Beykoz’un dar sokaklarından geçip o meşhur kuyruğun sonuna ulaştığınızda, sizi sadece taze bir balık ekmek değil; bir aile mirasına sahip çıkan genç bir girişimcinin enerjisi karşılıyor. İç mimarlık eğitiminin ardından babasından bayrağı devralan Nesih Çeliker, Beykoz Balık Ekmek’i lüksün ötesinde, “çatal bıçağın yasak olduğu” en doğal haliyle geleceğe taşıyor. Bir yıl içinde tekneleri kalktığında küsmek yerine sosyal medyanın gücüyle küllerinden doğan, balıklı içli köfteden balık sarmaya uzanan inovatif dokunuşlarla menüsünü zenginleştiren Çeliker ile; balıkçı barınağından masalara uzanan o taze hikayeyi, “kapıdan bakana bile ikram” diyen esnaf ahlakını ve samimiyetin formülünü konuştuk.
“Bizde lüks masalar, sandalyeler yok; hatta çatal bıçak bile yasak!”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Nesih Çeliker. 1993 Beykoz doğumluyum. Aslen Sinopluyum. İç mimarlık mezunuyum. Asıl odak noktam Beykoz balık ekmek. Kendimi bildim bileli çalışıyorum. Önce otelde, sonra marangoz ve mobilyacılarda çalıştım. Burası vardı ama babam farklı yerlerde çalışmamızı istiyordu. İç mimarlığı bitirdiğim zaman mesleğimi yapsam mı diye düşündüm, üniversiteden sonra buraya geldim. Babamdan bayrağı devraldık. Şimdi yönetim bizde diyebilirim. Sabah 9’de başlayıp akşam 11 buçuğa kadar buradayız. Balıkçılık yapmayı, misafirlerimizle ilgilenmeyi, balığı seçmeyi, ızgaraya balık atmayı hepsini seviyorum.
Bir işin başında değilsen, o iş senin değildir.
Babamdan bayrağı devraldığımızda ‘’Ben buradayız, burada en yüksek noktayı göreceğim.’’ dedim. Bu lezzeti nasıl tanıtabilirim diye düşündüm ve abimle el ele verdik. Güzel bir tablo çıktı ortaya. Çok farklı bir konseptimiz var. Buraya gelen misafirlerle tek tek ilgileniyoruz, oturup çay içiyoruz, muhabbet ediyoruz. Hareketi seviyoruz. Burası ilk olarak çiğ balık tezgahlarının kurulmasıyla başlıyor. Hamile bir kadın, ‘’Bana balık pişirir misiniz?’’ diye rica edince o şekilde balık pişirmeye başlıyorlar.



İşin başarılı olmasında sosyal medyanın etkisi oldu mu?
Biz burada yalnızca balık ekmek satmıyoruz. Balıklı içli köfte, balıklı sarma gibi farklı ürünler çıkarmaya başladık. Bizim tekneyle birlikte 60 masamız vardı, bir akşamda kaldırılacağını öğrendik. Herkes kapandı zannediyorsu. Sonrasında tekrar kolları sıvayıp sosyal medyada insanlara tanıtmaya başladık. Bir yıl sonra tekrar aynı rakama ulaştık. Kazandığımız parayı doğru kullanmamız gerekiyor.
Buraya memurlar da geliyor, ihtiyaç sahipleri de. Hepsi gelir balık ekmeğini yer, bu zamana kadar hiç birinin geri döndüğünü hatırlamıyorum. Bununla da gurur duyuyorum. Kafasını çevirip bakana bile balık ikram ederiz. Beykoz aslında çok uzak ve ters bir yer, buraya misafirlerimizi çekmek büyük bir başarı.
Sizi farklı kılan nedir?
Bizde balıklar günlüktür, taze taze balıkçı barınağından alıyoruz. Olta balıkları çok fazla geliyor. Bizde ikinci güne hiçbir balık kalmaz. en güzel balıkları seçeriz. Mekanımızda öyle lüks masalar sandalyeler yok, bizde çatal bıçak yok yasak deriz. Masaların üzerine gazete kağıdı sereriz, doğal bir ortam kurarız. Balık elle yenir diye bir etiketimiz var. İnsanlar biraz garipsiyor ama sonradan çok güzel olduğunu söylüyorlar. Farkımız ne derseniz, bir kere konseptimiz var. Samimiyet var, lezzet var, hijyen kırmızı çizgimiz. Hepsi toplanınca fark ortaya çıkıyor.
”Aynı lezzeti ve aynı ilgiyi bizzat başında durarak veremedikten sonra ikinci şubeyi açmayız.”
Şubeleşmeyi düşünüyor musunuz?
İlerisiyle ilgili planlarımız var ama önce buranın oturması lazım. Aynı şekilde bizim başında olmamız şartıyla. Çünkü bir işin başında değilsen, o iş senin değildir. Birebir ilgilenmemiz, eksikleri görmemiz lazım. Biz aynı lezzeti, aynı sunumu veremedikten sonra ikinci şubeyi açmayız.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
