İstanbul’un kalabalık sokaklarında, dumanı tüten bir ızgaranın başında sadece köfte değil, samimiyet ve tutku da pişiyor. 90’lı yıllarda Beşiktaş sahilinde balık ekmekle başlayan yolculuğunu, bugün bir minibüsün sıcaklığında “Bay Köfte” markasıyla sürdüren Ferdi Yavuz, esnaflığın “altın kuralını” güler yüz ve dürüstlük olarak tanımlıyor. Hiçbir ustası olmadan, kendi lezzet formüllerini eşiyle birlikte mutfağında ilmek ilmek işleyen Yavuz, Kurtköy’den Çatalca’ya kadar uzanan müdavim kitlesine sadece doyurucu bir öğün değil, mutlu bir an vadediyor. “Beni burada, minibüsümde rahat bırakın; ben burada mutluyum” diyen Ferdi Yavuz ile çocukluk yıllarından hayallerine, seyyar olmanın ruhundan mutfak sırlarına uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
“Yemek yemek insanı mutlu edebilecek bir şey.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Ferdi Yavuz. 44 yaşındayım. Samsun Bafra’da dünyaya geldim. Çok küçükken İstanbul’a geldik ve doğma büyüme buralı sayılırım. 5 kardeşiz ve İstanbul’a geldiğimizde ailem çalışıyordu. Ben en küçükleri olduğum için, genelde ilgi benim üzerimdeydi. Fakir ama zengin bir çocukluk yaşadım. 7-8 yaşından beri bir şeylerin mücadelesini vermek istiyordum. Pazarda su sattım, terazi açtım, limon sattım. İhtiyacım olmasa da ben çalışmayı sevdiğim için devamlı bu işlerin içinde bulundum.
Seyyar olmanın en güzel kısmı insanların kalbine dokunmak.
Bu mesleğe nasıl başladınız?
90’lı yıllarda Beşiktaş sahilde ızgara balık satarak başladım. Sonrasında Dikilitaş’ta minibüsün içinde köftecilik yapan bir abimiz vardı. O kendine mekan açınca minibüs boşa çıktı ve ben de ona talip oldum. Burada kendimi geliştirmeye çalıştım. Cafe, büfe falan derken arabacılık işinden uzaklaşmıştım ama sonrasında tekrar yapmaya başladım. Bu yüzden sloganımız ‘’Tekrar tekrar Bay Köfte’’ oldu.



Kendinizi nasıl geliştirdiniz?
Benim hiçbir zaman ustam olmadı, hiç kimsenin yanında çalışmadım. Kendimi geliştirerek devam ettim. Yemek yemek insanı mutlu edebilecek bir şey. Hatta bazen müşteriler çok mutsuz gelip böyle gülerek neşeli bir şekilde ayrılıyorlar. Gerçekten güzel yemek yemek insanı mutlu ediyor. O yüzden işimi en üst seviyede yapmaya çalışıyorum, en güzelini sunmaya çalışıyorum. Bir müşteriyi yüzlerce kez görmek istiyorum. Böyle ailelerini alıp geldiklerinde çok mutlu oluyorum.
Kaç saat çalışıyorsunuz?
Günde belki 14-15 saat çalışıyorum. Köfteyi, sosu, sucukları ve turşuları kendimiz yapıyoruz. Pul biberleri bile kendimiz yapıyoruz. Bu konuda en büyük destekçim eşim. O mutfağın arka kısmında bana yardımcı oluyor. Eşimle çalışmak çok güzel bir duygu. Köftelerin şekillendirilmesi aşamasında gramlarına çok dikkat ediyoruz, hak geçmesini istemiyorum. Ürünlerimiz 12 gibi çıkmaya başlıyor. Eğer hava soğuksa insanlar arayıp önden sipariş veriyorlar biz hazırlıyoruz, paket alıp gidiyorlar. Yazın oturma alanımız var orada oturuyorlar. Kurtköy, Küçükçekmece, Silivri ve Çatalca’dan gelen ailelerimiz var.
Seyyar olmayı seviyor musunuz?
Ben bu işi yapmazsam, pazarcılık yapmak isterim. Bazen küçük kaçamaklarla pazarcılıkta yapıyorum. Çünkü keyif veriyor bana insanlarla iç içe olmak. Seyyar olmanın en güzel kısmı bu, insanların kalbine dokunmak, daha hissiyatlı olmak, onların seninle daha rahat konuşması. Çok teklif alıyorum, Etiler’e gidelim yer açalım diye. Onlara ‘’Beni burada rahat bırakın, ben burada çok mutluyum.’’ diyorum.
”Herkesin cebinde ikinci porsiyonu yiyecek parası olmayabilir.”
Bu işi yapmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?
Yüzleri bal satsın, her zaman güler yüzlü olsunlar. Ayrıca kaliteden asla ödün vermesinler. Bizde garnitür çok iyi olmalı, ürün çok iyi olmalı ve yüzüm her zaman bal satmalı. Eğer bir şeyi para karşılığı satıyorsak, en güzelini verebilmelisin. Bizim ürünün doyurucu olduğunu söylüyorlar. ‘’Abi bu kadar doyurucu yapmasaydın, ikinciyi de yerdik.’’ falan diyorlar. Ama herkesin cebinde maalesef ikinciyi yiyecek parası yok. Ben insanların cebindeki son parayla da olsa buradan karnını doyurarak gitmesini istiyorum.
Hayalleriniz neler?
Hayalim, daha çok insana hitap edebilmek. İnsanın işindeki başarısının beğenilmesi mutlu ediyor. Ben bu ilgiyi daha fazla insandan duymak istiyorum. İnsanlar devamlı gülmeli, bu kısa hayatta birbirini üzmesini istemiyorum. Birbirimizi üzmeyelim, kırmayalım, mutlu olalım.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
