Haberler

Akhisar’ın Lezzet Mimarı: Can Köfte’nin Hikayesi

Akhisar’ın hareketli sokaklarından birinde, çocukluk yıllarındaki sporcu disiplinini mutfağa taşıyan bir isim karşılıyor bizi: Ali Osman Garipcan. Bakkal dükkanında başlayan çalışma hayatı, komşu lokantalardaki ustaları hayranlıkla izlemesiyle bambaşka bir yöne evrilmiş. Kendi deyimiyle “hareket etmeyi yaşam tarzı” haline getiren Garipcan, bugün Akhisar Can Köfte’de günde bin kişiye hizmet veren bir lezzet durağının mimarı. Onun mutfağında baharatların arkasına saklanmış kusurlar yok; sadece özenle seçilmiş et, tuz, soğan ve sarsılmaz bir özgüven var. Misafirinin gözündeki o ilk beğeniyi yakalamak için köyleri gezip en iyi eti bulan, içine sinmeyen kıymayı asla servis etmeyen bir zanaatkarın, ustalığa ve sadeliğe adanmış hikayesine davetlisiniz.

“Neden kendi lezzetimi çıkarmayayım, bir şeyler yapmam lazım dedim ve köftecilik işine girdim.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Ali Osman Garipcan. Akhisar Can Köfte’nin kurucusuyum. Ortaokul yıllarımda voleybol ve basketbol takımlarında oynadım. Hareket etmek benim yaşam tarzım. Sporu çocukluğumdan beri çok seviyorum. Lise ikinci sınıfta ayrıldım ve babam o zamanlar bakkalcılık yapıyordu. Ona yardım etmeye başladım. Sonra dükkanın yanındaki lokantalardaki ustaları izlemeye başladım. Askere gitmeden önce lokantalarda baya bir çalıştım. ‘’Neden ben kendi lezzetimi çıkartmıyım, bir şeyler yapmam lazım.’’ dedim ve köftecilik işi aklıma geldi. Bir ustamızla birlikte ortak başladık işe. Dükkanın karşısında kasaplar vardı, oraya gidip onların yaptığı kıymayı izliyordum ve daha iyisini yapmam lazım diyordum. 

Bizim köftemizde karabiber, kekik olmaz. Etin bozuktur veya kokuyordur, o kokuyu bastırmak için baharat koyarsın.


Burayı açmaya nasıl karar verdiniz?

İlk işe başladığımda sabah 8’de işe başlayıp köfteleri hazırlıyordum. Tadına bakıyordum, eğer benim hoşuma gitmiyorsa o kıymayı satmıyordum. Başka bir yerden et alıp o ayarı tutturuyordum. Ben bu işe insanlara lezzetli şeyler yedireceğim diye girdim. Bir süre sonra ortakla anlaşamadık, sonrasında ayrıldık. 

Ne zorluklar yaşadınız?

İnsanlar köfteye çatalı batırıp yediği zaman gözlerinden anlıyorum beğendiklerini. Bosna Hersek’ten bir grup geldi ve onlara ‘’Eğer köfteyi beğenmezseniz, sizden ücret almayacağım.’’ dedim. Ben Akhisar’da et bulamadığım zaman köylere gidip et alıyordum. Zorluklar da yaşadık ama hiç umutsuzluğa kapılmadım. İnsan bir işi güzel yaptığında herkesin arkasında oluyor. 

Köftenin içine ne konuluyor?

Biz köftenin içine yalnızca soğan ve tuz koyuyoruz. Sinir ayıklayıcı aparatımız var. Müşterinin ağzına gelmesin diye kıymayı özenle ayıklıyoruz. şimdi kaşarlı, acılı köfte yapanlar var. Bizde köfte bu şekilde yapılıyor. Köfteye karabiber, kekik konmaz. Etin bozuktur veya bir koku vardır karabiber koyarsın kokuyu kaybetmek için. Günde bin kişiye hizmet ediyoruz burada. 

”İnsanlar çatalı köfteye batırıp ilk lokmayı yediği an, beğenip beğenmediklerini gözlerinden anlıyorum. ”


Dönüm noktanız nedir?

Benim fotoğraf merağım var. Gezmekle yürümekle doğa resimleri çekmeyi çok seviyorum. Çektiğim fotoğrafları da Instagram’da paylaşıyorum. Benim için dönüm noktası burayı aile yeri olarak açmam. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir