Haberler

Ekranın Tadı: Mehmet Özer’den Genç Şeflere Altın Öğütler

Televizyon dünyasında 20 yılı devirmek, sadece iyi yemek yapmayı değil, izleyiciyle o görünmez bağı kurabilmeyi de gerektirir. 2006 yılında CNN Türk ekranlarında “titreyen dizlerle” başlayan bu yolculuk, bugün 500 bölümü aşan istikrarlı bir başarı hikayesine dönüşmüş durumda. Mehmet Şef, mutfağında sadece malzeme değil, samimiyet ve doğallık harmanlıyor. “Televizyon bir şovdur ama yemeğin tadı gerçektir” diyen usta isimle; ilk günkü heyecanından yapay zekayı nasıl kullandığına, dijitalleşen dünyada YouTube’un yükselişinden mutfaktaki dürüstlüğün önemine kadar keyifli bir sohbete daldık. İşte başarının “gramajı şaşmayan” tarifi…

“Başarının en büyük sırrı, gerçeği yansıtmak.”

Memet sen 20 yıldır televizyonda program yapıyorsun.

Evet, yayından önce hesapladık. İlk başlangıcım 2006’ydı, 2026 yılına gelmişiz. Farkında değilim, ne kadar çabuk geçiyor zaman. Yani yaşlandığımız da ortaya çıkıyor artık. 20 yıl sürecinde de kesintisiz devam ettim ben. Her kanalda çalıştım hemen hemen. İlk başlangıcım CNN Türk’tür. Çok da tesadüfi bir şekilde başladım. Hiç aklımda yokken, nasıl heyecanlandığımı, titrediğimi, kameraya bakamadığımı hiç unutmuyorum. İlk bölümün görüntülerini gördüğünde, hala utanıyorum nasıl yaptım böyle bir şey diye. Ama demek ki izlendi ki devam ettiler. 

Normalde 13 bölüm diye başlamıştım, öyle bir anlaşma yapmıştık. ‘’Hayatın Tadı’’ programın ismi. 13 bölüm dış yapımdı, sonrasında iç yapıma aldılar beni ve çok devam etmek istediler. Sonra 53 bölüme kadar çıktık. Orada devam ederken Show TV’den bir teklif geldi, Güneri Bey’in Şeffaf Oda programının yemekli olanını yapmak istiyordu. Sonrasında çok özür dileyerek Show TV’ye geçiş yaptım. Orada şimdiki Masterchef’e benzer başka bir proje daha yaptık. O prime time projesiydi. Arkasından ATV ve A Haber girdi. Sonra Fox Tv, şuan ki Now Tv’de 10 senelik bir iş yaptık. 500 bölüm oldu galiba, çok mutlu bir şekilde orası devam ediyor. 

10 senedir yaptığımız bütün yemekler gerçek, bir kandırmaca yok.


Senin gibi uzun dönem televizyonda yemek yapmak isteyen birisi neler yapmalı?

Ben hala 10 senedir aynı kanalda, aynı formatta ve aynı saatte izleniyorsam, bunun sırrı çok severek gitmem oraya. Çok severek yapıyorum işimi. Hiçbir zaman zulüm gibi gelmedi bana çekime gitmek. O çekimi yapmak, yemeği yapmak. Ben hala yemekten sonra gelen konukların programını yapıyorum. Suratlarındaki ifadeyi o kadar heyecanla bekliyorum ki, sanki bir restoran açmışım da ilk müşteri gelir ve yemek yorumunu yapar gibi. Mümkün olduğu kadar hiçbir zaman sallamasyon yapmıyorum. Şu 10 senede yaptığımız bütün yemekler gerçek, bir kandırmaca yok. Sadece çok uzun sürecek yemeklerin bir kısmını önceden pişiriyoruz. Hepsi gerçek ve gerçekten insanlara yemek yediriyoruz. Kimseye şimdiye kadar ‘’Ne güzel olmuş.’’ deyin gibi bir ricada bulunmadım. Onların gerçek hislerinin yansıdığını düşünüyorum. 

Başarının en büyük sırrı, gerçeği yansıtmak olduğunu düşünüyorum. Poz yapmıyorum, hata yapıyorsam hata yapıyorumdur. Hep olduğum gibi davrandım. İkincisi çok iyi bir şef olabilirsiniz, çok iyi yemek yapabilirsiniz ama televizyon başka bir dünya. Televizyon aynı zamanda bir şov, karşınızdaki insana kendinizi izletecek bir şey yapmanız lazım. Ben rol yapmıyorum ama bunun sırrı belki yemeğe gösterdiğim özen olabilir. Konuklara sorduğum sorularda ders çalışmak olabilir. Teknoloji ilerledikçe yapay zekayı da kullanıyorum. Konuk bilgilerini yapay zekaya giriyorum ve soru çıkarttırıyoruz. Benim aklıma gelmeyecek soruları o çıkarıyor. Bazı insanların ekran ışığı vardır, bazısının yoktur. Herkes illaki televizyonda program yapacak diye bir kaide yok. Restoran ve oteller var, bu mesleği icra edebileceğiniz çok fazla şey var. 

Ekran önünde iş yapmak için doğal olmak gerekiyor, değil mi?

Bence öyle. Tabi ben kimseye ders verecek değilim ama 20 senenin verdiği tecrübeyle doğal olmak, kendin gibi olmak ve bir şekilde o hissi ekrana yansıtmak seni öne çıkarıyor. Televizyon bir dönem hayatımızın en vazgeçilmez şeyiyken, şimdi belli bir jenerasyon neredeyse hiç televizyon izlemiyor. Herkes Youtube izliyor. Youtube bu anlamda çok önemli bir mecra oldu. Reklam pastasında ciddi bir pay almaya başladı, bu da televizyonlar için biraz risk tabi. Ciddi projeler küçülüyor.

”Teknoloji ilerledikçe yapay zekayı da kullanıyorum. Konuk bilgilerini girip soru çıkarttırıyoruz.”


Bu işi yapmak isteyenlerin önünde daha geniş bir alan var. Televizyonda kaç tane kanal var izlenen? Ama Youtube dediğin platformun önü o kadar açık ki, kendini gerçekten iyi hissediyorsan mutlaka başarı orada da var. Doğal olmak, iyi yemek yapabilmek, bunu anlatabilmek, sosyal medya için daha esprili olmak, insanların seni seyretmesi için bir neden bulman lazım. İnternette tonlarca yemek tarifi var. Bir yemek için 10-15 tane tarif videosu çıkıyor karşına, çoğu da yanlış. Biz mümkün olduğu kadar doğru gramajlarla vermeye çalışıyoruz. Sonuçta biz yemek yapıyoruz, Michelin yıldızlı restoran işletmiyoruz. Evde insanların o tarifi gördüğü gibi yapabilmesi lazım. Onların bulabileceği malzemeleri kullanmak lazım. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir