Edirne’nin köklü esnaflık geleneğini Selanik’ten uzanan aile kökleriyle birleştiren Reşat Çakay, babasından devraldığı ızgaranın başında bir ömür tüketen gerçek bir zanaatkar. Bir zamanlar bisiklet üzerinde buzlu et taşıyarak başladığı bu yolculukta, Çakay Köfte’yi şehrin en eski ve en güvenilir lezzet duraklarından biri haline getirdi. 70 yıldır her Çarşamba kasabına giderek etini bizzat seçen Reşat Usta, “soğansız ve dinlenmiş et” formülüyle hazırladığı köfteleriyle, makineleşmeye inat el terazisi hassasiyetinde bir üretim anlayışını sürdürüyor.
“70 senedir her Çarşamba kasaba kendim giderim, başında dururum.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Reşat Çakay. 1941 Edirne doğumluyum. Bizim köken Selanik. Babam Yunanistan’dan 4 yaşında gelmiş. Biz tabi Edirne’de büyüdük. Çocukken hem hayvancılık, hem çiftçilik yaptık. Ondan sonra babam bu dükkanı alınca, babamla beraber başladım köftecilik yapmaya. Askerden gelince abimle birlikte burada çalışmaya devam ettik.
Eti dinlendirmek ve içine soğan koymamak bizim en büyük sırrımız.
Çakay Köfte nasıl kuruldu?
Biz buraya eskiden yaya geliyorduk. Bisiklete biniyorduk, buzun üstüne eti koyup getir götür yapardık. Burası aslında Yahudi köftecisiymiş eskiden. Tesadüfen babama ‘’Satayım sana bu dükkanı.’’ demiş. Babamın kudreti yetmez ama annemin babası varlıklıymış. Dedem yardım edince zamanında babamın üstüne aldılar bu dükkanı. Babam çok iyi bir insandı. Onunla beraber hem bulaşık yıkardım, hem de ızgaraya geçerdim.



En eski köfteci siz misiniz?
Bizden eskisi yok. Eskiden vardı ama kimi kapattı gitti, kalmadı yani. Müşteri geldiğinde bizde kuyruk beklerdi kapıda. Kimi mesela ete soğan koyar, biz köfteye soğan koymayız. Eti dinlendiririz, öyle daha lezzetli olur. 70 senedir Çarşamba günleri ben kasaba giderim, kendim dururum başında. Karma yaptırır gelirim köftemi hazırlayım.
Sizin köftenizi özel kılan nedir?
Eti dinlendirmek ve içine soğan koymamak. Benim elim terazi gibidir, köftelerin hepsi aynıdır. Kimi makine ile keser ama o şekilde lezzetti kaçıyor. Ben etimi karkas çiftliğinden alırım. Biz köfteyi kaburgadan yapıyoruz, irmik koyuyoruz, karbonat koyuyoruz. Güzelce yoğurup dolapta bir gün bekletiyoruz. Pişirirken de sürekli çevirmek gerekir.
”Benim elim terazi gibidir, tüm köftelerim aynı gramajdadır.”
Başka dükkan açmayı düşündünüz mü?
Bizi tanıyan herkes geliyor, yabancı da olsa geliyor. Bir müşterimiz, ‘’Gel Ankara’ya da dükkan açalım.’’ dedi. ‘’Yok, bizim burası yeter oralarda yapamayız.’’ dedim.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
