Haberler

Japon Esintisi, Türk Damak Tadı: Bir Girişimcilik Hikayesi “Puufu”

Üç arkadaşın kariyerlerini ve birikimlerini geride bırakıp, mutfaktaki denemelerle temelini attığı Puufu, Türkiye’yi alışılmışın dışında bir lezzetle tanıştırıyor. Japonya’nın meşhur “soufflé pancake” kültürünü yerel damak tadına uyarlayan ekip; uykusuz gecelerin, sabırla beklenen pişirme sürelerinin ve sosyal medyanın gücüyle büyüyen bir markanın hikayesini paylaşıyor. Ne tam bir pankek ne de bildiğimiz bir sufle; sadece 6 çeşitle sadeliği ve hafifliği odağına alan Puufu’nun mutfağına konuk oluyoruz.

“Hali hazırda çok sermayemiz yoktu.”

Puufu nasıl kuruldu?

Biz Puufu’yu 3 arkadaş olarak kurduk. Puufu’dan önce başka tatlı firmasında çalışıyorlardı. Bir yandan çikolata firmasında çalışırken, bir yandan hep kendi işlerini yapmakla ilgili fikirleri vardı. Çok konuşuyorduk. Bir gün Tarık geldi, orijinal adı olan suufu’dan bahsetti. ‘’Sence bunu yapabilir miyiz?’’ dedi. Sonrasında evde denemeye başladık ve olmuş mu, olmamış mı beraber yapıyoruz. Bir türlü tutturamıyoruz, sürekli denemeler yaparak ürünü belirli bir noktaya kadar getirdik. 

Puufu kesinlikle bir pankek veya sufle değil; iki ismin bir araya gelmesiyle oluşan yeni bir form.


Biz bu projeyi çok da yaymak istemedik, çünkü Türkiye’de olmadığını biliyoruz. Makine taşımasından ve sunumundan başlayarak yavaş yavaş ikna olduk. Ondan sonra ‘’Nasıl istifa edilecek?’’ gibi konular konuşulmaya başlandı. Ben zaten serbest bir meslek yaptığım için çok problemim yoktu. Ama Tarık ve Dinçer uzun yıllar çalıştıkları için, işlerinden vazgeçmek zorundaydı. Hali hazırda çok sermayemiz yoktu. Kimimiz arabasını sattı, kimimiz borç aldı falan parayı toplayıp bütün ekipmanları aldık ve evime geldik. 

Puufu, şuan orijinal haliyle mi yapılıyor?

Biz ürünü denerken nerede yanlış yapmışız diye çok düşündük, uykusuz geceler çok geçirdik. Kesinlikle stok yapılan bir ürün değil, 1 dakika bile durmadan pişirmeye atmanız lazım. Bu ürünü Türkiye’deki damak tadına göre yorumlamanız lazım. Çünkü orijinali çok daha çiğ ve yumurta tadı çok baskın. Bu noktada tecrübe devreye girdi, tatlı sektörünün içinde oldukları için bunu aşabildik. 

Puufu ismi nereden geliyor?

Puufu kesinlikle bir pankek veya sufle değil. İki ismin bir araya gelmesiyle oluşturduğu yeni bir form. Daha yumuşak, daha kabarık, çok hafif, şeker ve un oranı oldukça düşük. Çok büyük göründüğü için insanlar bize ‘’Bunu bir kişi yiyebilir mi?’’ diye soruyor ama çok hafif bir ürün yapıyoruz. İşin zorluğu da bu kıvamda hepsini tutturabilmek. Aslında bu, Japonya’ya özgü bir tatlı. Daha çok düğünlerde ve özel davetlerde yapılıyor. Asya ülkelerinde de çok yaygın şu anda. 

Sosyal medyanın markanıza etkisi oldu mu?

İlk haftalarda çok gelenimiz olmuyordu. Yavaş yavaş insanlar gelmeye başladı, sonrasında çok yoğun bir insan trafiği ile karşılaştık. Müşterilerimiz bize geldiğinde kendi hesaplarından paylaşım yapıyorlar. Milyonlarca izlenen videolar sayesinde, daha bilinir bir yer haline geldik. 

”İlk haftalarda gelenimiz çok azdı ama misafirlerimizin paylaştığı videolar milyonlarca izlenince yoğun bir trafikle karşılaştık.”


Hangi çeşitleri sunuyorsunuz?

Bizde sadece 6 çeşit puufu var. En çok tercih edilenler meyveli ve çikolatalı. Kendi hazırladığımız özel şerbet sayesinde, orijinal tadı daha çok alabiliyorsunuz. Biz puufuları sipariş üzerine üretiyoruz. 15-20 dakikalık bir hazırlık süreci gerektiriyor. 3’ten 11’e kadar hizmet veriyoruz. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir