Haberler

Akademiden Muz Serasına: Bir “Kaçış” ve “Yeniden Doğuş” Hikayesi

Bir yanda Marmara Üniversitesi İşletme fakültesinden uzanan akademik bir kariyer ve profesörlük ünvanı, diğer yanda ise çocukluk yıllarında babasına yardım ederken “kurtulmak istediği” muz seraları… Süleyman Uyar, Alanya’nın bereketli topraklarında doğup, eğitimle kendine yeni bir yol çizmiş ancak kaderi onu eninde sonunda köklerine, yani tarımın kalbine geri getirmiş. Bugün hem bir akademisyen hem de Türkiye’nin dört bir yanına muz dağıtan bir üretici olan Uyar ile muzun 1890’lardan bugüne uzanan ticari serüvenini, üretimdeki zorlukları ve Türkiye’nin tropikal meyve geleceğini konuştuk.

“Ben aslında bu sektörden kurtulmak için okumaya karar vermiştim, profesör oldum ve kaçmış olduğum sektöre geri döndüm.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Süleyman Uyar. 1978 yılında Alanya’da doğdum. Liseyi bu bölgede okuduk. Babam yıllar önce muz işiyle ilgilenirdi, bizde ilkokulda ona yardımcı olurdu. Tarım sektörü ve muz işi aslında çok hoşuma giden bir iş değildi. Marmara Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldum ve üniversitede öğretmen olmaya karar verdim. 2007 yılında Alanya’da üniversite açıldı ve kendi köyümdeki üniversitede hizmet etmek için buraya transfer oldum. Hala aynı üniversitede çalışıyorum. Ben aslında bu sektörden kurtulmak için okumaya karar vermiştim, profesör oldum ve kaçmış olduğum sektöre geri döndüm. Hali hazırda muz üretimi yapıyoruz, tesislerde muzları paketliyoruz ve tüm Türkiye’ye toptan dağıtımını yapıyoruz.

Muz, elma gibi tek bir ağaç değil; domates gibi her yıl yenilenmesi gereken bir bitki. 


Muz yetiştiriciliği zor mu?

Aslında muz tek yıllık bir bitki. Muhtemelen muz bitkisini tanımayan çok insan var ve muzun elma gibi tek bir ağaç olduğunu zannediyor olabilirler. Halbuki muz, domates gibi her yıl yenilenmesi gereken bir ağaç. Tıpkı çocuk gibi bir bakım yapmak gerekiyor. Çapalanması, gübrelenmesi ve tımar edilmesi gerekiyor. İklim koşulları zorlaştığında poşetlenmesi gerekiyor. Yaz dönemlerinde sabahın erken saatlerde çalışıp belli bir zamana kadar işi bitirmeniz lazım. Bakım gerektiren bir ağaç olduğu için, açıkçası muz yetiştirmek oldukça zor. 

Muz yetiştiriciliği Türkiye’ye nasıl geldi?

Muz, 1920’li yıllarda ticarileşiyor. 1890’larda Mısır’a dereste ticareti yapan bir aile deneme amaçlı muz fidanı getiriyor ve Alanya’ya ekiyor. Alanya’da bunun yetiştiği fark ediliyor ve 1920’lerden sonra muzlar çoğalmaya başlıyor. 1960’lardan sonra Alanya, Gazipaşa ve Anamur’da iklimin uygun olduğu gözlemleniyor ve muz Türkiye’de yalnızca bu üç bölgede yetişebiliyor. 2010’dan sonra devlet üretimi desteklemek için teşvikler sunuyor. Muz yetiştiriciliği için nemli havanın muz tarafından alınması ama arkasından soğuk havanın gelmemesi gerekiyor. Bu da coğrafya olarak denize bakan bir yamaç olabilir. Bu coğrafya da Türkiye’de yalnızca 3 yerde var. Günümüzde gerekli düzenlemeler yapılarak Mersin, Adana, Hatay ve Afyon gibi illerde de muz üretimi yaygınlaşmaya başladı. 

Neden muz ithal ediyoruz?

Muzun ihracatı konusunda çok imkanımız yok. Dünyadaki en büyük muz üreticileri Çin ve Hindistan’dır. Ekvator ve tropikal ülkelerde nüfus fazla olduğu için, muz iç tüketimde daha çok kullanılıyor. Türkiye’ye gelen ithal muzların %95’i Ekvator’dan geliyor. Biz aslında kendimize yetecek kadar muz üretiyoruz. Geçmiş yıllardaki teşvikler nedeniyle plansızca her tarafta muz serası yapılmaya başladı. Bu nedenle arz talep dengesi de bozuldu aslında. Eskiden muz zenginlerin yiyebildiği bir besinken, şimdi üreticinin fazla olması sebebiyle oldukça ucuz fiyatlardan satılıyor. Bu durum tüketiciler için hoş olsa da, üretici açısından yapılan maliyet karşılanmıyor. 

”Eskiden muz zenginlerin yiyebildiği bir besinken, şimdi üretim fazlalığı nedeniyle oldukça ucuzladı. ”


Muz yerine hangi meyvelerin ekimi yapılabilir?

Son dönemlerde insanlar mango ve avokado gibi tropikal ürünlere yönelmeye başladılar. Belki yeni yatırımcılar, bu alanlara yönelerek raf ömrü daha uzun olan ürünlere yönelebilirler. Avokado ve mangonun dezavantajı şu, muzda bir sonraki yıl hemen meyve alabilirken, diğer tropikal meyvelerde 4-5 yılda verim alabiliyoruz. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir