Haberler

“Çık Dışarı Mustafa”dan Taco Krallığına: Mustafa Aydın’ın İnatçı ve Lezzetli Serüveni

Masterchef podyumunun en çok konuşulan isimlerinden Mustafa Aydın, ekranlardaki heyecanlı ve dobra tavrını bu kez kendi dükkanının mutfağına taşıyor. Aile mesleği olan tatlıcılığı reddedip, “48 saat uyumazsın” diyen şeflerin sert disiplininde pişen Aydın; bugün Türkiye’de eşi benzeri olmayan patentli taco ekmekleriyle gastronomi dünyasında kendine yeni bir yol çiziyor. Masterchef macerasının hayatındaki dönüm noktası olduğunu samimiyetle anlatan şef, ekranlardaki o meşhur “sinir patlamalarından” bugün 81 şubeyi hedefleyen bir marka vizyonuna nasıl ulaştığını anlatıyor.

“Gittiğim şef, ‘Seni 48 saat uyutmam, eve de gidemezsin, çok sert bir adamım’ dedi ve benim asıl maceram o zorlu şartlar altında başladı.”

Bu işe nasıl başladınız?

Adım Mustafa, soyadım Aydın. Aslen Trabzonluyum. Doğma büyüme İstanbulluyum. 8 Mart’ta doğmuşum. Çok hiperaktif bir çocuktum, bulunduğum ortamda durmayı sevmezdim. Güzel bir çocukluk geçirdim. Liseyi bitirdikten sonra okumadım, direkt bu işe atıldım. Zaten aile mesleğimizdi. Yazları ve kışları dayımlarla birlikte tatlıcı olarak işe başladım. Ama beni mutlu etmedi ve bir gün ‘’Ben bu işi yapmak istemiyorum.’’ dedim. Başka bir dayım geldi, ‘’Ben aşçılık yapıyorum, gel benimle dene.’’ dedim. Ondan sonra onun yanında işe başladım. Bir usta bana bıçakla kesim yapmayı gösterdi ve aynısını benim yapmamı istedi. Hiç ikiletmeden yaptım. Kariyer hayatımı değiştiren o iş yerindeki gıda uzmanı oldu aslında. Ondan sonra bilgisayar başına geçip ünlü şefleri araştırdım ve Kenan Baylan diye şefin yeğeniyle tanıştım. Beni işe almadılar tecrübeli biri değilim diye. Sonrasında ‘’Benim tanıdığım var, üst düzey bir restoranda koordinatörlük yapıyor’’ dedi ve  beni onun yani gönderdim. Kendimi kanıtlamak istiyordum. ‘’Ben seni 48 saat uyutmam, eve de gidemezsin, çok sert bir adamım.’’ dedi ve onun yanında başladı benim maceram. Ondan sonra kademe kademe yükseldim ve birçok yerden iş teklifi aldım.

Mehmet Şef’in ‘Çık dışarı’ demesi tamamen bir sinir patlamasıydı. Ama usta-çırak ilişkisi böyledir.


Masterchef’e katılmanız nasıl oldu?

Aslında benim öyle bir düşüncem yoktu. Her akşam eve geldiğimde kız kardeşim, ‘’abi buraya başvuru yapalım.’’ diyordu ama ben istemiyordum. Sonrasında çok ısrar edince dayanamadım ve başvuru yaptım. Bir gün telefonum çaldı ve ‘’Acun medyadan arıyoruz, sizi görüşmeye bekliyoruz.’’ falan dediler. Ben görüşmeye gitmeyecektim ama annem çok ısrar ettiği için kıramadım. Her gittiğimde beni bir daha aramazlar diye düşünüyordum. Sonra beni tekrar çağırdılar ve Masterchef maceram başlamış oldu. 

Masterchef’e katıldığınız için mutlu musunuz?

Ben istemeyerek başvursam da sonra çok mutlu oldum, iyi ki gitmişim ve katılmışım. Kendimi bulup görmüşüm. Masterchef benim hayatımdaki dönüm noktası oldu. Yarışmaya damga vuran ‘’Çık dışarı Mustafa’’ olayı da benim tamamen sinir patlaması yaşamam oldu. Bir oyunda çok gerginlik yaşadım, o zamanlar ödül de alamıyordum ve elim havaya kalktı. Mehmet Şef, ‘’Hayırdır oğlum sen kimsin, çık dışarı haddini bil.’’ dedi. Artık herkesin dilinde ve benimle özdeşmiş durumda. 

Oradaki şeflerle aram her zaman iyidir. Çünkü ne kadar tartışma yaşasak da, usta çırak ilişkisidir. Usta her zaman çırağına kızar. Bunlar art niyetli değildir. Ben orada şeflerle tartışsam da, önlüğü çıkardıktan sonra ‘’Şefim kusura bakmayın.’’ derim. 

İlk dükkanınızı nasıl açtınız?

Ben pandemi nedeniyle 2 yıl çok açmak istememe rağmen dükkan açamadım. Sonrasında bir gün buranın önünden geçerken dükkanı boş gördüm ve hayatım bir anda değişti. Dişimle, tırnağımla, arkadaşlarımla birlikte bu dükkanı birlikte bu hale getirdik. Şimdi burada taco yapıyoruz. Biz dükkanı açtıktan 6 ay sonra bulduk bu ekmekleri. Bulduktan sonrada dükkanın göz bebeği oldu diyebilirim. Bugün patentli taco ekmeğim var ve Türkiye’de yapılmayan bir ekmek türü. 

”Kasamıza 5 lira girmesi beni mutlu etmiyor; müşterinin ‘Bu mükemmel bir şeymiş’ demesi, o paranın 3-4 katı mutluluk veriyor.”


Hedefiniz nedir?

Ben 81 ilin tamamında olmasa da, bu dükkanın 81 tane şubesinin olmasını istiyorum. En zoru birinciyi kurmaktır ve bunu başardık. Kaldı 80 tane şube açmak. Bu markayı Türkiye’nin her yerine yaymak istiyorum. Benim kasama 5 lira girmesi beni mutlu etmiyor ama müşterinin ‘’Kardeşim bunlar mükemmel bir şeymiş’’ demesi o verdiği paranın 3-4 katı mutluluğunu veriyor.


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir