Haberler

“Disiplin En Büyük Olay”: Burçin Büke ile Başarıya Giden Notlar

Dünyaca ünlü bir piyanist, zorlu bir konçertoya çıkmadan hemen önce kuliste ne yapar? Burçin Büke için cevap ne bir meditasyon ne de derin sessizlik; o, kapıyı kilitleyip derbi yorumlarını dinleyerek kafasını boşaltmayı tercih ediyor. Başak Okşak ile söyleşisine devam eden Büke; Fazıl Say ile olan dostluğunun bilinmeyenlerini, çocukluğunun “kapuska” kokan anılarını ve Sezen Aksu ile olan gülümseten diyaloğunu paylaşıyor. Sanatın sadece notalardan ibaret olmadığını, disiplinle harmanlanmış bir hayatın nasıl “Rakkas” tadında bir keşkeğe dönüşebileceğini Burçin Büke’den dinliyoruz.

“Konsere çıkmadan üç saat önce kulise gidip kapıyı kilitliyorum.”

Yemek yaparken nasıl müzik dinlersin?

Jazz dinliyorum, onun dışında radyoda futbol yorumlarını dinliyorum. Ben konsere gitmeden önce de 3 saat önce kulise gidiyoruz biz, kapıyı kilitliyorum. Bayağı böyle Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş yorumlarını dinliyorum. Kafamı boşaltıyorum çünkü çalacağım konçerto çok zor eser. Biraz ondan uzaklaşmaya bakıyorum. Hatta bir gün bizde 3 tane gong çalıyor ve 15 dakika sonra başlıyorlar. Son gongu duyduğumda bile duruyordum, kapıya vurdular ben Fenerbahçe – Galatasaray derbisinin yorumlarını dinliyordum. Mesela biz Fazıl ile yemekte buluştuğumuzda herkes müzik konuşuyoruz sandı ama biz futbol konuşuyorduk

Müzik yolundan gitmek isteyenlere önerim; disiplin en büyük olay.


Fazıl Bey ile birbirinizden nefret ettiğinizi mi düşünüyorlar, yoksa ne konuştuğunuzu mu merak ediyorlar?

Fazılla ben birbirimizden nefret etmeyiz. Çünkü aynı hocadaydık. Ankara’da, o da çok iyi bir yere geldi. Dünya çapında bilinen bir piyanist. Tekniği, harika fikirleri var. İnşallah Fazıl gibi 5-10 tane daha çıkar Türkiye’de. Ama dışarıdan gözüken böyle bir şey yok tabi. Yani başkaları karıştırıyor işleri. Çok değerli. Yemeğin de, müziğin de birleştirici bir gücü var. Yani insanlar beraber müzik dinlemeye giderler, yemeğe çıkarlar. Yani aslında hayattan keyif aldığımız temel şeyler bana göre.

Ben yemekle doyurmayı değil de, çok güzel bir masada sohbet edip yavaş yavaş yemeyi seviyorum. Otellerde turistler inanılmaz, öyle bir tabak yapıyorlar ki et yanına balık falan. O tabağı yiyemezsin yani. 

En sevdiğin lezzetler nelerdir?

Ben keşkek yemeyi çok seviyorum ama malesef glutensiz bir hayat sürüyorum artık. Benim en sevdiğim şey hamur işleri ve ekmektir ama bana sağlık açısından dokunuyor artık. Protein ağırlıklı besleniyorum. Bir iki tane de sebze yemeğim var. Kereviz mesela çok severim ben. Kabak çok severim. 

Balıkçılarda çalan müzikler çok güzel, direkt yemeği çağrıştırıyor sana.

Müzeyyen Senar çalan bir yere zaten meze gözüyle bakıyorsun. Zeki Müren’in, Alaattin Yavaşça’nın da güzel yorumları var. Senin ruhun nasılsa müziğin ya da tabağın onu yansıtıyor tam anlamıyla. Arabesk müzikte de şöyle söyliyim, ben Hakan Altun’u çok seviyorum. Kendisi Türk Sanat Müziği okulundan mezun. Onun aranjörü de Aydın Kara, o da çok iyi bir müzisyendir. Ama sevmediğim arabeskler de var, katlanamadığım. 

