Haberler

Gluteni 3 Hafta Kesince Vücutta Neler Değişir?

Tamamlayıcı tıp, fitoterapi ve beslenme alanındaki 28 yıllık tecrübesiyle Dr. Ümit Aktaş, modern insanın “çaresiz” olduğu yanılgısına meydan okuyor. Hibrit tohumların, genetiği değiştirilmiş buğdayın ve işlenmiş gıdaların kuşatması altındaki sağlığımızı geri kazanmanın yolunun “zihniyet değişiminden” geçtiğini savunan Aktaş, mutfağa sahip çıkmanın hayati önemini vurguluyor. Diyabetin neden iyileşmediğinden, 3 haftalık gluten kesintisinin mucizevi etkilerine; omega 3 takviyesinden evde yoğurt mayalamanın gücüne kadar, toplum sağlığını temelinden sarsan tüm gerçekleri Dr. Ümit Aktaş ile masaya yatırdık.

“50 yıl öncesine göre meyvelerin vitamin oranı %70 azaldı, şeker oranı ise 2 kat arttı. ”

Ben Dr. Ümit Aktaş. 28 seneyi bitirdim bu meslekte. Şuan tamamlayıcı tıp alanında, fitoterapi, akupunktur, ozon terapi ve beslenme alanında çalışıyorum. 

Gluten zihinsel hasar yaratıyor. Hastalarım dünyayı bir tülün arkasından görüyormuş gibi hissettiklerini söylüyorlar. 


Hastalıklar neden artıyor?

Hastaya düşen ilk görev sorgulamak olmalı. Ama hasta sorgulamıyor, neden? Çünkü hastalara böyle öğretiliyor. ‘’Sen diyabet oldun, yapacak birşey yok. Tansiyonun var, yapacak bir şey yok.’’ Oysa ki öyle değil. Bunu hastalıkların artış hızından anlıyoruz. Şimdi hastalıklar böyle artarken, biz bunların hepsinin doğal olduğundan bahsedebilir miyiz? Yüzyıllarca buğdayın genetiğine müdahale ettik, tarımı hibrit tohuma geçirdik, işte hastalıkların altında yatan ana sebepler böyle başladı. Çünkü her insan günde 3 öğün besleniyor. Siz laboratuvarda üretilen bir tohumdan ürettiğiniz domatesi ve biberi yediriyorsunuz insa.a Ama bu ürünlerin insan sağlığına ne yaptığına dair bilimsel bir çalışma yok. Sonra insanlar kısır oluyor, romatizma başlıyor, diyabet başlıyor, kanser artıyor. Bütün bunların hepsine normal deyip geçebilir miyiz? Tabi ki, normal değil.

Peki, ne yapmalıyız?

Birey olarak önce kendimizi çaresiz hissetmekten vazgeçmeliyiz. Hiç birimiz çaresiz değiliz. Çevre kirliliği, tarımsal ilaç maruziyeti ve hibrit tohumlara rağmen yapabileceğimiz çok şey var. Öncelikle mutfağa sahip çıkmak gerekir. Kendim üretebiliyorsam, toprağım varsa üretmeye geçebilirim. Onu yapamıyorsak, mutfaktaki işlenmiş gıdaları, hazır gıdaları temizlemek gerekir. Dışarıdan yemek söylemekten vazgeçmek, evde yemek yapmak ve yoğurt mayalamak gerekir. Bir tek yoğurt mayalamak bile insanın hayatında inanılmaz büyük değişikliker yaratır. Turşu kurmak, sirke yapmak gibi şeyler var. Ama her şeyden önce işe zihniyeti değiştirmekle başlayın. Kafanızı değiştirin, sorgulayın. 

Herkesin kendi vücudunu dinlemesi gerek. Ne yediğim zaman rahatsız oluyorum, ne yaptığım zaman huzursuzum diye bakması gerek. Ben dün akşam ne yaptım da bu sabah çok kötü uyandım diye düşünmek lazım. Tüm karbonhidratlar insan için zararlıdır. Tatlı, şeker ve tahıllar yediğinizde kan şekeri yükselir. Kan şekerini düşüren insülinden başka hiçbir şey yoktur. Hep proteinle, yağla beslenirsek bunların glisemik indeksi sıfırdır ve düşürür. Onun dışında tahıldan uzak durun, imkanınız varsa dedeleriniz gibi bahçe kurun. Büyük şehirlerde yaşamak zorunda değiliz, dev gibi apartmanlar ölümcül olmaktan başka bir işe yaramıyor. Her zaman bir çözüm bulmaya çalışın. Tek başınıza bahçe alamıyorsanız, 5 arkadaş bir araya gelin ve paranızı birleştirerek bir dönüm yer alın. 

Günümüzde yetişen ürünler hala sağlıklı mı?

50 yıl öncesine göre meyvelerin içeriğindeki vitamin ve mineral oranı %70 azalmış, şeker oranı 2 kat artmış. Aynı şey hayvansal ürünlerde de geçerli. Tavuklar dışarıda otluyor, hayvanlar merada yayılıyordu. Şimdi o şansımız kalması, hepsi kapalı besi yerlerinde besleniyor ve fıtratlarına aykırı bir hayat sürüyorlar. Bize de içinde omega 3 olmayan, D vitamini olmayan ürünler veriyorlar. Bir de tarım ilaçları girdi hayatımıza, biz gıdalardan vitamin alamıyoruz, bir de olanı da kaybetmemize sebep oluyor. 

Takviye kullanmak sağlıklı mı?

Takviye almak zorunda kalıyoruz. Sağlıklı da olsanız, hasta da olsanız omega 3 almanız şart. Omega 3 vücutta üretilmiyor, fakat sağlık için çok önemli olan bir yağ. Beynin %40’ı omega 3’ten oluşuyor, kalp damar sağlığı için gerekli, kas sağlığı için gerekli. Dünya üzerinde çok az hasat edilen bir yağ olduğu için, doktor tavsiyesiyle takviye alın mutlaka. Aynı şekilde D vitamini, tüm toplumda eksik. Bütün hastalarda D vitamini düşük olduğu için, takviye olarak almak zorundayız. Tarım ilaçlarının kullanımı aşırı derecede arttığı için, vücuttaki magnezyum çok düşmeye başladı. Bu yüzden magnezyum takviyesi almak zorundayız. 

Probiyotikler nasıl alınmalı?

Çok düşükse probiyotik takviyesi almak zorunda kalıyoruz. Ancak sadece takviye almak yeterli değil. Probiyotikleri, mutfalak gıda olarak destekleyin. Ev yoğurdu, ev sirkesi, ev turşusu, evde mayalanmış kefir, kombucha gibi fermente gıdaların düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor. Bunları farklı farklı günlere bölerek günlük hayatınızın içine dağıtmalısınız. 

”Birey olarak önce kendimizi çaresiz hissetmekten vazgeçmeliyiz.”


Gluteni kesince vücutta neler değişir?

Aslında gluten insan vücudundan 3 ayda temizleniyor. Ama siz glutensiz yaşadığınız her gün farkı daha iyi görüyorsunuz. 3 hafta boyunca glutensiz beslenmek, vücutta inanılmaz değişimler yaratıyor. Bugün kullanılan hibrit tohumların glutenini hiç birimiz sindiremiyoruz, herkesin buna karşı hassasiyeti var. Ama kiminin daha az, kiminin daha fazla. İnsanlar bunun farkında değil. Gluteni kesmeden kendinize ne kadar zarar verdiğinizi fark edemezsiniz. Gluten, gerçekten zihinsel hasar yaratıyor. Beyin sislenmesi, insanların algılarını bozuyor. Hastalarım, ‘’Sanki dünyayı bir tülün arkasından görüyormuşum gibi geç algılıyorum.’’ diyorlar. 

Diyabette dünya şampiyonuyuz. Bunu engellemek için de hiçbir şey yapmıyoruz. Diyabet iyileşen bir hastalıktır, niye iyileşmiyor hastalarımız? Doktorlar, ‘’Benim yapabileceğim bir şey yok diyor, kitap bunu yazıyor.’’ diyor. Hekimler doğru konuşmalıdır, konuşmazsak toplum sağlığı örselenir. Biz doğru bildiğimizi konuşmazsak, binlerce insanın ölümüne sebep olabiliriz. Biz insan sağlığıyla ilgili konuşuyoruz, bu yüzden en çok hekimlerin konuşması gerek. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir