Haberler

Boyu Kısa Diye Alınmadı, Fabrika Kurdu: Şerif Hanım Kızık

Karaman’da azmin ve dürüstlüğün simgesi haline gelen Şerif Hanım Kızık’ın hikayesi, bir reddedilişten bir imparatorluğa uzanıyor. Gençliğinde boyu kısa olduğu gerekçesiyle işçi olarak alınmadığı bisküvi fabrikasının kapısından gözyaşlarıyla dönen Şerif Hanım, yıllar sonra kendi fabrikasını kurarak imkansızı başardı. Eşiyle birlikte yokluk içinde, borçla alınan makineler ve bozdurulan bir bilezikle temelleri atılan bu serüven, bugün onlarca öğrenciye burs sağlayan büyük bir sosyal sorumluluk projesine dönüşmüş durumda. Karaman’ın tek kadın sanayicilerinden biri olarak engelleri cesaretiyle aşan Şerif Hanım, ticaretin altın kuralını “özü sözü bir olmak” olarak tanımlıyor.

“Bisküvi fabrikasına işçi alıyorlardı, boyum kısa diye beni almadılar. O gün çok ağladım.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Şerif Hanım Kızık. Karamanlıyım, aynı zamanda Çerkezim. 33 yaşında bu işe başladım. Eşim bisküvi fabrikasında çalışıyordu ve oradan ayrıldıktan sonra bildiğimiz işi yapalım diyerek gofret işine başladık. Babam müthiş bir demirci ustasıydı. Elektrik olmadığı için derslerimi caddenin ışığında yapardım. 

Biri patronu sormaya geldiğinde, beni oyalayacak biriyse ‘Patron yok, çarşıya gitti’ derdim.


Bisküvi fabrikasına işçi alıyorlardı, bende başvurdum ama boyum kısa diye beni almadılar. O gün çok ağladım. ‘’Allah’ım benim boyumu uzat bir fabrikaya işçi olarak gireyim.’’ dedim. Allah, bana bisküvi fabrikası açmayı nasip etti. Ben evde terzilik yapıyordum, eşim fabrikada çalışıyordu. Bayramlarda işim çok sıkı oluyordu, hiç uyumadan çalışıyordum. Sonrasında eşim işten çıktı. O zamanlar çok açlık çektik, ekmek almaya paramız olmuyordu. 

Fabrikanın kuruluş hikayesini anlatır mısınız?

Samsun’da bu makinelerin kullanılmışları olduğunu duyduk. Paramız olmadığı halde gidip adama söyleyeyim, taksit taksit makinelerin parasını öderiz dedik. Makineleri borçla buraya getirdik ama parçaları yapacak usta lazımdı, onun için bileziğimi bozdurdum ve usta tuttuk, ihtiyaçları aldık. Annemlerin bahçesine kazanları kurduk, suları kaynattık. 10 gün boyunca çoluk çocuk, komşular falan herkes yardım etti. 

İlk olarak bir yer kiralayıp gofret yaptık. Günde 45 kutu mal yapıyorduk. Zamanlar her yere göndermeye başladık. Ticarette tertemiz olmak lazım, özü sözü bir olacaksın. Bizden sonr abu işe başlayanlar oldu ama Karaman’da bizden başka hiçbiri kalmadı. Eşimin tecrübesi olmasa bu işi biz de yapamazdık. 

Kadın patron olduğunuz için çevreden nasıl tepkiler aldınız?

Benim patron olduğumu kimse bilmezdi. Biri patronu sormaya geldiğinde, beni oyalayacak biriyse ‘’Patron yok, çarşıya gitti.’’ derdim. Benim akşama çıkacak işim var, biriyle yarım saat oyalansam zarar oluyor. Durmadan dinlenmeden çalıştık. O kadar erkeğin içinde tek kadın bendim. Ticaret Odası toplantılarına giderdim, her yere girip çıkardım. Bana ‘’Kadın halinde ne işin var?’’ derlerdi, sonra kendileri utandılar. Ben utanmadım, hiç borçtan başım belaya girmedi. Hiçbir şeyden korkmadım. Devamlı atıldım. 

Hayalleriniz var mı?

Hayatta her istediğime sahip oldum. Ev, araba aldık. İlk kiralık ev tuttuğumuzda kirayı zor öderdik. Şimdi evlerim var, kirayı artırırken bile üzülüyorum. 40 tane öğrencim var. Ben okuyamadım, okumamanın acısını onlarla alıyorum. En büyük zenginliğim o oldu. Ben çalışayım, kazanayım, o çocukları okutayım. Çok güzel bir duygu. Ne hakimlerim, ne doktorlarım var aralarında. 

”Şu an okuttuğum 40 tane öğrencim var. Ben okuyamadım, okumamanın acısını onlarla çıkarıyorum.”


Gençlere ne tavsiye edersiniz?

Başta dürüstlük ve doğruluk. Bunların açamayacağı kapı yok. Cesaretli olun, yılmayın. Bir işi yapmak istiyorsanız üstüne gidin. Baskı görünce hemen bırakmayın. Ben baskı gördüm, bırak dediler, ne işin var dediler, ona rağmen devam ettim. Zorlukları göğüsleyin, yılmayın. Eğer pes ederseniz bir şey sahibi olamazsınız. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir