Haberler

Anadolu’nun Yeni Hazinesi Mango: Mustafa Ezici ile Tropikal Tarım

1850’lerden bu yana zeytinyağı üreten Gaziantepli bir ailenin ferdi olan Mustafa Ezici, köklü tarım mirasını modern ve vizyoner bir girişimcilikle buluşturuyor. Dünyanın dört bir yanını gezerek edindiği tecrübeyi Alanya ve Gazipaşa kıyılarına taşıyan Ezici, Türkiye’nin mango üretimindeki stratejik avantajlarını keşfeden ilk isimlerden biri. Atık yağ geri dönüşümündeki öncü kimliğini bugün tropikal meyve yetiştiriciliğine ve ihracatına aktaran Mustafa Ezici ile Türkiye’nin tarımsal potansiyelini, mangonun Avrupa pazarındaki şansını ve yeni nesil çiftçilik üzerine kurduğu gelecek vizyonunu konuştuk.

“Dünyada mango hasadı Haziran’da biterken, Türkiye’de iklim farkıyla Ağustos’ta başlıyor.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Mustafa Ezici.1971 yılında Gaziantep’te doğdum. Zeytinyağcı bir ailenin oğluyum. Nizip’te zeytinyağı fabrikamız var. 1850’den beri zeytinyağı üretiyoruz. Dedelerim zeytinyağı ile uğraşmış, annemin babası da antep fıstığı yetiştirirdi. İlkokulu Nizip’te okudum. Çocukluğumdan beri İstanbul’u çok severdim, 1991 yılında İstanbul’a yerleştim. Kendi işimi kurdum ve tavukçuluk işine girdim. Bütün tavuk üreten firmalara yağ ticareti yaptım. 

Toprak yapımız sayesinde burada yetişen mangolar hem çok daha lezzetli hem de raf ömrü bakımından oldukça dayanıklı.


Daha sonra atık yağ işini yaptım. 2005 yılında özel işe başladım ve çok büyük tonajlara ulaştım. Atık yağ bilincini Türkiye’de oluşturmaya çalıştım. 2019 yılında Alanya’ya yerleştim. Ben dünyada 50 ülke gezdim ve gezdiğim ülkelerde tropikal meyvelerin tadını denedim. Bunların Türkiye’de yetiştirilebileceğini düşündüm. Dünyada mango meyvesi Ocak ile Haziran ayları arasında üretilirken, iklim farkından dolayı burada Ağustos ile Ocak ayında üretiliyor. 

Seracılığa ne zaman başladınız?

2015 yılında ektiğim fidanlardan güzel meyve almaya başlayınca, seranın içinde daha güzel olacağına karar verdik. 2019 yılında ise fidan getirtmeye başladım. İspanya’dan fidanlar getirdik. Sonrasında Mısır’dan da meyve getirdim ve bu fidanları çiftçilere sattım. Mersin’den Finikeye kadar büyük bir ar-ge çalışması kurdum ve sonuçlarını almaya başladım. 

Türkiye’de tarım hakkında ne düşünüyorsunuz?

Seralar çok ciddi meyve vermeye başladı. Türkiye’de yetişen mangoların tadı çok güzel. Ciddi bir pazar var burada ve bu işi geliştirirsek Avrupa2nın her yerine ulaşabiliriz. İhracata başlamayı düşünüyoruz. Rusya, Avrupa ve Orta Doğu’ya satış yapmayı düşünüyoruz. Coğrafi olarak toprak yapımızdan dolayı çok kaliteli bir mango yetişiyor. Hem de raf ömrü uzun oluyor. Alanya ve Gazipaşa’da 42 çeşit meyve yetişiyor ve ihracat potansiyeli olan meyveler. Ben Mısır’dan danışman getirdim. Bahçelerin dikiminden meyvelerin satışına kadar danışmanlık yapıyorum. 

”Gençlerimize tavsiyem; dünyadaki tropikal meyvecilik eğitimlerini takip edip dil öğrenerek bu alana yönelmeleri.”


Gençlere ne önerirsiniz?

Mango çok sağlıklı bir meyve. Mango tamamen solucan gübresi ile besleniyor. Organik bir meyve ve içinde herhangi bir tarım ilacı yok. Akdeniz’de özellikle avokado, muz  ve ejder meyvesi üretiliyor ama en karlı olanı mango. Yeni nesil gençlerimiz aslında çiftçiliğe gidip güzel ticaretler yapabilir. Dünyanın birçok ülkesinde tropikal meyvecilikle ilgili üniversitede bölümler var. Gençlerimize buralara gidip ilgili eğitimi alıp ve dil öğrenip burada ziraat mühendisliği yapmalarını öneriyorum. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir