Haberler

Kıvırcık Kuzunun Ana Vatanında Fine Dining: Nadas Kaz Dağları

  • Chicken Alfredo is perfect for a weeknight dinner
  • Super juicy pieces of chicken in a smooth and creamy, extra cheesy alfredo sauce.

Şehrin gürültüsünü geride bırakıp, Çanakkale ile Balıkesir’in kesiştiği o büyülü noktada, Kaz Dağları’nın eteklerine doğru bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? İsmini toprağın dinlenme halinden alan “Nadas Kaz Dağları”, misafirlerine sadece konaklama değil; gastronomi, müzik ve mitolojiyle örülü bir deneyim vadediyor. Genel Müdür Hande Gündoğar ve Şef Çağatay Ateş’in vizyonuyla şekillenen bu butik dünya, zeytin ağaçlarının gölgesinde, denize sadece bir nefes uzaklıkta sizi kendinizi yeniden keşfetmeye davet ediyor.

Kaz Dağları’nın eteklerinde dinlenme alanı.

Nadas hakkında bize bilgi verir misiniz?

Merhabalar ben Hande Gündoğar. Nadas Kazdağları Genel Müdürüyüm. 2021’in Temmuz ayından itibaren Nadas Kaz Dağlarını görmüş olduğunuz şekilde yürütmekteyiz. Yeşilyurt Köyü’ndeyiz. Ayvacık’a bağlı Çanakkale ilçesinde, ama Çanakkale’nin bitip Balıkesir’in başladığı noktaya yakınız aslında. Kaz Dağlarının eteklerindeyiz ama denize de uzaklığımız sadece 5 kilometre kadar. O yüzden çok şanslıyız. Müthiş, temiz ve güzel bir havanın içerisinde misafirlerimize butik ve kaliteli bir imkan sunuyoruz. Nadas Kaz Dağları, esasında hem temiz doğanın içerisinde hem de bizim gastronomiyle, müzikle, sanatla ve tarihi ve mitolojiyi de eklersek büyük bir zenginliğin içerisindeyiz.

Nadas Kaz Dağları, 12 ay boyunca hizmet veren bir otel.


Şu anda Grand Delux odalarımızdan bir tanesindeyiz, ana binamızda yer alıyor. Tüm odalarımız aslında bahçeye bakıyor. Hemen yan bahçemizde villa suitlerimiz de var. Bütün odalarımız çift kişilik olarak düzenlendi. Biraz yetişkin oteliyiz. Odalar aslında minimum 25 metre kareden başlıyor. Bazı odalarımızda daha gelişmiş aksesuarlar, kitaplar, kendinizi dinlendirebileceğiniz özel alanlar mevcut. Nadas Kaz Dağları, 12 ay açık bir otel ve ilkbahar, sonbahar benim en sevdiğim aylar. Kış aylarında ise dinlenme daha çok. Hafta sonları biraz daha yoğunluk olmasına rağmen hafta içleri grupları alabiliyoruz. Hem iş toplantıları yapabiliyorlar, hem sağlık grupları da olabiliyor ya da sadece çift çift gelip doğanın ve yemeğin tadına varmak isteyen misafirlerimiz, yürüyüş yapmak isteyen misafirlerimizi ağırlıyoruz.

Nadas ile yollarınız nasıl kesişti?

Ben Çağatay Ateş. 2 Ekim 1991 doğumluyum. Adanalıyım. Profesyonel anlamda 16-17 senedir mutfakta çalışıyorum. Nadas Kaz Dağlarıyla yollarımız geçen sene Şubat ayında kesişti. Bu kapıdan içeri girdiğim zaman beni karşılayan manzara gerçekten bambaşka bir yermiş gibi. Sanki şimdiye kadar hiç böyle bir yer görmemişim gibi bir hissiyat uyandırdı. Burada misafirlerimiz aslında dinginlik ve rahatlamaya geliyorlar. Kafalarını boşaltmaya geliyorlar. Gerçekten kendilerini Nadas’a bırakmaya geliyorlar. Biz de misafirlerimize Nadas Kaz Dağları mutfağı olarak, şehir dışında yiyemeyecekleri şeyleri ya da orada yeseler bile aynı ürünleri burada daha farklı bir yorumla, daha farklı bir tatla sunmak istiyoruz.

Misafirlerimiz bu kapıdan içeri girdikleri andan itibaren buradan çıkmak istemiyorlar. Buradan çıktıkları andan itibaren de gerçekten buranın ortamını, doğasını çok özlüyorlar. Biz de buna ayak uydurmaya çalışıyoruz. Akıllarında kalıcı tatlar var etmeye çalışıyoruz. Menümüzde buna çok dikkat ediyoruz. Bir şey tattıklarında gerçekten bunu bir başka yerde bir benzerini yeseler bile akıllarına ilk Nadas Kaz Dağları gelsin istiyoruz.

Nadas Kaz Dağları’nda hangi etkinlikler sunuluyor?

Yıl boyunca değişik aktiviteler sunuyoruz. İlk açtığımızda piyano konserimiz Kerem Görsev’le başladık ve bütün ayda bir kez belki bazen iki kez jaz konserleri, Latin, Luz değişik konularda hem söyleşiler, hem konserler yapmaktayız. Birçok değerli şef ağırladık buraya. Hem dünyanın yeni şeflerinden, hem de Türkiyemizin en iyi şeflerinden. Kaz Dağları çok güzel bir bölge çünkü doğal güzelliklerin yanı sıra topraktan ve hayvanlarıyla da bizi besliyorlar. Gerçekten çok fazla ot çıkıyor. Mantar bölgesi, Kaz Dağları’nın yamaçlarında olduğumuz için zeytinlerimiz zaten her yerde gördüğünüz üzere, kendi zeytinyağımızı yaptığımız, et tesisimizin olduğu bir gastronomik deneyim yaşatıyoruz ve onlara da sahibiz bünyemizde. Ulusal marketlere bağlı olarak çalışıyoruz ve bu bize büyük bir şans getiriyor.