Burçin Büke nasıl bir evde büyüdü?

Ben anne yemeği ile büyüdüm. Evde annem çok güzel yemek yapar. Tavuğundan tut keşkeğine, keşkekten tut balığına kadar. Her şeyi çok zeytinyağlı yerdik biz. 5 yaşındaki bir çocuğun ot karışımını yemesi zordur ama ben onları da yerdim. Fakat 10 yaşında yatılı konservatuara gittiğim için oranın yemekleri çok zorladı beni. Şöyle bir menü geliyordu: Kıymalı yumurta, barbunya ve üzüm hoşafı. Ve ben yemek yiyemiyordum, onun için de 5 sene boyunca hep revirdeydim. Yatılı okumak çok zordu ama 15 yaşında Almanya’ya gittim. Orada tek başıma olunca yemek yapmayı ve nerede yeneceğini falan öğrendim. Kendi kendime büyüdüm aslında. 

Şu an hangi lezzeti tattığında çocukluğuna gidiyorsun?

Ben kapuska mesela çok severdim. Çocuklar sevmez aslında ama ben severdim. Enginar dolmasını yediğimde annem gelir aklıma. Gerçi eşim de güzel yapıyor. Onun için zaten kilo aldım. Size bir anımı anlatayım, sabah 7’de telefon çalıyor, eşim açıyor. Birisi işte ‘’Ben Sezen.’’ diyor. Eşim de ‘’Burçin duşta o size döner.’’ diyor. Benim Sezen diye çok arkadaşım var baktım numarayı tanımıyorum. Neyse aradım işte Sezen Aksu, ‘’Benim yakışıklı piyanistim.’’ falan dedi. ‘’Sezen yapma, ben kel göbekli oldum.’’ dedim. O da bana ‘’Oğlum benim bütün sevgililerim kel ve göbekliydi.’’ dedi.

”Sezen Aksu beni arayıp ‘yakışıklı piyanistim’ dediğinde, ona ‘Sezen yapma, ben artık kel ve göbekli oldum’ dedim.”


Senin yolundan gitmek isteyenlere ne önerirsin?

Gitmesinler. Bana çok öğrenci geliyor Diyarbakır’dan, Elazığ’dan, Sivas’tan. Hakikaten ekonomik zorlukları olan insanlar. Çok yeteneği yoksa ben anne babaya direk aman bu işe girmeyin diyorum. Çünkü bunun içinde öğretmen masrafı var, piyano alacaksınız, çocuğun çalışması lazım, yanında disiplin edecek birinin durması lazım. Çünkü çocuklar çalışmıyor. Özel ders alanlar yarım saat bile çalışmıyorlar. Ama çok yetenekli olan birisi varsa, ona ben zaten kendim de yardımcı olmaya çalışıyorum. 

Ailenin bir kere yanında olması lazım çocuğun. Çocuğun yanında disiplinli olması lazım. Hani tatlım müzik çalış gibi değil, ‘’Bugün çalışacaksın.’’ demesi lazım. Çünkü bu iş böyle. Ben 5-6 yaşlarındayken arkadaşlarım bahçede oynuyordu, benim aklım oradaydı ama babam salmıyordu. Ancak çalıştıktan sonra gidersin diyordu. Hakikaten de iyi olmuş. Çünkü ben hayatımın ondan sonrasını çok eğlenerek geçirdim. Çok önde gittim ve o sırada kapattım o arayı. Oyun şeyini sonraki yaşlarda yaşadım yani. Ama disiplin en büyük olayı. 

Keşkek’i bir Sezen Aksu şarkısı yapsan ne olurdu?

Rakkas olabilir bence. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir