Şehrin gürültüsü dindiğinde, sanat camiasından gece mesaisinden çıkanlara kadar herkesin yolunun kesiştiği bir durak var: Ayık Çorba. Kurucusu Yüksel Koç, Almanya ve Türkiye arasında mekik dokuyan gençlik yıllarının ardından, 2016 yılında inşaatçılıktan restorancılığa geçiş yaparak ezber bozan bir sistem kurdu. “Bu kadar personele gerek yok” diyenlere inat, memleketten getirdiği ustaları ve 7/24 kesintisiz hizmet anlayışıyla kısa sürede bir İstanbul klasiği yarattı.
“2016’da başladığımızda esnaf arkadaşlar bize ‘Bu kadar personele gerek yok’ diyorlardı. ”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Yüksel Koç. Gümüşhane doğumluyum. ama çarşı pazar yakın olduğu için, en çok Erzincan’ı biliyoruz. Benim babam Almanya’ya işçi gidenlerden biriydi. Sonrasında annem de babamla birlikte gitti. Ben de gittim ama okul için memlekete geri gönderdiler. Ben amcamlarda kalıyordum. Amcamın hanımının annemden daha fazla emeği geçmiştir bende. Ailem yanımda olmadığı için babaannem çok kollamacıydı ve seviliyordum. 5-6 yıl sonra babam bizi isteyince, haberleşme imkanı olmayan bir köyden çıkıp Almanya’ya gittik. Bambaşka bir dünya vardı orada. Evlere kapandık, dil bilmiyorum, yol bilmiyorum ve Almanya’da okuyamayacağım için tekrardan Türkiye’ye dönmemize karar verildi ve çok iyi okuduk.
7/24 hizmet veriyoruz, geceleri gündüzden daha fazla iş yapıyoruz.
Sonra tekrar Almanya’ya gittim ve kesintisiz 3 yıl orada kaldım. Bu sefer babam kesin Türkiye’ye dönüş kararı verdi. Ben onun yanında işlere girdim, tamamen inşaatçı olup çıktık. Burayı yaptıktan sonra 2016’da başladık. Güvendiğimiz bir ustayı ailesiyle birlikte memleketten getirdik. Kendi tariflerimizi yapmak ve gece birinin kalması için de bir düzen kurduk. İlk başladığımızda esnaf arkadaşlar bize ‘’Bu kadar personele gerek yok.’’ diyorlardı. Ben de onlara ‘’Bizim de bir bildiğimiz var, bekle ve bizi izlemeye devam et.’’ diyordum. Müşterimiz ve işimiz oturdu.



Müşteri kitleniz nasıl?
Şu anda yaklaşık 15 çeşit çorbamız var. İstersek artırabiliriz ama yeterli diye düşünüyoruz. Yaz aylarında bir iki ilave yapıyoruz. Buraya genelde genç ve üniversiteli çocuklar geliyor. Onun dışında basından, müzik camiasından, tiyatrodan gelenler var. Sanat camiasından herkesin buraya yolu düşmüştür. 7/24 hizmet veriyoruz. Çünkü geceleri, gündüzden daha fazla iş yapıyoruz. Çorbalarımız sabah tazeleniyor. Hafta sonları çok yoğun oluyoruz. Neredeyse 4 saatte bir çorbamız yenileniyor.
”Bizim ustalarımız hiçbir zaman ‘Bununla idare et’ lafını duymamıştır. ”
Menüde hangi lezzetler var?
Yaz aylarında kimse çay bile içmiyor, çorbada boşluk oluyor. O yüzden önce alternatif olarak döner yapıyorduk, sonra kebaba çevirdik. Kebap ızgaramız en iyisi olsun diye Adana usulü yapıyoruz. Çöp şiş, ciğer, kanat gibi lezzetlerimiz var. Kendimizi ızgara adında çok tanıtmamış olsak da, ızgaramız da çok lezzetlidir.
Bizim ustalarımız hiçbir zaman ‘’Bununla idare et.’’ lafını duymamıştır. Tam tersine en iyi kalitedeki ürünleri kullanıyoruz. Şalgamın en iyisini, sarımsağı Kastamonu Taşköprü’den getiriyoruz.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
