Haberler

Şehrin Gürültüsünden Doğanın Sofrasına: Orman Lezzetleri’nin İlham Veren Yolculuğu

İstanbul’un yorucu set ortamlarında başlayan bir dostluk, bugün binlerce insana doğa sevgisi ve kamp kültürü aşılayan dev bir projeye dönüştü: Orman Lezzetleri. Murat Akay ve Çağatay Mutlu, “Doğadayız diye yeme lüksümüzden neden ödün verelim?” sorusunun peşine düşerek peynir tenekesinde sufle yapmaktan 14 saatlik tandır pişirmeye kadar uzanan bir gastronomi serüveni başlattılar. Sadece yemek pişirmekle kalmayan, aynı zamanda afet bilincinden çevre temizliğine kadar pek çok konuda farkındalık yaratan bu ikili, minimal yaşamın ve doğayla uyumlu olmanın formülünü samimiyetle paylaşıyor.

“Bizim yaptığımız sosyal medya için kurgulanmış bir proje değil; biz var olan yaşantımızı sosyal medyaya taşıdık.”

Nasıl tanıştınız?

İsmim Murat Akay. 1984 Elazığ doğumluyum. Radyo Televizyon Teknikerliği okudum. Ankara Üniversitesi sonrasında İstanbul’a gelip çalışmaya başladım. Bir kamera kiralama şirketinde çalışırken Çağatay’ya tanıştık. 

Ben Çağatay Mutlu. 1989 Yozgat doğumluyum. Lise bitene kadar orada yaşadım ve sonrasında İstanbul’a geldim. 17 yaşındayken Murat’ın çalıştığı şirkette kamera asistanı olarak göreve başladık. O firmadan ayrıldıktan sonra zaten şirketimizi kurduk ve şu an Orman Lezzetlerinde tamamen sosyal medyaya iş yapıyoruz. 

Yemeyeceğimiz hiçbir şeyi sırf izlenecek diye yapmadık.


Ormanda kamp yapma fikri nasıl başladı?

Orman Lezzetleri, sosyal medya için yapılmış bir proje değil. Biz, var olan yaşantımızı sosyal medyaya taşıdık. İstanbul’a ilk geldiğimizde setlerde yoğun bir şekilde çalışıyorduk ve kendimize vakit ayıramıyorduk. Sonrasında neden doğaya gitmeyelim dedik ve ilk başta Belgrad Ormanı’na gelmeye başladık. Sabah kahvaltı yapıyorduk birkaç saat yürüyüş yapıp dönüyorduk. Sonra biz kamplara merak salmaya başladık. Birer tane çadır aldık. Etrafımızdaki insanlar kamp yaparken hep yemek kısmını geçiştiriyor, ya konserve, ya da ızgara üzerinde bir şeyler yapıyorlar. ‘’Biz doğaya çıktığımızda neden yeme lüksümüzden ödün verelim?’’ sorusundan yola çıktık. 

İlk kampımıza giderken 3 gece kalacaktık ve öğün planlaması yaptık. Bir gün için balık, bir gün için tavuk ve bir gün için et. O zaman sosyal medya hesabımız yoktu. Bundan yıllar sonra dedik, bu yaptığımızı sosyal medyada paylaşsak ne olur, nasıl bir geri dönüş alırız diye. Tamamen eğlencesini 1-2 video paylaştık. Belirli bir takipçiye ulaştığımızda bize ilk teklif TRT’den geldi. Canlı yayına konuk aldılar, peşinden Hürriyet gazetesi bizi yazdı. Birkaç dergi bizimle ormanda röportaj yaptılar derken, bu da bizi teşvik etti. Böyle böyle ilerledi aslında. 

Ekipmansız bu lezzetleri yapmak mümkün mü?

Biz ilk başladığımızda zaten ekipmanların çoğu yoktu. Hatta Türkiye’de kamp mutfağı diye bir pazar yoktu. İlk videolarımızdan sufleyi bir peynir tenekesi kullanarak yapıyorduk. Börek yaptık, sufle yaptık, tandır yaptık. Yıllarca o şekilde kullandık. Sonra bu ürünleri satın alarak buna geçtik. 

Yemeyeceğimiz hiçbir şeyi sırf izlenecek diye yapmadık. 13-14 saat pişirdiğimiz yemekler oldu. Bunu da keyif aldığımız için yaptık. Sayfada 500 küsür video var şuan bunların büyük bir çoğunluğu farklı yemekler. Aynı yemeği iki kere yaptığımız çok nadirdir. 

Takipçilerinizle etkinlik yapıyor musunuz?

2018’den bu yana hemen hemen her yıl bir kamp yapıyoruz ve buna yaklaşık 600-700 kişi katılıyor. Katılımcı kitlemiz tamamen aileler. Biz çocuklara bir şeyler anlatalım istiyoruz, doğa sevgisini aşılamak istiyoruz. Mangalcı ve piknikçi kültürden ziyade, doğa hakkında daha fazla bilgi sahibi olan nesiller oluşsun istiyoruz. Özellikle pandemi sonrasında doğaya kaçış çok arttı. Tabi bu kaçışla birlikte çöp kirliliği de arttı. Bununla baş edemiyoruz. 

Kamp yapmayı öneriyor musunuz?

Bu ülkede yaşayan herkesin en azından bir bahar veya kış mevsiminde bir gecede olsa, çadırda kalması lazım. Gerekirse üşüsün, çadır kurmayı toplamayı, kullanmayı, uyku tulumu kullanmayı deneyimlesin istiyoruz. Burası afet bölgesi ve deprem her an gelebilir, bu yüzden bunlara hazırlıklı olmasını istiyoruz. 

”Bu ülkede yaşayan herkesin en azından bir gece çadırda kalması lazım. ”


Bu işten para kazanabiliyor musunuz?

Instagram, Youtube, Facebook ve Tiktok gibi platformlardan izlenme ve reklamlardan bir gelir elde ediyoruz. Aynı zamanda sponsorlarımız var. Festivallere gidiyoruz, konuşmalara gidiyoruz, festivallerde eğitim veriyoruz. Sektöre göre belki birazcık daha az para kazanıyor olabiliriz ama daha az çalışıp doğada daha fazla vakit geçiriyoruz. Doğada fazla vakit geçirince hayatınızda minimalleşiyor. 

Doğada başınıza bir şey geldi mi?

En çok gelen soru bu zaten. Hayvan saldırısı gibi bir şey şu ana kadar yaşamadık çok şükür. Eğer doğada doğru hareket eder ve doğru yerde doğru zamanda olursanız, yaban hayatla ilgili başınıza bir şey gelmez. Ufak tefek şeyler elbette atlatmışızdır. 15 dakikada gideceğimiz yere kar sebebiyle 6 saatte gitmişliğimiz var. Veya kendi tedbirsizliğim yüzünden bir fırtınayla çadırımız üzerimizden uçtu ve güle eğlene tekrar onu topladığımız anlar var. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir