Mutfak dünyasının alışılmış kalıplarını yıkan, Türkiye’ye aşçılık alanında ilk olimpiyat madalyasını kazandıran ödüllü bir şef o… Ancak Rafet İnce için başarı, sadece beş yıldızlı otellerin mutfaklarında değil, hiç gidilmemiş bir yolda yürümekte gizliydi. Gastronomi kariyerinin zirvesindeyken yaşadığı talihsiz bir olayla restoran dünyasına küsen İnce, enerjisini ve ustalığını sessiz dostlarımıza adadı. Bugün, 16 ülkeye ihracat yapan ve dünyada “şef” kimliğiyle pet sektörünü yöneten tek isim olan Rafet İnce; disiplinle yoğrulan geçmişini, sanayiciliğe evrilen başarı hikayesini ve patili dostlarımızın menüsündeki “şef imzasını” bizlere anlatıyor.
“Restoranda başıma yediğim o rakı şişesinden sonra sektörü bırakmaya karar verdim. ”
Ben Şef Rafet İnce. 28 yıllık şeflik hayatımda artık şefliği bir kenara bıraktım ve sanayici oldum diyebilirim. PetChef diye bir markam var. Bu marka altında hem patili dostlarımıza, hem de pet gastronomisine yeni ve farklı işler yapıyoruz. Konya Ereğli doğumluyum. Tekirdağ Anadolu Turizm Otelcilik Meslek Lisesi mezunuyum. Aileden gelen bir şeflik yok. Ben sadece hayal ettiğim ve hayal ettiğim şey de yemektir. Mutfakta herkes önce soğanı doğrar, ben ilk önce kırmızı lahanayı doğrarım. Hayatım boyunca hem yurt içi, hem de yurt dışında beş yıldızlı otellerde çalıştım. 2008-2012 Dünya Aşçılık Olimpiyatlarında Türkiye’ye ilk olimpiyat madalyası getiren tek Türk şef benim. 2016 yılında dünya gastronomi literatüründeki ilk kişisel gelişim kitabını yazdım.
Unutmayın, başarıya çıkmak istiyorsanız kimsenin ne dediği umrunuzda olmasın.
Kitap hakkında bilgi verir misiniz?
İstediğiniz kadar iyi üniversite okuyun, istediğiniz kadar iyi iletişimci olun ama insan ilişkileri ve misafirperverlik yoksa, siz iyi bir şef değilsiniz, iyi bir aşçısınız demektir. Şefler çok iyi yemek yapıyor ama dışarı çıkıp yapmış olduğu sanatı insanlara anlatmakta zorluk çekiyor. O yüzden geleceğin genç neferleri için böyle bir kitap yazdım. Dünyada çok iyi sattı.



Mutfakta nasıl bir şefsiniz?
Eskiden ben mutfakta çok kıran döken, bağıran bir adamdım. Çünkü mutfakta hataya yer yok ve sert ortamdır. O sertliği kabul edeceksin ya da gidip başka bir iş yapacaksın. Bende çok hata yaptım ama çok dayak yedim. Dayak iyi bir şey değil ama hem Türkiye’de, hem de yurt dışında vardı. Yurt dışında dayak olmasa da, eskiden izin günün komple iptal ediliyordu, 10-15 saat çalışma, sabaha kadar bulaşık yıkama gibi cezalar vardı.
Pet şefliğe nasıl başladınız?
Benim dört tane işletmem vardı. Otelin üst katında sarhoş bir kadından kafama rakı şişesi yedim. ‘’Ahtapotun parasını ödemem.’’ dedi, ‘’Niye, ahtapotu yemişsin.’’ dedim. Beğenmedim, beğenirsin, beğenmezsin derken kaldırdı şişeyi kafama vurdu. Sarhoş bir hanımefendiden dayak yemek her şefe nasip olmaz. Ondan sonra bu sektörü bırakmaya karar verdim ve 2011 yılında PetChef isminin hakkını almıştım. Daha sonra kitabı yazdım. O dönem televizyondan güzel para kazanmıştım. ‘’Kedi ne yer, köpek ne yer, ne yemez?’’ diye araştırdıktan sonra kazandığım parayla bu işe girmeye karar verdim. Amerika ve Kanada’daki pet fabrikalarını gördükten sonra, ‘’Ben bunun kralını yaparım.’’ dedim.
Ben bu işe başlar başlamaz, en yakın arkadaşlarım küfür ettiler, ‘’Senin ne işin var kedi köpek şefliği ile’’ dediler. Dünyanın en güzel şeyi bir canlının kalbine dokunmak. Patili dostlara yemek yapmak kadar daha keyifli bir iş yok bence. Senden bir çıkarı yok, bana şunu ısmarla, bunu yap demiyorlar. Onların yalnızca sevgi ve yemeğe ihtiyacı var.
Restoran olarak hizmet veriyor musunuz?
PetChef’in 4 tane restorantı var. Antalya, İzmir ve Bostancı gibi yerlerde, burada hem insanlar yemek yiyor, hem de patili dostlarımız yiyor. Onların menüsü ayrı. Sürüden ayrılarak kurduğum işin sonucu buraya kadar geldi. Unutmayın, başarıya çıkmak istiyorsanız, kimsenin ne dediği sizin umrunuzda olmasın. ‘’Yapamazsın, edemezsin.’’ dediler ama ben vazgeçmedim. Dört mamayla başladım, ilk yılda 40’a çıktı. Şu an 4. yılımızdayız.
Bu işi dünyada yapan var mı?
Pet sektöründe bir şef olarak bu işi yapan kimse yok. Veteriner ve firma sahipleri yapıyor ama ben şef olarak kendim yapıyorum. 16 ülkeye kedi köpek maması gönderiyorum, çok da güzel para kazanıyorum. PetChef’te mamanın haricinde insan tüketimine uygun kurabiyeler de var. Uygun olanların üzerine ‘’İnsan tüketimine uygundur.’’ diye belirtiyoruz. Kedi ve köpeklerin dişini fırçalamak için soğuk sıkım somon yağı ve hindistan cevizi yağımız var.
”Hayal kurmak çok güzel ama bunu hedefe çeviremiyorsanız kurduğunuz hayalin hiçbir anlamı yok.”
Franchise vermeyi düşünüyor musunuz?
Markamız her geçen gün büyüyor ama ben franchise vermiyorum. Veteriner ve pet shoplara mal vermiyorum. Çünkü benim yapmış olduğum ürün, en iyisini yapıyorum. Onlara vermeye başladığım zaman yavaş yavaş büyütüp her yere verecekler. Benim öyle bir hayalim yok.
Hayal kurmak hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hayal, hayal, hayal. Ne hayalmiş, hayal kurmak çok güzel ama bunu hedefe çeviremiyorsanız kurmuş olduğunuz hayalin hiçbir anlamı yok. Hedefe çevirip cebinize para giriyorsa ve yaptığınız işten mutluysanız, dünyanın en iyi şefi sizsiniz. Şimdi, dünyanın en iyi şefi benim, çünkü dünyada en güzel yemek yeme sanatını hayvanlarda buldum.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
