Haberler

Metet Közde Döner ve Mehmet Altunbulak’ın Azim Dolu Hikayesi

Kuzguncuk’un o huzurlu sokaklarında yürürken burnunuza gelen köz kokusunu takip ederseniz, kendinizi Türkiye’nin en iyi dönercilerinden birinin kapısında bulursunuz: Metet Közde Döner. Kurucusu Mehmet Altunbulak, teknik eğitim almış bir elektrik-elektronik uzmanıyken, hayatın getirdiği zorunluluklarla restoran dünyasına adım atmış bir isim. 2002 yılında her şeyini kaybetmesine rağmen pes etmeyip, banka kredisiyle Kuzguncuk’ta kurduğu bu mütevazı dükkanı kısa sürede bir “lezzet durağına” dönüştürmeyi başarmış.

“2002’de her şeyimi kaybettim. Sonrasında Kuzguncuk’a taşınmaya karar verdim ve burayı devraldım.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Mehmet Altunbulak. 1955 Bayburt doğumluyum. Babam 1950’lerde İstanbul’a geliyor. Daha sonra biz 2 yaşında gelip Kadıköy’de oturmaya başlıyoruz. Çocukluğum Kadıköy ve Acıbadem’de geçti. Yanımızda Fikirtepe vardı ama o zamanlar çayırdı, kurbağalar derede yüzerdi. Ben Arnavutlarla beraber büyüdüm. Spor hayatım orada başladı. Hareketli bir çocukluğum oldu. Spor hayatım oldu, bütün hayalim üniversiteye gitmekti. Elektrik elektronik okudum ve teknik eleman olarak iş hayatına başladım. 

Burayı farklı kılan, kullandığımız et. Kıvırcık kuzu etini Balıkesir’den temin ediyoruz.


Ben okul zamanı amcamın çay ocağında çay götürüp getirirdim. Çok hızlı olduğum için bana ‘’Uçan kuş’’ derlerdi. Spor hayatım devam ettiği için Beşiktaş’ın 12 yaş grubuna antrenörlük yapıp oradan işe gidiyordum. Ben 23-23 yaşındayken amcam bir taverna açtı ama sonra vefat etti. Ailede bir büyük ben olduğum için, mecburen işin başına ben geçmek zorunda kaldım. 8 senenin sonunda ‘’Ben bu işi yapmak istemiyorum.’’ dedim ve İskender Hacı Abi ile 1998 yılında tanıştım. O da benim dönüm noktam oldu. 

Bu işe nasıl başladınız?

Ben 5 sene boyunca Hacı Abi ile birlikte çalıştım. Dönercilik ve kebapçılığı onun yanında öğrendim. O bana ‘’Oğlum bildiğini öğreteceksin ki devamı gelsin bu işin.’’ derdi. Ben o zamana kadar iskenderin ne olduğunu bile bilmiyordum. İkinci iskenderciyi açtıktan sonra garsonumu ortak yaptım. 3 şirketim, 8-10 tane ortağım oldu. Ama karşılıksız çekler aldığım için şubelerimi devretmek zorunda kaldım ve 2002’de her şeyimi kaybettim. 

Sonrasında Kuzguncuk’a taşınmaya karar verdim ve burayı devraldım. 2 usta bir garsonla işe başladık. Sıfır sermayem vardı, burayı alırken bile bankadan zorla kredi aldım. Bir sene sonra CNN’den arayıp sizi çekmek istiyoruz dediler. Ondan sonra bizim çıtamız yükselmeye başladı. O programdan sonra Kuzguncuk’da tanınmaya başladı. 

Sizi farklı kılan nedir?

Biz burada esnaflar derneği kurduk, ben de başkanlığını yapıyoruz. Birlikte kuvvet doğar düşüncesiyle esnaflarımızla bilinçli bir şekilde hareket ediyoruz. Burayı farklı kılan ise, kullandığımız et ile alakalı. Yüksek bölgelerde yetişen hayvanlar daha lezzetlidir. Biz kıvırcık kuzu etini Balıkesir’den temin ediyoruz. İmalatta işleyip yaprak haline getiriyoruz. İçinde kullanılan karabiber, Vietnam’dan Mersin’e geliyor, ben oradan temin ediyorum. Ama en önemli mesela ustanın kullandığı et oranı ve marine edilmesi. 

”Limit olarak en fazla 300 kilo satabiliyoruz. Kaliteyi bozmamak için daha fazlasını servise çekmiyorum.”


Günlük ne kadar tüketim oluyor?

Limit olarak en fazla 300 kilo satabiliyoruz, ondan sonra veremiyoruz. Çünkü yer ona müsait değil. Ben kaliteyi bozmamak için, daha fazlasını servise çekemiyorum. 

Franchising vermeyi düşünüyor musunuz?

Franchising verdiğin zaman insanlar mecburen dibine kadar kullanıyor. Sonuçta para kazanmak gerekiyor ve para kazanmak için kaliteden ödün veriyorsun. Sonra insanlar ‘’Bunlar bozdu.’’ diyor. Biz de bozmamak için kendi işimizi kendimiz yapıyoruz. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir