Haberler

Meral Mıdık’ın Kendi İşini Kurma Serüveni

Giresun’un mısır tarlalarından Beşiktaş’ın plazalarına, oradan Kocaeli’nin huzurlu taş konaklarına uzanan ilham verici bir başarı hikayesi: Meral Mıdık. “Evinde otur, yapamazsın” diyen seslere inat, 42 yaşında ilk kez kendi parasını kazanan Mıdık, bugün Aşgana Taş Ev ile bir kadının azmi ve emeğiyle neler inşa edebileceğinin en canlı örneğini sunuyor. İlkokul mezunu bir ev hanımıyken, on kişiye istihdam sağlayan ve dünyanın her yerinden misafir ağırlayan bir işletmeciye dönüşen Meral Hanım, başarısının sırrını mutfaktaki sevgisi ve sarsılmaz duruşuyla açıklıyor.

“Eşim tarafından hep baskılanıyordum, ‘Yapamazsın, edemezsin, evinde otur’ şeklinde. ”

Kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Meral Mıdık. Giresun Tirebolu 1969 doğumluyum. Köyde bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak doğdum ve bugünlere çok güzel bir köy hayatı yaşayarak geldim. Mısır ekerdik, fındık toplardık, evcilik oynarken kurduğumuz mutfaklarda eğlenirdik. Beş kardeşiz ve en büyükleri benim. Tek okumayan da benim aslında, ilkokul mezunuyum. Sitem etmiyorum, çünkü babannemin bizim evde çok söz hakkı vardı. Şu anki hayatımdan da bir insanın okumadan da bir yerlere gelebileceğini çok iyi anladım. 16 yaşında evlendim ve eşim öğretmendi. Türkiye’nin birçok ilinde görev yaptı. 2 kızım var, hiçbir zaman çalışmadım ama kendimi geliştirmek istedim. Eşim tarafından hep baskılanıyordum, ‘’Yapamazsın, edemezsin, evinde otur.’’ şeklinde. 97 yılında eşimin tayini nedeniyle Kocaeli’ye geldik ve geldikten sonra eşimden ayrıldım. 

Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ev hanımıyken, şimdi kendi yanında 10 kişi çalıştıran, kendi evini ve arabasını almış birine dönüştüm.


İşletme açmaya nasıl karar verdiniz?

Eşimden ayrılınca kendi işimi kurmam gerekiyordu geçinmek için. Ne yapacağımı da bilmiyordum ama evde çok güzel masalar kurardım. Herkes ‘’Yemeklerin çok güzel.’’ diyordu. İçimdeki bu çalışma aşkıyla yemek işini birleştirdim. Büyük kızım İstanbul’da çalışıyordu ve Kocaeli’den onun yanına gittim. KOSGEB’in girişimcilik kurslarına katıldım ve girişimcilik desteği aldım. Büyük kızım beyaz yakalıydı, ben de beyaz yakalara yönelik ev yemekleri dükkanı açtım Beşiktaş’ta. Ben mutfakta evin geçimini sağlarken, aslında bir işletmenin nasıl idare edileceğini de öğrenmişim. Bu yüzden hiç zorlanmadım ve çok güzel müşteriler edindim. Yemek sepetine girdikten sonra, 1 yıl ev yemeklerinde birinci kaldım. İstanbul’daki işletmemin adı Alya Mutfağı’ydı. 8 yıl boyunca sabah 6’da iş başı yapıyor ve 15 saat çalışıyordum. Orayı açtığımda 42 yaşındaydım ve kendi paramı o zaman kazandım. Çok küçük bir yerdi. Sonrasında beyaz yakalıların hafta sonları kaçabileceği, İstanbul’un yoğunluğundan kurtulabileceği doğa içinde bir yer arayışına girdim. Kocaeli’de böyle kajhvaltı yapılacak bir yerde yoktu o zamanlar. Kızıma bir gün, ‘’Kızım bir köy evi tutalım ve orayı kahvaltıcıya çevirelim.’’ dedim. Ondan sonra bu taş konağı bulduk. İstanbul’u devredip 2018 yılında burayı açtık. Gün itibariyle gerçekten çok büyük bir yoğun ilgi oluştu. 

Bazen inanamıyorum. Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ev hanımıyken, şimdi kendi yanında 10 kişi çalıştıran, kendi evini ve arabasını almış birine dönüştüm. Çok güzel bir duygu. Sosyal medya aracılığıyla Türkiye’nin ve dünyanın her tarafından çok güzel dostlar ediniyoruz. Burası Aşgana Taş Evimiz. Burası 7 yıl önce çok harabe bir haldeydi, ama çok güzel bir kahvaltı mekanı olur diyerek tadilatına başladık. 

Kadın işletmeci olmak zor mu?

Bir kadın işletmeci olduğun zaman, tedarikçilerden herkese kadar seni ezmeye çalışıyorlar. Tedarikçiler, ellerindeki kötü ürünü sana getirebiliyor. Ama ben insanlara hakkımı yedirmeden savunabilen biriyim. Şimdi hiçbir tedarikçim bana asla kötü bir şey veremez. Çünkü bilirler ki karşılarında Meral Mıdık var. Toplumumuz gerçekten kadınları ezmeye çok yönelikler. Ama sağlam durduğun zaman hiçbir şekilde bunu yapamıyorlar.

Menüde hangi lezzetler var?

Serpme kahvaltımız var. Kuymak, sucuklu yumurta, pişi, peynirli krep, börek, reçelleri kendimiz yapıyoruz. Bal, kaymak ve tereyağı var yöresel olarak. İki çeşit zeytinimiz var. Çikolata, söğüş salata var. 

”Bir kadın işletmeci olduğun zaman, tedarikçilerden herkese kadar seni ezmeye çalışıyorlar.”


Kadınlara ne tavsiye edersiniz?

Kadınlara tavsiyem gerçekten okusunlar ve bir meslek sahibi olsunlar. Okumadan da çok güzel meslek sahibi olunabiliyor. Ama önce kendilerini keşfetsizler. Ben neyi yaparken mutlu oluyorum diye düşünsünler. Evliler bile aile bütçesine katkıda bulunmak için bir yere girip çalışmalı veya kendini geliştirip bir iş kurmalı. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir