Balıkesir’in geleneksel hayvancılık kültürüyle yoğrulan, 13 yaşında adım attığı mezbahalarda ticaretin sert yüzünü öğrenen Erdal Aslanboğa, bugün Türkiye’nin en çok konuşulan kokoreç ustalarından biri. Kendi kimliğini aradığı çocukluk yıllarından, ustasına ortak olduğu çıraklık dönemine ve pandemi krizini bir sosyal medya devrimine dönüştürdüğü girişimcilik yolculuğuna kadar Aslanboğa, başarısının sırrını “Balıkesir kuzusu ve yılmayan bir mücadele ruhu” olarak tanımlıyor. Hedefini Dubai ve Avrupa olarak belirleyen, bir yandan da geleceğin ustalarını yetiştirmek için bir akademi kurmaya hazırlanan Erdal Aslanboğa ile dünden bugüne kokoreç zanaatını konuştuk.
“Babam hep usta olarak devam etmemi istiyordu, kendi işime girmemi istemiyordu. ”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Erdal Aslanboğa. 1982 Balıkesir doğumluyum. Aşiretin içinde büyüdüğüm için, çocukluk dönemim kendi kimliğimi arayarak geçti. Babam inşaat ustası, annem ev hanımıydı. Ailemi desteklemek için 13 yaşındayken mezbahalara giderdik. Ailen zaten hayvancılıkla uğraşıyordu, o yüzden mezbahalara gidip gelme şansım oldu. Ticaret aşkı içimde vardı, aileme de yük olmak istemedim. Lise bittikten sonra profesyonel anlamda tesislerde ustalık yapmaya başladım. Gece 2’de mezbahadan çıkardık, sabah erkenden okula gidiyordum.
İyi bir kokoreç için %100 Balıkesir kuzusu olması şarttır.
Sonrasında kokoreççiye çırak olarak başladım ve 5 yıl sonra ustamın ortağı oldum. 18 yaşındayken sistemle ilgileniyordum. Başarılı olmak için mücade etmek gerekiyordu. Bir süre ustalık yaptım ve 20 yaşında askere gittim. Dönünce büyük şirketlerde çalıştım. Analizler yaptım ve küçük çaplı ürün satmaya başladım. 2009’da kendi yerimi açtım ve üretime başladım.



Çevrenizden nasıl tepki aldınız?
Ben ilk olarak Balıkesir ve İstanbul toptancılığına başladım. Babam hep usta olarak devam etmemi istiyordu, bu işe girmemi istemiyordu. Babamı dinleseydim, hala başkasının yanında usta olarak çalışıyor olurdum. İnsanın hayal ettiği ve inandığı şeyin peşinden gitmesi gerekiyor. Kokoreç üretiminde hijyene dikkat ettim ve iyi bir şekilde yaptığım için ürünüm tutuldu. 2 yıl içinde ses yaptıktan sonra hedefim marka kurmaktı ve onun için de mekan açmam gerekiyordu. 2012 yılında kendi markamı kurdum.
Bu işi kurarken zorlandınız mı?
Ben hep entegre tesisinde çalıştım, esnaflık ve işletmecilik çok farklı bir şey. Her şeyle ilgilenmek zorundasın. İlk açtığım zamanlarda çok zorluk çektim. Sabah 9’da gelip gece 3’te gidiyordum. Ama hevesim ve enerjim vardı. İki şişle başladım, ikinci yıl 5 şişe çıktım. Sonra 10 şişe çıktım. Böyle yükselerek geçti. Nasıl meyve alacağımı bildiğim için mücadele verdim.
Sosyal medyanın etkisi oldu mu?
Pandemi döneminde yanımda 10-15 kişilik çalışan olduğu için kapatmak istemedim. Satış yapabilmek için İnstagram’dan video paylaşmaya başladım. Sosyal medya ile ilk 40 günde 1800 kargo gönderdim. Bu şekilde krizi fırsata çevirmiş oldum. Benim hedefim Türkiye’nin en iyi kokoreç markası olmaktı. Eğer bir marka üretiyorsanız, sosyal medya ile çalışmanız gerekiyor. Ben de bunu yaptım.
İyi kokoreç nasıl olur?
İyi bir kokoreç için %100 Balıkesir kuzusu olması lazım. İyi bir usta ve temiz bir ortam lazım. Bu ortamın bakanlık onaylı testlerden geçmesi lazım. Balıkesir kuzusu olmadan hiçbir şey olmaz. Lezzet açısından diğerlerinden daha farklı. Biz üretim yapan bir firmayız ve güzel ürünler çıkarabiliyoruz.
”Gelecekte usta sıkıntısı yaşayacağız, bu yüzden bir eğitim yeri açıp yeni ustalar yetiştireceğim. ”
Gelecek hedefiniz nedir?
Benim hedefim Dubai ve Avrupa ülkeleri. Gelecekte usta sıkıntımız olacak. Şimdi iyi bir usta yetiştirmek şart oldu. O yüzden burada bir eğitim yeri açacağım. Hem usta yetiştireceğim, hem de halka hizmet vermiş olacağım. Burada yetişen ustaları da yurt dışına göndereceğim. İlk hedefim Dubai’de bir yer açmak, sonrasında İngiltere ve Almanya’yı düşünüyorum. Avrupa’da 3-4 tane mekan açıp bunları korumak istiyorum.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
