Haberler

Japonya’dan Türkiye’ye Uzanan Bir Köprü: Tokyoya

Tokyo’nun gökdelenlerinden Ümraniye’nin ara sokaklarına uzanan, sınırları ve kültürleri aşan bir aidiyet hikayesi… Kohey Muranaga ya da bizlerin tanıdığı adıyla Koray, Keio Üniversitesi’nde ekonomi okurken bir gezi kulübüyle adım attığı Türkiye’ye, yıllar sonra kalbini ve hayallerini bırakarak geri döndü. İlk görüşte kanının ısındığı bu topraklara, Japonya’daki kariyerini ve kurulu düzenini arkasında bırakarak yerleşen Koray Bey, şimdi Ümraniye’de açtığı “Tokyoya” ile hem Japon mutfağını tanıtıyor hem de iki kültür arasında eşsiz bir köprü kuruyor. Kelle paçaya olan tutkusundan ticaret hayatındaki cesur adımlarına kadar, Koray Bey’in bu ilham verici serüveni, “evim” dediği yerin sadece doğduğu yer değil, kendini mutlu hissettiği yer olduğunu kanıtlıyor.

” İnsanlar çok sıcakkanlı ve misafirperverdi.”

Türkiye’ye yerleşme fikri nasıl ortaya çıktı?

Benim adım Kohey Muranaga. Japonya ismim Kohey ama Türk ismim Koray. Ben Tokyo’da yaşıyordum ama küçüklükten beri başka bir yerde yaşama isteğim vardı. O yüzden Türkiye’ye geldim. Ben Keio Üniversitesi’nde ekonomi bölümü okudum. Üniversitede yurt dışını gezen bir kulüp vardı, ben oraya katıldım ve o şekilde Türkiye’ye geldim. 2014 yılında 2 haftalık geziyle birlikte geldim. Uçaktan indiğimde herkes bana Japon, Çin falan diye sesleniyordu, kendimi özel hissettim. O zaman İstanbul çok ucuzdu. Taksim’de yürüdüğün zaman bütün sokaklarda bir şeyler yapıyordu. Dans edenler, müzik çalanlar falan vardı. İnsanlar çok sıcakkanlı ve misafirperverdi. Japonya’ya döndükten sonra seçmeli derste Türkçe’yi seçtim ve öğrenmeye başladım. Ardından Erasmus programına katılarak Türkiye’ye geldim. O bir sene eğitim için geldiğimde, Ankara, İzmir, Urfa gibi birçok şehre gezmeye gittim. Ben Türkiye’den ayrılacağım gün ayrıldım, ‘’Keşke daha fazla kalabilseydim.’’ dedim. Sonrasında Japonya’ya dönüp mezun oldum ve orada 2-3 sene çalıştım.

Ama bir noktada Japonya’daki hayatımdan sıkılmaya başladım. Burada 10 sene, 20 sene çalışamayacağımı düşündüm. Sonra aklıma Türkiye geldi. Orada her şey rahattı, özgürdü, herkes gülüyordu diye düşündüm. Sonra tekrardan Türkiye’ye yerleşmeye karar verdim.

 Aklıma Türkiye geldi; orada her şey rahattı, özgürdü, herkes gülüyordu.


Anne babanız karşı çıkmadı mı?

Anne ve babam Türkiye’ye yerleşme fikrine karşı çok sıcak bakmadı. ‘’Tamam 1 sene olsun gezmek için.’’ diyorlardı. Ama yerleşme konusuna geldiği zaman çok çekindiler. Ben 24 yaşında Türkiye’de yaşamaya karar verdim. O anlarda evlendim. Benim eşimin de, tıpkı benim gibi Türkiye’ye karşı bir sevgisi vardı ve Türkiye’ye gitmek istiyordu. O yüzden beraber geldik. 

Restoran açma fikri nasıl ortaya çıktı?

Ailece buraya geldikten sonra, bir süre ticaretle uğraştım ve Türk kültürünü anlamaya çalıştım. Türkler de Japon kültürüne karşı ilgiliydiler. Burada bir kafe restoran açma fikri doğdu. Bu sayede Türklere Japon kültürünü tanıtabilirim ve iki ülke arasında köprü kurabilirim diye düşündüm. Tokyoya’yı 2024 Mayıs ayında açtık. İstanbul Ümraniye’de hizmet veriyoruz, küçük bir Japonya olarak düşünebilirsiniz burayı. 

Peki, neden Ümraniye?

Benim evim Ümraniye’de. Ayrıca bu bölgede baktım ki Japon kültürüne ait hiç işletme yok. Özellikle Kadıköy taraflarında çok varken, burada açsak tutar mı diye düşündük. Bir de bizim paramız yoktu, çünkü restoran açmak maliyetli bir şey. Çok fazla paramız olmadığı için, zengin bir yerde restoran açamazdık. Uygun maliyette açabilmek için Ümraniye uygun geldi.

”Japon ve Türk mutfağı benzer olsa da, ben Türk yemeklerini daha çok seviyorum.”


Japon mutfağı mı, Türk mutfağı mı?

Japon mutfağında yemekler daha çok tuz ve soya sosuyla tatlandırılıyor. Türk mutfağında ise yağ ve baharat kullanılıyor. Japon ve Türk mutfağında bir benzerlik var, iki ülkenin mutfağı da balığı çok seviyor. Ben Türk yemeklerini daha çok seviyorum. En sevdiğim yemek ise kelle paça. Bir gün arkadaşımın tavsiyesi ile kelle paça içtim ve bana bir enerji geldi. O günden beri ne zaman hasta hissetsem hemen kelle paça içiyorum. Onun dışında kebap. Adana ve Urfa kebabını çok seviyorum. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir