Haberler

Kadıköy’de Bir Adap Vahası: Aslı Yallagöz ve Güneşin Sofrası

İstanbul’un yeme-içme kültüründe 35 yılı geride bırakan Aslı Yallagöz, Beyoğlu ve Cihangir’in ruhunu Kadıköy’e, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin kalbine taşıyor. İsmini büyük ustanın dizelerinden alan Güneşin Sofrası, sadece bir işletme değil; yüksek sesin, aceleciliğin ve gösterişin uzağında, eski meyhane adabının yaşatıldığı bir “paylaşım alanı.” Aslı Hanım’dan, 40 bin kişilik devasa müdavim kitlesinin sırrını, kuşaktan kuşağa aktarılan ekip ruhunu ve meyhaneyi bir “rakı-balıkçıdan” ayıran o ince çizgiyi dinliyoruz.

“Ben eski meyhanecilik kültürünü ve adabını korumaya çalışıyorum.”

Güneşin Sofrası nasıl kuruldu?

Ben Aslı Yallagöz.İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. Ama otelcilikle iş hayatına başladım. 1987 yılında hizmet sektörüne girince çıkamadım. 35 sene oldu, hep yeme içme sektöründeyim. Otelcilikten sonra benim kendi işletmelerim oldu. Beyoğlu ve Cihangir taraflarından Kadıköy’e geçme kararı aldım. Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin bünyesinde Güneşin Sofrasının şiirinden esinlenerek ismini verdik. Önde ben gözüküyorum ama arkada kocaman bir ekiple birlikte devam ettiriyoruz. 

Çok büyük bir müdavim kitlemiz var, telefonumda 40 bin kişi kayıtlı ve herkese ismiyle hitap ederim.


Burayı farklı kılan nedir?

Ben hem burada, hem de diğer işletmelerde eski meyhanecilik kültürünü ve adabını korumaya çalışıyorum. Eski meyhanecilik kültüründe, canlı müzikler, saz ve sözler yoktu. Çok az müzikli yerler vardı ama esas konu yemek içmek, masada bütün dertleri tasaları paylaşmak, sevinç varsa onu paylaşarak çoğaltmak, tadında içmek, mezeleri tadımlık olarak kabul etmek vardı. Son lokma ile son yudum birlikte alınıp bitirilirdi. Yüksek ses yoktu, aşırı kahkaha ve küfür yoktu. Ben de burada onu korumaya çalışıyorum. 

Hangi kitleye hitap ediyorsunuz?

Meyhanecilik saygılı bir şey ve bunu iyi tutmak lazım. Çok büyük bir müdavim kitlemiz var, benim telefonumda 40 bin kişi kayıtlı ve herkese ismi ile hitap ederim. Çok güzel misafirlerimiz var. Belki de içine giren ona göre şekil alıyor. Bir misafirimiz burası için, ‘’Çölün ortasında bir vaha gibi.’’ demişti. Şimdi çok tatile gidemiyoruz, burayı biraz tatil beldesi gibi yaptık, bir tek denizimiz eksik. Buraya gelen huzur buluyor, bizde çok mutlu oluyoruz. İlk başlarda duyan geldiği için çok karışıktı ama zamanla ona göre şekillendi. Konuklarımın yarıdan fazlası kadın.

En çok neler soruluyor?

Bize gece 11 buçuk gibi telefonlar geliyor, ‘’Yeriniz var mı?’’ diye. Ama burası meyhane, bir pub değil sonuçta. Onlara ‘’Biz şimdi kapatıyoruz, bırakalım da publar da kazansın.’’ diyoruz. En sık sorulan sorulardan biri de ‘’Orası rakı balık mı?’’ diyorlar. Burası rakı balık yeri değil, burası meyhane. Telefonda bile anlatmaya çalışıyorum. Burası güzel olmalı temiz olması, müşteriler geldiğinde biz sahneye çıkıyoruz. 

Ekip kurmakta zorlandınız mı?

Ben yıllardır aynı ekiple çalışıyorum. Şefimizin çok keyifli bir hikayesi var. Annesi ve babası 1999 yılında bizim ekipteydi. Babası serviste, annesi mutfaktaydı. O da 8-9 yaşlarındaydı. Bırakacak yerleri olmadığı için, özellikle yazları hep bizim dükkandaydı. Sonra gazetecilik okudu ama ben yine de gel deneyelim dedim. 

”Bize gece yarısına doğru ‘Yer var mı?’ telefonları geliyor.”


Maliyetler konusunda zorluk çekiyor musunuz?

Meyhanede gerçekten hüzünler, sevinçler konuşulur, aşklar ve ayrılıklar konuşulur. Bir bara gittiğinizde daha farklı bir ortamla karşılaşıyorsunuz ama burada karşılıklı oturarak biraz meze ile sohbeti birleştirip konuşmak mümkün. Menüde değişiklik yaptığımızda fiyatı artırmak zorunda kalıyoruz ama bir öncekinden daha az kar alıyoruz. Yıllar önce limitsiz içkili menülerimiz vardı, şimdi onların imkanı yok. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir