Mersin’den boks maçları için yola çıkan, ancak kaderin onu Beşiktaş’ın en sevilen esnaflarından biri haline getirdiği Yıldırım Canatar, nam-ı diğer Dürümcü Baba… 1940 doğumlu Yıldırım Usta’nın hikayesi, kadın kuaförlüğünü eşinin kıskançlığı nedeniyle bırakıp hiç bilmediği bir sektörde “Sen bu işi yapamazsın” diyenlere inat, ilk günden itibaren dolup taşan bir tezgahla başlıyor. Her sabah 07:00’de mangalının başında olan, yaşam enerjisini acı bibere ve çalışmaya borçlu bu koca çınar, Adana ve Mersin’in mutfak kültürünü Beşiktaş’ın kalbine taşıyor. Sadece dürüm yemek için değil, Yıldırım Usta’nın hoşsohbetini dinlemek için de uğranan bu küçük tezgahın ardındaki dev başarıyı ve 86 yıllık ömrün tecrübe dolu anılarını keşfetmeye davetlisiniz.
“Bütün kardeşlerim kuaför, hatta bir tanesi dünya şampiyonu.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Benim adım Yıldırım Canatar. Mersinliyim. 1940 doğumluyum, 6 çocuğum var. Ben kuaförlük yapıyordum, sonra onu bırakıp kebapçı oldum. Babam otobüs kasası yapardı, annem ev hanımı. Mersin’den İstanbul’a boks maçlarına katılmak için geldim. Maça gelirken kaza yaptık, 8 ay hastanede yattım.
Benim yaşam sırrım acı biber yemekte; günde on kere yemek yerim, bana mısın demez.
Bu işi yapmaya nasıl karar verdiniz?
Bütün kardeşlerim kuaför, bir tanesi dünya şampiyonu. Biz Beyoğlu’nda Kardeşler isimli bir yerin sahibiyiz. Eşim kıskandığı için kadın kuaförlüğü mesleğini bıraktım. Bir arkadaşımız ‘’Abi Beşiktaş’ta bir kebap tezgahı var. Gel sana bir tezgah kuralım.’’ dedi. Ben ise ‘’Ben yapamam o işi.’’ dedim ama ısrarlarına dayanamayıp gittim aldım.



O günden beri kebapçılık yapıyorum. Bana ilk açarken ‘’Sen bu işi yapamazsın.’’ dediler, daha açtığım ilk gün full çektim. Memleketim Adana ve Mersin olduğu için göz aşinalığı vardı, nasıl yapılıyor diye. Kendimi geliştire geliştire bu işi öğrendim. Burada beni herkes sever, Dürümcü Baba, Yıldırım Usta olarak bilinirim.
Bu işi bırakmayı hiç düşündünüz mü?
Bu yaştan sonra ne yapacağım, meslek yok, hiç okumadım. Esnaflık yapa yapa kendimi ilerlettim. Allah ömür verdikçe bu işi yapacağım ve çalışacağım. Benim yaşam sırrım acı biber yemekte. Günde 10 kere yemek yerim, hiç sorun olmaz. Ameliyat oldum, ondan çıktıktan sonra bile işimin başına geçtim.
”Ben sabah 7 dediğinde tezgahtayım, bu bende bir alışkanlık.”
Ben 7 dediğinde tezgahtayım. Öyle bir alışkanlığım var. Önce masaları çıkarıp temizlik yaparım. Sonra mangalı yakarım. Etimi hazırlayıp şişlere saplarım. 8 buçukta müşterilerim gelmeye başlar. 11’den sonra daha da kalabalık olduğu oluyor.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