Menüde hangi lezzetlere yer veriyorsunuz?

Bu bölge etleriyle aslında ünlü bir bölge Kuzey Ege tarafları. Trakya kıvırcığı oldukça ünlü bir et. Buranın etlerinin özel olmasının sebeplerinden bir tanesi de, küçükbaş hayvancılığa çok ciddi şekilde önem veriliyor. Ve bu verilen önem de sonrasında bizim sofralarımıza, bizim mutfağımıza böyle değerli etlerin gelmesini sağlıyor. Tamamen bölgede yedikleri gıdalarla alakalı hayvanların, yani çok yapay beslenmeden, daha doğal beslenmesinden kaynaklı. Burada sosumuzu kıvama getiriyoruz. Kemik ve et temelli bir sos. Dömi glas mantığıyla yapıyoruz. Uzun saatler kaynatarak hazırlıyoruz. Yanında bir orzottomuz var. Ege otları kavurmasıyla beraber veriyoruz ve tabağımıza pirzola ve böbrek yatağı dediğimiz yani daha modern adıyla yağlı kara dediğimiz bir etle misafirlerimize sunuyoruz. Etlerimizi yağın içerisinde taze baharatlarla beraber dinlendiriyoruz. Ekstra herhangi bir marinasyondan geçmiyorlar. Sadece tuz ve karabiberle beraber lezzetlendiriyoruz. Kuzuların iyi olduğunu dış çemberindeki renklerin güzelliğinden de anlayabiliyoruz. Yani kırmızılıkları, içindeki yağ dokuları gerçekten çok özel beslendiğini, doğru beslendiğini gösteriyor bizler için. Etlerimizi burada misafirlerimizin isteğine göre de pişirsek de gene de orta ve orta az pişirmeye, sulu pişirmeye çok fazla dikkat ediyoruz.

Nadas Kaz Dağları’nda çalışmak nasıl bir duygu?

Böyle bir yerde çalışmak öncelikle çok ayrıcalıklı bir şey. Çünkü Kaz Dağları çok özel bir lokasyon ve burası oksijen bakımından da dünyada çok ayrıcalıklı bir yer. Ve bu bölgede aslında yeni yetişen ve bakir bir turizm bölgesi. Kaz Dağları evet çok uzun yıllardır turizm bölgesi ama insanların Akdeniz’den ve Ege’den sonra yeni bir lokasyon, yeni bir rota arayışının olduğu bir yer. Burada çalışınca insan daha huzurlu çalışmayı, daha sakin çalışmayı, daha dingin çalışmayı kendisine gerçekten bir ders olarak çıkartabiliyor.

Mutfakta sıfır atık felsefesine çok dikkat ediyoruz.

Menüde hangi içkiler sunuluyor?

Menümüzde yaklaşık 80 tane butik şarap var. Butik şaraphanelerle çalışıyoruz zaten. Daha çok yerel ve bölgesel tesisimize yakın olan yerlerden seçiyoruz. Her yerde bulunabilecek şaraplar değil. Keza aynı şekilde viski barım da, bayağı geniş bir koleksiyona sahip. Kokteylleri sadece tek baz alkolle değil, bir sürü alkolle yapıyoruz. Bazen özel eventler oluyor. Eventlerle şarap kokteylleri yapıyoruz.


Menüde kullanılan ürünleri siz mi üretiyorsunuz?

Bostanda yılın belli zamanlarında belli başlı bitkiler ve sebzeler yetiştiriyoruz. Şu an bostanda iki farklı biber çeşitlerimiz var, kuzu kulağımız var. Beş farklı renkli havuçlarımız var burada. Baby havuç olarak yetiştirip aynı zamanda havuç yapraklarını da tabaklarda mutlaka kullanıyoruz. Sürdürülebilirlik açısından burayı var etmeye başladık. Mutfakta da sıfır atık felsefesine çok fazla dikkat ediyoruz ve mutfaktan çıkan ürünleri mutlaka ayrıştırıyoruz. Sebze kabuklarını, yumurta kabuklarını mutlaka komposta dönüştürüyoruz ve burada doğal gübre olarak kullanıyoruz. 

Bostanda üç farklı renkli pazılarımız var. Bu pazıların yanı sıra Ege otları var. Bunları kuzu sırtı gibi özel tabaklarda kullanıyoruz. Bostanın arka taraflarında üç farklı reyhan ve fesleğenimiz var. Baby cherry domates yetiştiriyoruz. Menüye koyacağımız yemeği seçerken sürdürülebilir olup olmadığına bakıyoruz. Yani biz bu menüyü ne kadar devam ettirebiliriz? Bu malzemeyi ne kadar süreyle bulabiliriz? Çalıştığımız özel tarımcılar var, çiftçiler var, üreticiler var. Bunlardan biz bu ürünleri ne kadar süreyle alabiliyoruz? Öncelikle aslında bunlara dikkat ediyoruz. Daha sonra aşağıda işlerimizi ne kadar kolaylaştırıyor ya da ne kadar zorlaştırıyor bunları düşünüyoruz ve menümüzü hazır hale getiriyoruz. Hikayesi olan tabağımız aslında bu.

Amazing pancakes

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir