Haberler

Şehir Hayatından Toprağa Bir Dönüş Hikâyesi: Emin Ali Sipahi ve Sürdürülebilir Tarım

Emin Ali Sipahi, 25 yıl süren kurumsal iş hayatının ardından radikal bir karar alarak İstanbul’un karmaşasından Çatalca’daki çiftliğine uzanan yeni bir yolculuğa çıktı. Bugün, sadece organik ürün yetiştirmekle kalmıyor; atıkları dönüştüren kompost projeleri ve karbon ayak izine duyarlı üretim yöntemleriyle tarımın geleceğine dair önemli bir model sunuyor. Teknoloji ile doğanın uyumunu savunan Sipahi, toprağın bereketini sofralara taşırken, çiftçiliğin yeni nesillere sevdirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

“Karbon ayak izi artık herkesin bilmesi gereken bir şey.”

Bu işe nasıl başladınız?

Emin Ali Sipahi.1965 İstanbul doğumluyum. 25 sene aile şirketinde ortak olarak çalıştım. Bir tekstil firmasıydı, 2003 yılında tekstilden vazgeçtim ve 2 sene motor sporları koordinatörlüğü yaptım. 2006 yılından 2015’e kadar ise inşaat sektörüyle ilgilendim. 2017 yılında ise arazimiz ve çiftliği devraldım. Buraya gelince tarımla uğraşmaya karar verdim ve ilk olarak kinoa yetiştirmeye başladım. Çatalca bölgesinde fasulye ve domates yetiştirmeye çalıştım. Çok yüksek miktarlarda hasatlar oldu. Arkadaşlarıma ‘’Alır mısınız, yer misiniz?’’ diyip onlara götürdüm, sonrasında ise çeşitliliği artırdık. Online satışlar ve organik sertifikası falan derken çiftlik giderek büyüdü. Bizde 3 çeşit ürün var. Birincisi çiftlikte yetişen organik ürünler, ikincisi Çatalca’daki çiftçi dostlarımızdan günlük olarak aldığımız ürünler ve son olarak İstanbul’da yetişmeyen ürünler var. Bunları da dışarıdan tedarik ediyoruz. 

Eğer bu ilaçlar kanser yapıyorsa, bununla birlikte yetişmiş olan bitkiler insana ne yapabilir diye düşünmek lazım.


Kompost nasıl yapılıyor?

Paketli ürünlerimiz de var. Bizim seçtiğimiz organik bakliyatlar, glutensiz ürünler var. MSA ile çiftlik olarak beraber bir proje geliştirdik. Bitkisel atıkların taşınabilmesi için, nişasta bazlı kompost ve organik poşetler ürettik. Kompost sebzelerin kullanılmayan kısımları, kağıt, kahve ve çay gibi bir kovada toplanıyor ve üzerine bakteri talaşı eklenip havayla teması kesiliyor. 1 haftanın sonunda turşulanıyor ve bitkiler için faydalı bir kompost yapılıyor. Bizden ürün alırken, kompostlarını teslim edebilirler. Karışık kompostları tekrar çiftliğe getirip geri dönüştürüyoruz. 

Online satış yapılıyor mu?

Biz şef arkadaşlarımızla konuşuyoruz, onlara önümüzdeki sezon ne isteyeceklerini soruyoruz. Kendi planlamalarımızı gösteriyoruz ve sonrasında üretmeye başlıyoruz. Yazlık ürünler ağırlıklı olarak biber, domates ve fasulye üzerine. Kışın ise kereviz, roka, karnabahar, brokoli gibi sebzelere ağırlık veriyoruz. 2018 yılında ürün çeşitliliğimiz artmıştı, insanlar sormaya başlayınca bir web sitesi yaptık ve onun üzerinden sipariş almaya başladık. 2019 yılında pandemi başlayınca olaylar değişti tabi. Büyük marketler falan hazırlıksız olduğu için, bize müthiş bir talep oldu. Sabah akşam ürünlerimizi paketlediğimizi hatırlıyorum. Biz de online alışveriş yapmaktan farkı yok, tek fark teslim saatini veremiyoruz. saat 2’ye kadar sipariş geldiği takdirde, ertesi gün teslim ediyorum. 

Organik tarım zor mu?

Biz burada organik tarım yaptığımız için, doğayı çok fazla kurcalamıyoruz. Ot ilacı kullanmıyoruz, böcek ilacı kullanmıyoruz, suni gübre vermiyoruz. GDO tohum bizde zaten hiç yok. Bunları kullanmadığımız için verimliliğimiz daha düşük. Karbon ayak izi artık herkesin bilmesi gereken bir şey. Topraktan aldığımız karbonu yukarı veriyoruz, bu atmosferde birikerek ısının dışarı yansımasını engelliyor. 

Ot ilacı kullanmadan nasıl ekim yapıyorsunuz?

Biz arazimizde yapışkan bantlar kullanıyoruz. Bu yapışkan tuzaklar sinekleri çekmek için kullanılıyor. Ot ilaçları sağlık açısından kansere neden olabiliyor. Eğer bu ilaçlar kanser yapıyorsa, bununla birlikte yetişmiş olan bitkiler insana ne yapabilir diye düşünmek lazım. Tarımda toprağın üzerine çıkan bitkiler oluyor istemediğimiz, ot ilacı bu amaçla kullanılıyor. Bunlar köklere verildiğinde böceklerin yok olması sağlanıyor. Biz ot ilacı kullanmadan nasıl başa çıkıyoruz, önce araziyi sürüyoruz. Yetiştirdiğimiz fideleri dikiyoruz, fideler büyürken çıkan otları çapalıyoruz. Örtü serip o örtüdeki deliklere dikiyoruz. Bu ilaçların zararlı olduğunu bile bile kullanmak doğru değil. İnsan sağlığına zarar vermeyen kimyasallar zamanla talep sonucu bulunacaktır. 

”Türkiye’de çiftçilerin ortalama yaşı 55. Bence bu korkunç bir şey.”


Türkiye’de çiftçilik yaşı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de çiftçilerin ortalama yaşı 55. Bence bu korkunç bir şey. Demek ki yeni nesil, buna önem vermiyor ve devletin bu işi çözmesi gerekiyor. Eğitim bu işin başında geliyor. Teknoloji çok hızlı ilerliyor. Bu yüzden devletin hem eğitim, hem de teknolojik ekipmanlar konusunda yardımcı olması lazım. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir