Haberler

Kek Kokusunun Kapalıçarşı’daki Yarım Asırlık Adresi: Esat Usta

Kapalıçarşı’nın labirentvari sokaklarında, 1977’den beri değişmeyen bir durak var. Kastamonulu bir ailenin hamur işi geleneğini devralan Esat Güzel, çocuk yaşta tezgah üzerine çıkarak başladığı serüvenini bugün seyyar arabasında bir İstanbul klasiğine dönüştürmüş durumda. 1986’dan beri aynı köşede, taze keki ve supangleyi esnafla buluşturan Esat Usta; dürüstlükle yoğurduğu meslek hayatını, dükkan açmanın zorluklarını ve çarşı esnafının o eski, sarsılmaz ahlakını bizlere kendi içtenliğiyle anlatıyor.

“Börekçilik bizim aslımız, Kastamonu deyince akla hamur işi gelir.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Esat Güzel. Kapalıçarşı’da kek veya supangle satıyorum. 47 senedir bu mekandayım. 47 senedir bu mekandayım. Öğlen 1’de geliyorum, akşam 5 buçukta paydos ediyorum. Pastacılık işi benim baba mesleğim. Börekçilik bizim aslımız, Kastamonu deyince akla hamur işi gelir. 

Keklerimi taze taze yaptığım için buraya gelmem öğle saatlerini buluyor.


Bu işe nasıl başladınız?

Kol böreği yaparım, su böreği yaparım. Baklava hariç yaş pasta bile yaparım. 1977 senelerinde bizim dükkanımız vardı, börekçi dükkanında boyum yetmediği için tezgahın üzerine çıkardım. Yapabildiğim kadar hamur yapardım. Babamız vefat edince dükkanı kapattık. Ben de el işinde çalışmak istemediğim için buraya geldik. Ufak ufak derken seyyar olarak başladık ve gittik valla. 

Bu işi 1950’li yıllarda başka biri yapıyormuş, yalnız kek satıyormuş. Ama adam yaşlanıp işi bırakınca, onun yerine ben geçtim. İlk zamanlarda Kapalıçarşı’nın içinde sepetin içinde kek satıyordum. Ondan sonra araba yapınca gezmeyi bıraktım. Kendime güzel bir köşe buldum ve 1986’dan beri buradayım. Burası benim dükkanım oldu, arayan her zaman beni burada buluyor. 

Dükkan açmayı düşündünüz mü?

Evet düşündüm, ama dükkan kiraları çok pahalı. Küçücük bir yer tutsan bile çok büyük kiralar istiyorlar. Ayrıca imalathane de açmak gerekiyor ve onun da masrafları çok fazla. Bu yüzden gözüm kesmedi dükkan açmayı. Farklı bir şey satmadığımız için, dükkan bizi kurtarmaz. 

Bu işte çalışmanın zorlukları nelerdir?

Ben haftanın beş günü çalışıyorum. Hasta olduğumda da çalıştım, kolum kırıldı alçıya aldılar o halde de çalıştım. Eğer üç kağıtçılık yapmazsan Allah yardım ediyor. Çok zorlukları ve sıkıntıları var. Seyyar olduğum için yağmurda da geliyorsun, çamurda da geliyorsun. Ama burada esnaf olmak çok güzel bir şey. Çarşının esnafları dürüsttür, kimsede üç kağıt yoktur, söz ağızdan çıktı mı yerine gelir. 

”Seyyar olduğun için yağmurda da geliyorsun çamurda da.”


Ne kadar satış yapıyorsunuz?

Günlük 160 bardak supangle satıyorum. 50-60 tane de bütün kek satıyorum. 5 gibi işim bitiyor, tezgahı toplayıp dönüyorum. Keklerimi taze taze yaptığım için buraya gelmem 1’i buluyor. Aslında geceden de yapabilirim ama bu sefer bayatlamaya başlıyor. Bende bayat mal hiç olmaz. Kalanları da garibanlara ve mahalledeki ufak çocuklara dağıtırım, ertesi güne bir şey bırakmam. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir