsun.’’ diye. Ama imkan olması lazım, ekonomik şartların zorlaştığı dönemlerde bu çok kolay olmuyor. 

”Gerçek lezzet bence köylerde, bucaklarda saklı. Orada süs yok, sadece saf lezzet ve kültür var.”


Yemek programı yapmaya nasıl başladınız?

Benim eski bir dostumdan teklif geldi ‘’Sana bir program yapmak istiyorum.’’ dedi. Ben de ‘’Sen varsan ben de varım.’’ dedim ve kabul ettim. Programda şehir şehir dolaşıyoruz ve o şehre ait tarihi mekanları, tarihi lezzetleri tanıtmaya çalışıyoruz. Bu benim için ilk oldu aslında, umarım beğenilir. Televizyonculuk zormuş. Ben hiç televizyon mantığıyla konuşmayı bilmediğim için ilk başlarda çok zorlandım. 

Ben yurdumuzun her köşesine ulaşmak istiyorum, köy köy, bucak bucak gezmek istiyorum. Çünkü gerçek lezzetler bence orada, gerçek yemek kültürü oralarda. Süs yok, lezzet var. Onları görmeyi, tanımayı, kayıt altına almayı çok istiyorum. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir