Ege kıyılarında butik bir otelin mütevazı kahvaltı sofrası olarak başlayan, bugün ise kapısında saatlerce kuyruk beklenen bir gastronomi fenomenine dönüşen Çeşme Bazlama Kahvaltı’nın sırrı ne? Sosyal Bilgiler öğretmenliğinden emekli olduktan sonra mutfağın başına geçen Nurten Tuncer, nam-ı diğer “Nurella”, bu başarıyı sadece ticari bir hamle olarak değil, bir “anne bolluğu” felsefesi olarak tanımlıyor. Geleneksel serpme kahvaltı anlayışını, “doymadan kalkmanın yasak olduğu” bir ritüele dönüştüren Tuncer; Karaköy’den Nişantaşı’na, Bağdat Caddesi’nden Çeşme’ye uzanan bu samimi yolculuğu ve kadın girişimci olarak sektöre vurduğu mührü tüm içtenliğiyle anlatıyor.
“Biz burada yalnızca kalpleri doyurmak için en iyisini vermeye çalışıyoruz.”
Kendinizden bahseder misiniz?
İsmim Nurten Tuncer, Tokat Zile doğumluyum. Sosyal bilgiler olarak bitirdim sonra evlendikten sonra Çeşme’ye geldim ve iki kızım oldu. Kızım Amerika’da eğitim aldı. Ben emekli olduktan sonra eşimin tabak kahvaltısını serpme kahvaltıya çevirdik. Butik bir otel kurdu kızım. Kahvaltı giderek otelin önüne geçmeye başladı.
Türkiye’de kadın bir girişimci olmak çok düz bir yol değil.
İstanbul’a gelmeye nasıl karar verdiniz?
Türkiye’de kadın bir girişimci olmak çok düz bir yol değil ama cesaretimizle ve kendimize güvenle yola çıktık. Emek ve sevgimizi verdik bu işe. Aslında hobi olarak başladık ama bunun sonucu ticari bir şey getirecek mi diye hiç bakmadık. Çeşme’de çok ilgi gördük. Kızım ‘’Bunu İstanbul’a taşımamız lazım.’’ dedi. Eşim ise ‘’Kesinlikle buradasınız, orada olmaz. Buraya yatırım yaptınız burada kalın.’’ dedi. Çeşme yazın kalabalık olsa da, kışın çok sakin geçiyor. Sonrasında farklı bir model yaratarak Karaköy’de işe başladık. Karaköy’de hizmet veriyoruz ama bütün ürünler, Çeşme’den geliyor. Cumartesi ve Pazar günleri yapıyoruz sadece.



Kaç şubeniz var?
Ben pazar akşamları Çeşme’ye dönüyorum. Orada bütün ürünleri hazırlıyorum ve otobüse doldurup getiriyoruz. Karaköy’deki mekan yetersiz gelince, Nişantaşı’na geçmeye karar verdik. Sonrasında burayı bulduk ve haftanın 3 günü hizmet vermeye başladık. Instagram’ın markamızın oluşumunda çok büyük bir etkisi var. Markanın alt yapısını daha Çeşme’deyken kurmaya başladık. Biz burada yalnızca kalpleri doyurmak için en iyisini vermeye çalışıyoruz. Şu anda Türkiye’de 6 şubemiz var. Çeşme’de 3 tane, Nişantaşı’nda ve Bağdat Caddesi’nde şubelerimiz var.
Kahvaltı menüsü nasıl?
Burada anne kahvaltısı veriyoruz. Her şeyin zengin ve kocaman olması gerekiyor, anne bolluğunu masamıza yansıtmaya devam ediyoruz. Açık büfe yaparak misafirlerimizin doymadan kalkmasını yasakladık aslında. İsrafın önüne geçmek için, bittikçe istediğiniz şeyleri getirelim diyoruz.
Ticari zorluklar yaşıyor musunuz?
Ben işin arka tarafını görmek istemiyorum. Ne masraf olmuş, maliyeti nedir kısmını düşünmek istemiyorum. en iyi hizmeti vermek istiyorum. Çevredekiler fiyatı arttırınca beni de ikna etmek için uğraştılar. Porsiyonları küçültme gibi bazı değişiklikler yapmak gerekiyor ama o zaman da tepki alıyoruz. Vergi dairesinde bana şirketin sahibini getirin, sizinle muhattap olmak istemiyorum diyenler oldu. Türkiye’de yeme içme sektörü artık çok zorlaştı.
”İşin maliyet ya da masraf tarafına değil, hizmetin kalitesine odaklanıyorum.”
Hangi reçel çeşitlerini sunuyorsunuz?
Ben bulabildiğim her şeyin reçelini yapıyorum. Lavanta reçelim çok seviliyor. Mandalina, muz, domates gibi ürünlerin de reçeli oluyor. Antep fıstığı reçeli ve acı biber reçeli de çok güzel. Biz kendi yapmadığımız hiçbir şeyi masaya koymak istemiyoruz. Kendi adıma Nurella adını verdiğim bir süt reçeli yaptım ve şuan en çok sevilen reçel oldu.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
