3 kuşak Beyoğlulu profesyonel rehber Mois Gabay, bizleri 19. yüzyılın sonunda Galata’da yükselen ve İstanbul’un ilk apartmanlarından biri olma özelliğini taşıyan Barnathan Apartmanı’na götürüyor. Bir dönem “Galata’nın hayalet apartmanı” olarak anılan bu ikiz yapı, titiz bir restorasyon sürecinin ardından sadece bir otel projesi olarak değil; Doğu ile Batı’nın, Osmanlı mirası ile Sefarad kültürünün kesiştiği yaşayan bir müze olarak kapılarını açıyor. Nissim Barnathan’ın 1760’lara dayanan aile köklerini ve dünyanın dört bir yanına savrulan hikâyesini barındıran bina, Pera’nın modernleşme sancılarını ve çok kültürlü dokusunu taş işçiliğinde saklıyor.
“19. yüzyılın sonlarında inşa edilen bu tarihi apartman, İstanbul’un ilk apartmanları olma açısından çok değerli.”
Mois Gabay benim adım. 500 yıllık İstanbul kültüründen geliyorum. Doğma büyüme 3 kuşak Beyoğluluyum. Bir Sefarad yahudisiyim. Yaklaşık 20 yıldır profesyonel tur rehberliği ve eğitimciliyi yapıyorum. Şu anda suyun öteki yakasında, Pera’dayız. Zaman içinde 50’yi aşkın bir milletin yaşadığı bir yerdeyiz. Şu anda modernitenin başladığı yerdeyiz. Barnathan Apartmanı’ndayız.
Sefarad mutfağı aslında yokluktan doğan, Akdeniz ile Osmanlı mutfağının bir sentezidir.
Barnathan Apartmanının hikayesini anlatır mısınız?
19. yüzyılın sonlarında inşa edilen bu tarihi apartman, İstanbul’un ilk apartmanları olma açısından çok değerli. Galata’nın hayalet apartmanı olarak anılan bu apartman, yaklaşık 4-5 yıldır tekrardan hayat buldu ve köklerinden yeniden doğdu. Aile hikayesi, bir şekilde gelecek kuşaklara yeni vizyonuyla aktarıldı. Galata’da özellikle 19. yüzyılın ortalarından itibaren bankerleşme süreci başlıyor. Bu dönem, gayrimüslimlere eşit haklar ve mal edinme hakkının verildiği bir dönem. Çok köklü bir aile olan Barnathan Ailesinin hikayesi de böyle başlıyor. Ailenin hikayesi 1760’lara kadar gidiyor. Bizim temel olarak bildiğimiz Nissim Barnathan. Kendisi birçok toplum kurullarında gönüllülük yapıyor. Bir taraftan Eminönü’nde bir han, öte yandan ticaret amaçlı burada ikiz bir apartman yaptırıyor. Bu apartmanlar, İstanbul’un apartmanları.



Nissim Bey’in 8 çocuğu var. Bütün bir apartmana dağılan bir yaşam söz konusu. Aile 1920’lerde yeni umutlarla başka ülkelere göç etmeye başlıyor. Hindistan’a kadar giden aile bireyi olduğunu biliyoruz. Aile zaman içinde dağılıyor. Tek bir aile bireyi, Stella Hanım İstanbul’da kalmaya devam ediyor. O döneme baktığımızda mal mülklerinin çoğu da satarak gidecek.
Ben bu apartmanın tekrardan otel projesi olarak hayata geçirilmesini çok değerli buluyorum. Dünyanın dört bir yanına dağılan aile bireyleri, aslında dedelerinin yapmış olduğu İstanbul’da hala bir köklerinin olduğunu hatırlayacak. Barnathan bildiğim kadarıyla ticari amaçlı alınmış. İkiz apartman yapmalarından anlıyoruz bunu. Çok iyi bir taş işçiliği ile yapılmış. Bir tarafımız Boğaz’ı, bir tarafımız tarihi yarımadayı görüyor. Bu apartman aslında doğu ile batının tam ortasında kalıyor.
”Bu tarz binaları restore etmek zordur; meraklı ve istekli olmanız gerekir.”
İki önemli husus var: Bizim konuştuğumuz dil ve mutfak kültürümüz. Evlerimizde bayram sofralarında hala koruduğumuz Sefarad mutfağı. Aslında yokluktan doğan bir mutfak. Akdeniz mutfağıyla osmanlı ve Türk mutfağının bir sentezini görüyoruz. Çok sade bir mutfak. Yemeğin aslında kullanılmadığını düşündüğünüz bölümü, bu mutfakta hayat bulur. Tabi bu tarz binaları restore etmek zor. Meraklı ve buna istekli olmanız gerekiyor. Restorasyon sürecinde çok heyecanlıydım. Orijinal yapısını korumaya gayret ettik. Bu topraklara emek vermiş bir ailenin isminin yaşatılması da çok değerli.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
