Haberler

Kaizen Ramen: Bir Kasede Üç Yemek

Savaş döneminde “tek öğünde tüm besin ihtiyacını karşılama” amacıyla doğan, bugün ise dünyayı kasıp kavuran bir gastronomi fenomeni: Ramen. Türkiye’de bu kültürü Japon standartlarında sunan ilk isimlerden biri olan Berker Çakır, turizmden restoran işletmeciliğine uzanan cesur yolculuğunu anlatıyor. “Sokaktaki on kişiden dokuzu rameni bilmezken biz o bir kişiyi yakalamak için yola çıktık,” diyen Çakır ile ramenin beş ana unsurundan yalnızca üç kişinin bildiği gizli reçetelere, doygunluk hissinin sohbeti kestiği o eşsiz yemek anına kadar keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

“Ramen aslında savaş döneminde ortaya çıkmış bir yemek, bizdeki aşure gibi düşünebilirsiniz.”

Bu sektöre nasıl başladınız?

Berker Çakır benim ismim. Uluslararası bir turizm acentasının Türkiye’deki sorumlusuyum. Bu acenta ile Avrupa turları düzenliyordu öğrencilere otobüsle 2017 yılında da hem bu turizm firmasına ortak oldum, hem de restoran işletmeciliği dünyasına adım atmış olduk. Beşiktaş’ta 15 metrekarelik bir sushi restoranı açtık. Sonrasında turizmden ayrılıp sadece restoran sektöründe devam etme kararı aldım. 

Günde yalnızca 150 porsiyon ramen üretebiliyoruz ve bu kapasite bittiğinde restoranı kapatıyoruz.


Peki, neden ramen?

Ramen Türkiye’de çok geçmişi olmayan bir ürün. Fakat yine de yurtdışı gezilerimizde çok fazla yaygın olduğunu gördüğümüz ve lezzetinin aslında Türk damak tadına uygun olduğunu düşündüğümüz bir ürün. 2 sene araştırma sürecimiz oldu ve doğru reçeteyi oluşturmak için yaptığımız reçeteleri yalnızca 3 kişi biliyor. Diğer kısımları meslek sırrı olarak tutuyoruz diyebilirim. 

Ramenin çıkış noktasını anlatır mısınız?

Ramen aslında Çin’de çıkmış bir ürün, sonrasında Japonlar bu ürünün hakkını vermiş. Bizim mutfağımızda bile beyran çorbası veya erişteli tavuk çorbası ramenin başka bir versiyonu. Rameni oluşturan bazı ana unsurlar var. Bunlardan ilki ramen çorbası, ikincisi noodle, üçüncüsü aromatik tuzu, dördüncüsü aromatik yağı ve beşincisi son dokunuşu yaptığımız topping kısmı. 

Ramen aslında savaş döneminde ortaya çıkmış bir yemek, bizdeki aşure gibi düşünebilirsiniz. Bir öğünde bütün besin maddelerini nasıl alabiliriz sorusuna cevaptır. Genelde fakir halkın yediği bir ürün olarak ortaya çıktı. Fakat son zamanlarda üst kesimlerin tükettiği bir ürün haline geldi. Ama Japonya, Kore ve Çin’de halkın her kesiminin yediği bir ürün. 

Ramen yapan ilk restoran mısınız?

Evet Japon rameni yapan ilk restoranız diyebilirim. Bu işe girerken ‘’Çorbanın içerisine makarna mı atılır?’’ dediler. Aslında sokaktan çevirseniz 10 insandan dokuzu ramenin ne olduğunu bilmez. Ama biz o biri yakalamak üzerine harekete geçtik. Ürünümüze ve pazarlama kapasitemize güvendiğimiz için gözümüzü kırpmadan girdik bu işe.

”Ramen, yerken muhabbet edebileceğiniz bir ürün değil.”


Kaça kadar açıksınız?

Günde 150 porsiyon ramen üretebiliyoruz, bu kapasite bittiğinde de restoranı kapatıyoruz. Bazen 7, 8 bazen de 6’da kapatıyoruz. Özellikle yazın sıcak dönemlerinde kapanış saatine kadar ramenimiz olabiliyor. Yediğiniz her malzemenin arkasında uzun uğraşlar var. 

Ramen yemek arasında muhabbet edebileceğiniz bir ürün değil. Çünkü içerisinde çok fazla mineral ve besin öğesi var. Sizi çok çabuk doyuracak bir ürün olduğundan 3 kaşık aldıktan sonra muhabbete dalarsanız, bir anda doyduğunuzu hissedeceksiniz. Yemeğin hakkını verebilmek için ramen yerken sohbet etmemenizi diliyoruz. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir